enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Bitmeyen 19 Mayıslar

“1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım. Genel vaziyet ve manzara: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişah’ın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.”

Nutuk’un bu giriş bölümü çok mu bildik, tanıdık, güncel geldi? 103 yıl sonra olsa olsa rüyâ olabilir, değil mi? Umutla umutsuzluk çemberinin içinde sıkıntıyla, kaygıyla dönüp durduğumuz bugünler, âdeta karabasan! Nereye baksam, kime sorsam belirsizlik, çaresizlik!..

Aslında bu yıl mayıs, bayramlar ayıydı; bahar da baharlığını esirgemedi. Şekerin pahalı olmasına karşın (anacığım, şekere zam gelince ikirciklenirdi) covid, soluduğumuz havayı azat eyler gibi yaptığındandır, Şeker Bayramı, neredeyse birkaç yıl önceki değerine yükseldi. Keyifsiz de olunsa gezildi, bir araya gelindi.

Benim gönlüm 1 Mayıslarda, 19 Mayıslarda. Biri işçinin, emekçinin, diğeri Atatürk’ün, gençliğin, kuruluşun, kurtuluşun bayramı. Özünde sevinç, renk, direniş, yenilenme, umut, barış, bağımsızlık, özgürlük, yurt sevgisi, insanca yaşama isteği var. Bu bayram, güneşi ufuktan doğuranlarla umuttan doğuranların bayramı. Atatürk’ün, Türkân Saylan’ın, bu yürekleri taşıyan kadınların, erkeklerin, bu yolda tüm savaşım verenlerin bayramı!..

Yazıktır ki bayram sevincimizi, coşkumuzu yitirdik; işçiden, halktan, gençten, çocuktan çaldılar bayramlarımızı. Meydanlardan, kalabalıklardan, sanattan, güzelliklerden korkutmaya çalıştılar hepimizi. Bu uğurda can verenleri, kan dökenleri unuttuk. O yetmedi, Akdeniz’in, Karadeniz’in mavilerine savaş rengi düşürdük; baharı kirlettik, doğadan utanmadan!

***      ***

Nüfusumuzun dörtte birini oluşturan gençliğe armağan edilmiş bu bayramı, değil Türk insanı, dağlar, taşlar, ovalar, denizler, gökler, kuşlar, kelebekler kutlamalı onurla, gururla… Yarınları kuracak bu dinamik grup, dağ başını duman alsa da, geçit vermese de dağlar, gümüş derenin aktığı gibi yeni bir dünya kurmanın yolunu bulur. Onları, ne darağacına götürmek ne arabalarına bomba koymak ne kalleşçe vurmak ne de okulsuz, işsiz, yurtsuz, aç bırakmak yollarından alıkoyar.

Ancak şöyle acı bir gündem var karşımızda: Gençlerin %82’sinin psikolojik, fiziksel, cinsel, dijital şiddetle karşı karşıya oluşlarındandır yurtta bir gelecek göremeyip yurt dışında çalışma istekleri… İşlenen insanlık suçlarını engelleyememek, bizim büyük ayıbımız… Uygarlıksız yaşam olguları ile öğelerinin, gelecekte, gündemlerinde yer almasını istememek en doğal, en insanca haktır da…

***      ***

Bodrum’un meydanları, birbirinden değerli anılarla, izlerle doludur; yaşanmış bayramların coşkusu, bugünlere taşınmış çocuk sesleri; oyunların, düğün törenlerinin, spor etkinliklerinin, buluşmaların hevesleri, sevinçleri, alkışları… İşte bu, Bodrum’un barışçı, sevgili, saygılı yapısının Akdeniz iklimiyle bileşimidir. Havamız, iklimimiz böyle iken meydanlardan, bayram kutlamalarından, şenliklerden yasaklarla korkutmak niye!.. Dayatmalı, bilisiz âcizlik değil de ne!..

***      ***

19 Mayıslar, bir uyanışın, başlangıcın adımları iken yitirdiğimiz değerlerin de bin uyanışıdır, anılarına saygı duruşudur. 11 Mayıs 2009, Atatürkçü, çağdaş, STK’cı, ÇYDD’nin başkanı, efsane bilim kadını Türkân Saylan’ı İstanbul’da binlerce kurucu yoldaşı, sonsuzluğa uğurlarken 19 Mayıslara hüzün karıştı. Bodrum’u çok seven bu çok değerli insana, belediyemizin Tepecik Meydanı’nı ayırması, büstünü bir zeytin ağacının altına yerleştirmesi, aramızdaki yokluğuna varlık kattı. İşte eliyle yine bize yol çizmekte: “Güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar!” O, “Ben Türkân Saylan olarak gökten inmedim. Sadece gizil güçlerimi keşfettim. Yapacaklarımı düşledim, sevdim, planladım, savaştım ve başardım.” diyor. Gidişinin 13. yılında daha çok bizimle birlikte, 19 Mayıslarca!..

Ataol Behramoğlu dizelerinde dillendirmiş ya…

“Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum / Zinciri altında kımıldayan / Bitecek sanıldığı yerde başlayan”

Çağdaş Türkiye’m!

İlerici Atatürk’üm!

Bilge Türkân Saylan’ım!

Hatice Yücel/Eğitimci
19 Mayıs 2022

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.