enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yaşadığımız Kente Karşı İşlenen Suçlarda Kavakderesi ve Bodrum Kıyıları

Yaşadığımız Kente Karşı İşlenen Suçlarda Kavakderesi ve Bodrum Kıyıları

Bodrum Kent Konseyi Yürütme Kurulu her ay “Yaşadığımız Kente Karşı İşlenen Suçlar” başlığıyla kamuoyuna açıklama yapma kararı aldı. 01.06.2022 tarihinde yapılan basın açıklamasında Kavakderesi ve Bodrum kıyıları olmak üzere iki başlığı gündemine aldı.

Bodrum Gündem Haber

Bodrum Kent Konseyinin “Yaşadığımız Kente Karşı İşlenen Suçlar” başlığı ile her ay yaptığı çalışmayı detaylı olarak kamuoyuna açıklama gereği duydu.  Yürütme Kurulunun yaptığı yazılı açıklamanın detayları şöyle;

Gündeme alınan Kavakderesi ve Bodrum’da Kıyıları ile ilgili kente karşı işlenen suçlar;

1) KAVAKDERESI

Bodrum’u iklim krizine karşı dirençli bir kent yapma yolunda çeşitli çalışmalar, projeler yürütüldüğünü hepimiz duyduk, biliyoruz. İklim krizinin ve aslında çok öncesinde de, Bodrum yarımadasının en can alıcı gerçeklerinden birisi susuzluk; günümüzde arz ettiği tehlike itibariyle de kuraklık.

Peki Bodrum’da kendi susuzluğuyla yüzleşmiş; bunun gerekleri doğrultusunda, örneğin yarımadanın doğal su kaynaklarını korumaya yönelik bir yönetim anlayışı var mı? Maalesef yok. Çeşitli görüşme ve toplantılarda bu yönde niyetler ifade edilmiş olsa da hayata geçmiş somut bir netice yok. Bunun başlı başına, kente karşı işlenen bir suç olduğu hemen ifade edilebilir.

O çok övünülen Bodrum’un turizm yüzünün perde arkasında el birliğiyle hem yerli ve milli rant odaklarına hem de uluslararası sermayeye adeta peşkeş çekilen, teslim edilen bir yarımada var. Yapılaşma, nüfus artışı, bağlı alt yapı işleri derken zaten kıt olan su kaynaklarını, dolayısıyla yaşamı korumak mümkün olabilir mi? Ve bunun sonucu olarak Bodrum hem insanlar hem öbür canlılar için yaşanabilir, ziyaret edilebilir bir kent olarak var olabilir mi? Ayağımızı suyumuza göre uzatıyor muyuz?

Tüm bu sorular ve dertler çerçevesinde yaklaşık son bir yıl içinde bardağı taşıran son damla Kavakderesi oldu. Bodrum’un son doğal su tutma havzası ve 12 ay akan tek deresi, plansız, usulsüz, hukuksuz bir şekilde kelimenin tam anlamıyla tarumar ediliyor. Şikayetler, uyarılar, cezalar… Hiçbir işe yaramıyor. Bodrum son doğal su tutma havzasını göz yumula yumula kaybediyor, hepimiz kaybediyoruz.

Kavakderesi’nde olan bitene dair kronolojik olarak bir özet şu şekilde:

Geçtiğimiz yıllar içinde havzaya bir vahşi çöp depolama alanı, bir de baraj yapılmak istenmiş; bu iki girişim de havzanın doğal yapısının korunmasının ve derenin özgür akmasının hayatiyetini kavramış Bodrumlularca bertaraf edilmiştir.

Geçen sene Mayıs’tan beri dikkat çekici şekilde artış göstermiş türlü inşaat faaliyetleri ile havza tekrar çok ciddi tehdit altında. Mayıs 2021’de 20 dönümlük bir alanda, imar olmamasına karşın inşaat faaliyeti başlamış, 3 metreye varan duvarlar yapılmış, cimer’den iletilen şikayetler üzerine belediye mevzu bahis yere gitmiş fakat faaliyet durdurulamamıştır. Jandarma artezyen kuyusu da tespit etmiş lakin bu tespitin neticesi bilinmemektedir. Bugüne geldiğimizde müdahalelerin yetersiz kaldığı izinsizlik, yasak, hukuksuz işlem vs dinlemeden devam edildiği görülmektedir.

8 şubat 2022’de, yurttaşların tespit ettiği inşaat faaliyetleri üzerine Kaymakamlık’tan ve Belediye’den havzanın başka bir alanı ile ilgili yazılı başvuru yoluyla bilgi istendi. “Otlakıye/mera” vasfındaki bu yerin sahibinin “Bodrum Dereköy Yapı Kooperatifi” olduğu anlaşıldı. Kaymakamlık’tan gelen yanıta göre 15 Şubat’ta izinsiz faaliyet mühürlendi. Öte yandan, Belediye’nin duvar yapımına izin verdiği öğrenildi. Bu işlem için havzanın hayati su tutma elemanları da denebilecek maki bitki örtüsü yok edildi; mevzuat itibariyle sulak alan da olan derenin sınırına duvar çekilip dereye müdahale edildi.

