Bodrum Gündem

Cüneyt Arkın Sembolizması

Bu

giden

bir

YK-Enerji-14062024
YK-Enerji-14062024
previous arrow
next arrow

biten

şarkı değildir…

NÂZIM HİKMET’in MÂTEM MARŞI şiirinin son dizeleri

Cüneyt Arkın 28 Haziran 2022 tarihinde ölümün ötesine yelken açtı. Işığı bizleri aydınlatmaya devam edecek.

Kaç yıl oldu hatırlamıyorum, muhtemelen TV yayınları henüz renkli değildi. Cüneyt Arkın bir TV söyleşisindeydi. Söz konusu programda şu hikâyeyi anlattı:

“Bir gün psikiyatristin muayenehanesine çok üzgün, ağlamaklı; mutsuz birisi gelir ve anlatmaya başlar:

‘Doktor benim ekonomik durumum iyi, maddi anlamda bir sıkıntım yok. Sağlık sorunum da yok. Ancak başka bir sorunum var.’

Psikiyatrist; sorunun nedenini sorar. Mutsuz kişi anlatmaya başlar:

‘Neşelenemiyorum Doktor. Sürekli moralim bozuk. Şöyle gülmek, bazen kahkaha atmak, eğlenmek istiyorum. İşte bunun için size geldim.’

Psikiyatrist:

‘Sana bir öneride bulunabilirim. Şu karşıya birkaç gün önce bir sirk geldi. Bir de palyaço var. Ben gittim. Çok güzeldi, özellikle de o palyaço harikaydı. Gülmekten yerlere yattım. Sana da izlemeni öneririm.’

Bunun üzerine adamın fısıldayarak şöyle der: O palyaço var ya… O benim işte…”

Herhalde yorgun bir dönemden geçiyordu. Bunu bizim kuşağımız sonradan değerlendirebildi tabii ki. Çekim bir kez yapılabiliyordu; “Olmadı bu sahneyi yeniden çekelim” şansları yoktu ve daha nice zorluklar söz konusuydu. Hele, figüran kullanmadan tehlikeli sahneleri çeken Cüneyt Arkın için bu durum mutlaka daha gergindi.

O kuşak, Türk Sineması’nın kilometre taşları değil, yapı taşlarıydı. Sinemamızın bugün geldiği düzey gerçekten gurur verici. Nice başarılı oyuncular, yönetmenler ve gençler yetişti. Bugünkü başarının yolunu açanlar, Cüneyt Arkın kuşağının cefakâr sinema insanlarıydı. Yükleri ağırdı şüphesiz.

Günümüzden yaklaşık on yıl önce Cüneyt Arkın bir TV programına konuk olmuştu. Programa ilk olarak Türkân Şoray telefonla katıldı. Sonradan yine telefonla Filiz Akın ve başka katılanlar da oldu. Ailesi de sürpriz yaparak programa geldi. Türkân Şoray Cüneyt Arkın hakkında -özetle- şunları söyledi:

“Cüneyt Bey dünyanın gelmiş geçmiş en yakışıklı, en kibar, en centilmen insanıdır. Sinemaya âşıktır, rol neyi gerektiriyorsa yapar. Bu uğurda önemli kazalar geçirmiş ve neredeyse kırılmadık yeri kalmamıştır. Kendisini o kadar takdir ediyorum ki. Seyircimiz de onu kalbinin en baş köşesine koymuştur.”

Cüneyt Arkın da Türkân Şoray’ın kendisi için söylediklerine benzer sözlerle ve hatta daha fazlasıyla karşılık verdi:

“Türkân’cığım senin gözlerine bakamazdım. Senin gözlerin göz değil, gözistandı.”

Türkân Şoray’ın sözleri boğazında düğümlendi ve stüdyo alkıştan inledi. Program sunucusu da çok etkilendi bu duygusal ortamdan ve şunları söyledi:

“Şimdi olsa sizlerin adı aşk dedikodularına karışırdı.”

Her iki oyuncu da buna karşı şunları söylediler:

“Bizim dönemimizde sinema bizim için çok kutsaldı, çalıştığımız mekânlar, setler bizlerin mâbediydi.”

Bizim kuşağımız sinemaya Cüneyt Arkın döneminin filmlerini izleyerek başladı. Biz sinemayı onların filmleriyle tanıdık. Neler gördük ve öğrendik o filmlerden?

Sâfiyeti, Temiz Aşkları, Dürüstlüğü, Mertliği, Arkadaşlığı, İçtenliği ve daha başka birçok erdemi…

Bir söyleşisinde Müjde Ar şunları söylemişti:

“Sinema hayatın kendisidir. Hayatta ne varsa sinemada da o vardır.”

Dilerim ki; hayatın kendisi de Cüneyt Arkın ve o dönemin oyuncularının filmlerinde sergiledikleri erdemlerle bezensin.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.