enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

HALUK ŞAHİN

Haluk Şahin, 1 Ocak 1941 yılında Bursa'da dünyaya gelmiştir. Bursa erkek lisesinden mezun olduktan sonra 1964 yılında İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. 1972 yılında ABD'de Indiana University'den gazetecilik yüksek lisansı, 1974 yılında ise aynı üniversiteden kitle iletişimi dalında doktora derecesi aldı. Amerikan üniversitelerinde dersler vermiş, kitle iletişimi konusunda yaptığı araştırmalar ve dünyanın önde gelen bilimsel iletişim dergilerinde ve kitaplarda yayımlanmıştır. Pek çok uluslararası konferansa katılarak bildiriler sunmuştur. Haluk Şahin, medya sektöründe çeşitli görevlerde bulundu, genel yayın yönetmenliği, araştırma bölümü başkanlığı, danışmanlık ve köşe yazarlığı yapmıştır. Birçok televizyon programının yapımına da imzasını atmıştır. Aynı zamanda TV8'de Biz Böyleyiz adlı programı sunmuş, 2009 yılında aynı kanalda Yüksek Siyaset programını sunmuştur. 1998'den bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi, iletişim Fakültesi Televizyon Gazeteciliği Program Koordinatörüdür. Evli ve ilk evliliğinden iki çocuğu bulunmaktadır.

Ben zaten her şeyi biliyorum

Okula başlayacak olan torunum akıllı telefonu ve tableti sayesinde gerçekten pek çok şey biliyor. Peki, ya bilmedikleri? Onları ona kim öğretecek?

İşte zamanımızın en önemli sorularından biri.

Altı yaşındaki küçük torunum önümüzdeki günlerde ilkokula başlayacak. Meraklı, cin gibi bir çocuk olmasına rağmen okula gitmek istemediğini söylüyor. Nedeni sorulduğunda:

“Ben zaten her şeyi biliyorum!” yanıtını veriyor.

Bunu ciddi olarak, inanarak söylüyor. Çok haksız da sayılmaz aslında. “Her şey” derken neyi kastettiğinize bağlı. Elindeki akıllı telefona ve tablete bilmediklerini sorabiliyor. Daha üç yaşındayken Siri’ye seslenerek oynadığı oyunları değiştirebiliyor, örneğin kuşlarla ilgili bir oyun yerine atlarla ilgili bir oyuna geçebiliyordu. Kalemle yazmasını bilmese de, tuşlara basarak ya da ekrana dokunarak iletişim kurabiliyor. Her şey oracıkta.

11 yaşındaki büyük torunum ise internet üzerinden yabancı dil öğreniyor. Kullandığı uygulamada ses, görüntü, yazı “her şey” var. Öğretmenleri aksansız konuşabiliyor, yaptığı yanlışları düzeltebiliyor.

Bu listeyi böylece uzatabiliriz. Eskiden okuldan öğrendiğimiz pek çok şeyi artık internetten, bilgisayardan, televizyondan, telefondan interaktif olarak öğrenebilmemiz mümkün.

Pandemi dönemi bu listeyi daha da genişletti. “Her şey” okula gitmeden öğrenilebilir hale geldi.

OKULSUZ TOPLUMA DOĞRU

Aslında “hemen hemen her şey” demek daha doğru olur.

Nelerin okulda nelerin başka yerde öğrenileceği konusunu baştan sona yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Bu alanda değişim başlayalı epey zaman oldu ama artık iyice kaçınılmazlaştı: Yepyeni bir eğitim anlayışına ve örgütlenmesine ihtiyaç var!

İletişim filozofu Marshall McLuhan 1967 yılında yazdığı bir yazıda, televizyon çağında çocukların okula gittikleri zaman eğitimlerine ara verdiklerini öne sürmüştü. 1971 yılında düşünür Ivan Illich “Deschooling Society” (Toplumu Okulsuzlaştırmak) adlı kitabında yeni iletişim teknolojileri nedeniyle “öğrenenler”le “öğretenler”in yeniden tanımlanması gerektiğini savunmuştu.

“Bilen”, okulda olmasa da, öğrenmek isteyene öğretebilmeliydi. Yeni iletişim ağları bunu mümkün kılıyordu. İnsanlar oradan buluşabilir, birbirlerine öğretebilirlerdi.

Dijital teknolojisinin yaygınlaşması sonucu şimdi bu süreçlerin çok daha ileri aşamalarındayız. İnsanlar günde 24 saat süreyle hem dijital veri üretiyor, hem de tüketiyorlar. Bu ikincisi, tüketim, veri-enformasyon-bilgi haline alındığından eğitim kategorisine giriyor.

Evet, onlar sayesinde “her şey”i biliyor ya da bildiğimizi sanıyoruz.

Ve çelişkin olarak, o her şey dışındaki bilgilerin nasıl alınacağı sorusu daha da önem kazanıyor.

Artık “okullar” tarafından asıl öğretilmesi gerekenler onlar! Örneğin neler?

ASIL ÖĞRENMEMİZ GEREKENLER

Bence bunların başında retorik geliyor. Hitabet, yani kendini iyi ifade etme becerisi bunların birincisi; ben iletişim etiğini de bu başlık altında görüyorum.

Madem ki artık herkes iletişimci: madem ki isterse gazeteci ya da hatip olabiliyor, o halde tüm iyi iletişimciler gibi ne zaman, nasıl konuşacağını, nelere saygı göstereceğini bilmek zorunda.

Birisi bunları ona öğretecek!

Benim her şeyi bildiğini öne süren küçük torun bunu bilmediğini bilmiyor; gittiği okul ona bunu öğretmeli!

Tıpkı şiir yazmasını, bir müzik aleti çalmasını, dans etmesini, doğayı korumasını, bahçede çiçek yetiştirmesini, hamur açmasını, yıldızların ve rüzgarların adlarını öğrettiği gibi.

Asıl eğitim o zaman başlıyor!

ABSTRACT

My six year old grand daughter who is supposed to start first grade soon is extremely reluctant to go to school. “Why should I go? I already know everything!” she says. She may be right, depending on how you define “everything”. She already knows a lot of things that used to be taught in schools. So what are traditional schools to do? What will they teach children? This is one of the most important educational questions of our times. Start with rhetoric, I say. Rhetoric supported by communication ethics!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.