15 Şubat’ı takip eden günlerde, havzanın Yaka Köy tarafında bitki örtüsünü yok edip tıraşlama yapılarak hafriyat dökümü yapıldığı yurttaşlarca Belediye’ye ihbar edilip gerekenin yapılması yazılı ve sözlü talep edildi. Bizzat başkanın da katıldığı yerinde incelemeler ile durumun vahameti yerel ve ulusal basına da yansıdı. Para cezaları kesilmiş olsa da bu caydırıcı olmadı. Tahribat devam ediyor.

Havzanın başka bir alanına dair “tiny house” ve marul bahçeleri, emlak ilanları yine yurttaşlarca tespit edilip irtibata geçildi. İlanlar sosyal medya hesaplarından çekilmiş olsa da betonarme bina inşaatları sayısız yazılı ve sözlü şikayete karşın “durdurulamıyor”.

Aynı günler içinde, hafriyat kamyonları ile yol açılmaya çalışıldığı tespit edilip yerel yönetime derhal bildirilmiş olsa da, sonuç alınamamış; bölge sakinleri Muğla alay komutanına kadar ulaşmak zorunda kalmıştır. Muğla’dan böyle bir müdahale ile kaçak çalışma durmuş ancak dönümlerce bitki örtüsü zarar görmüştür.

Bunlarla ilgili girişimler 18 Nisan’a kadar her gün devam etmiştir.

Bu sırada, 15-16 Nisan’da havzanın kuzey tarafında fırtınalı bir havada yangın çıkmış; neticede kundaklama olduğu anlaşılıp 3 kişi tutuklanmıştır. Azmettirenler hakkında bir araştırma ya da işlem yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Yangının GES yakınında çıkmış olması oldukça düşündürücüdür.

Eşzamanlı olarak, yine yurttaşların dikkatleri ve tespitleri ile batı tarafta Hayıtözü Durhasandere’ye de kaçak müdahelenin devam etmekte olduğu anlaşılmış şikayet mercilerine DSİ de eklenmiştir. Günlük müdahaleler ile geçici yavaşlamalar olsa da tahribat devam etmektedir.

1/1000’lik planlar olmamasına ve üst ve orta ölçekli planlarda koruma önceliği tarif edilmiş olmasına karşın, havzanın, emlak sitelerinde arazi arazi satışa çıkarıldığı gözlenmektedir.

19 Nisan’da Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Kaya ile yapılan toplantıdan sonuç alınamamış, havza korumaya ilişkin net niyet konusunda soru işaretleri baki kalmıştır.

Dereköylüler’in ve onların yanında olan, havzayı korumak isteyen Bodrumlular’ın çabaları devam etmektedir.

25 Mayıs’ta, havzada açılmış kuyularla ilgili DSİ’den gelen yanıtta, “herhangi bir kuyuya rastlanmamıştır” denmiştir. Oysa kuyuların tam nerede olduğu ve kim tarafından açıldığı da kendilerine iletilmiştir.

Kavakderesi’nde olan bitenler mikro ölçekte makroda, tüm ülkede yaşadıklarımızdan bağımsız değildir. Kentimizde yetki karmaşası, plan eksikliği olduğu doğrudur lakin hadi amiyane tabirle olsun top çevirme becerisi/ihtiyacı buraya da sirayet etmiştir.

Masa başlarında arazi ve inşaat pazarlıkları süregiderken arkeolojik ve doğa tarihi açılarından binler ve milyonlarca yıldır hayatta kalmış; hayatta kalma becerileri geliştirmiş bu yarımadanın satılmasına, yok edilmesine, üç günlük rant uğruna peşkeş çekilmesine, mafyatik tehditler ile sindirilmeye çalışılmasına razı değiliz. Kavakderesi havzasını da kaybedersek Bodrum’un hiçbir canlı türü için yaşam alanı olamayacağını derin kaygı ve aciliyet ile bildiririz.

2)Bodrum’da Kıyılar

Bodrum Yarımadası’nın kıyılarında işletmeler, kişiler tarafından kıyı işgallerinin yıllardır artarak sürdüğü ve vatandaşın Anayasal hakkı olan kıyılara erişimde, kullanımda engellemeler, sorunlarla karşılaştıkları, kıyıların kullanılamadığı, Bodrumluların ve tüm kurumların bildiği bir gerçektir.

ANAYASA 43. Madde “ Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

Kıyılar Anayasa ve Kıyı Yasası ile korunmaktadır. Devletin mülkü değildir, hüküm ve tasarrufu altındadır. Anayasa ve yasalarla kıyıların halka açık olduğu, eşitlik ilkesi kapsamında kullanma koruma dengesinin gözetilerek kullanılabileceği güvence altına alınmıştır. Ama Bodrum kıyılarında Anayasa ve yasalar hükümsüz kalmıştır.

Kıyılar şezlong, iskele, masa vb. seyyar uygulamalarla işletmelerin, kişilerin işgali altındadır. Kıyılardan ancak para vererek ve harcayarak yararlanılmaktadır. Kıyıların işletmelerin, şahsıların, sitelerin özel mülkü haline gelmesine ve hukuksuz ve ekosistemi bozacak uygulamaları yapmalarına izin verilmiştir, verilmektedir. Lağım suyu kıyılara akmaktadır.

Beyaz kum görüntüsü yaratmak için kıyılara Borik asit içeren Bor madeni tozları, Quartz( kuvars) tozları dökülmüştür. Dökülen kimyasal tozlarının yerinde kalması için de tonozlar beton bloklar ve Beton perdeler inşa edilerek deniz ve Kıyı ekosistemi tahrip edilmektedir. Mesela Gündoğan Bo viera projesi ile ilgili davada Bilirkişi raporunda, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanlığı’ndan alınan raporda “ konu alanda yapılan çalışmalar sebebiyle parsellerin deniz cephesi boyunca yaklaşık 20 mt. Derinliğe kadar karadan malzeme dolduğu ve deniz dibinde kıyı ekosisteminde önemli yer kaplayan deniz çayırlarının yaşam alanlarının engellendiği tespit edilmiştir “ olarak belirtilmiştir.

Dolgu, iskele vb. sabit yapılarla da denizin doğal yapısı bozulmaktadır. Kıyı düzenlemesi adı altında kıyının doğal yapısını bozan her tür müdahale ekolojik dengenin bozulmasına, çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Bugüne kadar kamuoyu tarafından dile getirilen şikayetlere, işgalin kaldırılmasına, talanın önlenmesine dair yapılan başvurulara, kazanılmış/kesinleşmiş yasal süreçlere rağmen yerel ve merkezi yönetim tarafından bu hukuksuzluğu, çevre katliamını önlemeye, kaldırmaya yönelik hiçbir adım atılmamış, kalıcı bir çözüm gündem dahi olmamıştır. Bu tavır sebebiyle işgal ve talan Bodrum’un tüm kıyılarına yayılmıştır. Kıyılar megası, küçüğü, siteleri, şahıslarıyla işgal altındadır. Pina Yarımadası, Usuluk Tabiat Parkı ve kıyı şeridi, Cennet koyu, Aspat koyu, Kızılburun Besa gibi mega projeler turizm adı yapılmış yıkım projeleridir.

İşgallerin yasalara aykırı olmasına rağmen ilgili kurumlar tarafından bu işgallere son verilmediğinden , ödenecek işgal bedeli ( ecrimisil) idare tarafından bir gelir kapısı olarak görüldüğünden, işletmeler tarafından da( işgal olduğu halde) kullanım hakkı olarak görülmektedir. Oysa Ecrimisil, haksız işgal tazminatıdır. Cezadır. Ecrimisil yasa maddesinde de vurgulandığı gibi işgale yönelik ceza işleminin yanı sıra tahliye işlemini de kapsamaktadır. Ancak bu talan ve işgalle ilgili ne denetleme ne tahliye yapılmamaktadır.

2019 Yılı yaz aylarında Kent Konseyi bünyesinde bir komisyon kurarak Bodrum Yarımadası’ndaki 15 kıyı şeridinde işgal ve talan yerinde tespit edilerek rapor yerel yönetim ve kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Kıyılardaki Hukuksuz uygulamalar, işgal ve talanın dayanağı merkezi yönetimin ben yaptım oldu uygulama ve kararları ile yerel yönetimin denetim ve bertaraf etme konusunda hiçbirşey yapmamasıdır.

Kente karşı işlenen suçların cezasızlığı suçun işlenmesine fütursuzca devama neden olmaktadır. Suç işlenmektedir, cezasız kalmaktadır, yaşam yerine suç sürdürülür oldurulmuştur.

O günden bugüne Kıyı talanı, işgalinin bertaraf edilmesi / karşı mücadele verilmesi hakkında yerel yönetimin kararlığını, sürekliliğini gösteren bilgimiz dahilinde olan bir planı, uygulaması bulunmamaktadır.

Bu nedenle Son aylarda basına da yansıyan bazı iskelelerin yıkılması, kilitli kapıların kaldırılması gibi uygulamaların Bodrum yarımadası kıyı işgalleri , talanına karşı sürdürülen bütüncül, sonuç odaklı, kararlı bir uygulama olarak elbette görmüyoruz.

Bir turizm kenti olan, hatta turizm markası iddiasındaki Bodrum için söyleyebileceğimiz tek şey “Sürdürebilir Turizm, Sürdürebilir Yaşam, Çevre ile mümkündür”.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.