enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Geçmişten Günümüze Bodrum’da Komşuluk İlişkileri

Bodrum’a sevdalıyım. Bodrum’u Bodrum yapan değerlere, onları yaşayan, yaşatan, anlamlı kılan insanlarına sevdalıyım. Değişen, sosyal, ekonomik toplumsal koşullar nedeniyle artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, olamayacağını bilsem de yaşatmaya çalışmaktan, gençlere anlatmaktan asla vazgeçemiyorum. Biliyorum günümüzde artık aynı sokakta oturan insanlar birbirini tanımıyorlarsa da, birbirlerine selam bile vermeden geçip gitseler de, bu yazımda her şeye rağmen komşuluk güzeldir diyerek özellikle sokağımızdaki, mahallemizdeki insanları tanımak için çabalamaktan asla vazgeçilmemesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

Bodrum un geçmiş zamanlarına tanık olarak büyüdüm. Bodrum’u Bodrum yapan insanlarını tanıdım. Daracık sokaklarını, bahçeler içindeki beyaz badanalı kireç kokan evlerini, sokakta kapı önlerinde oturup sohbet eden görmüş geçirmiş büyüklerimizin sohbetlerini dinleyerek büyüdüm.

Benim doğduğum, çocukluğumu yaşadığım Bodrumum da her evin bir hayatı vardı. Hayat ev halkını, komşuları, dostları kucaklayan buluşturan yaşam alanlarına verilen isim. Anılarımda pek çok resmi kucaklıyor mahallemizdeki hayatlar. O hayatların sahipleri şimdi yoklar. Her hayata neredeyse çocuk sayısı kadar ev yapılmış. Büyüyen aileyle beraber evlere ilave edilen plansız kaçak yapılarla neredeyse tanınamaz durumda. Çocukluğumu yaşadığım mahallem, sokaklar ve o sokaklara ruh veren hayatlar.

Ben Çarşı Mahallesi Çukur Bahçe Sokaktaki Yakup hocaların hayatında doğdum, büyüdüm. Her gün uyandığım da koşarak gittiğim başka hayatlarda yaşayan komşularımız, onların çocukları vardı. Güne birbirimizi görmeden, selamlaşmadan asla başlanmazdı. Sanki aynı sokak da ayrı evlerde yaşayan kocaman bir aile gibiydik.

Şimdi “Nerede o eski komşuluk ilişkileri…” diye yakındığınızı duyar gibiyim. Eskiden de zaman zaman bazı olumsuzluklar yaşansa da, ben hiç büyük küskünlüklere, kırgınlıklara tanık olmadım. Evde ne pişerse, güzel kokan her şeyden mutlaka komşulara da giderdi. Annemin dolu gönderdiği tabakların asla boş geri gelmediğini  “komşu hakkı, göz hakkı” olarak dolu geldiğini biliyorum.

Benim çocukluğumun Bodrumunda komşuluk ilişkilerinde çok hassas davranılırdı. Kimse kapısını kilitlemezdi. Komşunun sorunu herkes kendi sorunu gibi görürdü. Hep birlikte sevinilir, hep birlikte üzülür, hep birlikte kederlenilirdi.

Yazları tatları hala damağımda olan kokusunu hala hissettiğim bahçelerden toplanan domateslerle, imece usulü (beraberce yardımlaşarak) hayatı geniş olan bir evde toplanılması, yapılan salça, tarhana, bulgurun yapım telaşı ve biz mahalle çocuklarının etrafta koşuşturup oynamaları sanki dün gibi aklımda.

Günümüzde ramazanda verilen toplu iftar yemeklerinin yerine, çocukluğumdaki komşularımızla beraber açılan iftar yemekleri ve terafih sonrası bazen sahura kadar aklı, ahlakı, vicdanı geliştiren sohbetler hikayeler, dualarla geçen zamanları çok özlüyorum.

Evde tuz bitse, soğan bitse hemen koşar, Müzeyyen teyzemden, Alıyalıların Pembe teyzemden, Taksimlerin Fatma teyzemden, koşar alır gelirdim. Hele Hatçe teyzemin özellikle küçük çocuklu komşularına her sabah ayırdığı taze sağılmış sütü gidip almak, en büyük mutluluklarımdan biri idi. Her birini rahmet şükran ve özlemle anıyorum.

Günümüzde ise hızlı şehirleşmenin, aşırı ve plansız göçün, değişen sosyo-kültürel farklılıkların, ekonomik dengelerin önlenemez değişiminin ve aileler arasındaki ekonomik farklılık makasının iyice açılması mahallelerdeki komşuluk ilişkilerini çok olumsuz yönde etkilediğini ülkemizin her yerinde olduğu gibi Bodrum’da da hissetmek içimi çok acıtıyor.

Yıl 2022, artık eski Bodrum yok. Elbette eski komşuluk ilişkilerini aramak da mümkün değil. Ancak ne kadar büyürsek, ne kadar zenginleşirsek ne kadar farklılıkları yaşasak da, bizleri biz yapan temel değerlerimizin asla unutulmaması yaşatılmaya çalışılması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğine inanıyorum.

Yaşadığımız coğrafya ne kadar değişirse değişsin, kültür farklılıkları ne kadar derinleşirse derinleşsin komşuluk ilişkilerinin iyi ve samimi duygularla yürütülmesi çabaları toplum hayatının barışı açışından çok önemlidir. Günümüz komşulukları ile geçmişi karşılaştırmak elbette artık çok yanlış olur. Günümüz de yüz yüze oturup sohbet etmek yerine televizyon, bilgisayar, sanal ortamda arkadaşlık etmek daha revaçta. Bu konuda aile büyüklerine gerçekten fazlasıyla sorumluluk düşüyor. Günümüz çocuklarının teknolojinin getirdiği birçok olanaklara rağmen çok şanssız ve yalnız olduklarını gözlüyor ve çok üzülüyorum.

Çocukluğumun Bodrum’unda komşunun komşuyu gözetmesi, koruyup kollaması çok kıymetli bir özellikti. Öyle ki bazı komşular birbirlerine o kadar çok bağlanırlardı ki, onlara ahretlik denirdi. Onlar birbirlerine dostluklarının ölümden sonra da bitmesini istemediklerini anlatmak için ahretlik diye seslenirlerdi.

Günümüzde maalesef insanlar arasında bireycilik ve ego hakim. Şimdi artık eskisi gibi “Komşu, komşusunun külüne muhtaçtır…” anlayışları yok. Kimse kimseye katlanmak istemiyor. Hele ekonomik bağımsızlığı olanlar, kimsenin derdiyle tasasıyla ilgilenmek hiç istemiyorlar. Maalesef toplum da her geçen gün buna daha çok alışıyor.

Bugün çocuklarımıza “Komşuluk nedir?” diye sorulduğunda ezbere yanıtladıkları test sorularından daha zor ve ne yazık doğru olmayan yanıtlar vereceklerinden eminim.

Ben çocuklarıma, torunlarıma yeni nesle anlatmak istiyorum. Yaşamımız, anılarımız, mutluluklarımız, sıkıntılarımız insanlarla elbette dostlarla, paylaştıkça anlamlaşır. Yaşamımız ailemiz, arkadaşlarımız ve doğal olarak aynı sokakta, mahallede yaşadığımız komşularla daha çok anlam ve değer kazanacaktır. Unutmayalım bir “imdat!” anında bizi bazen yanımızda olamayan ailemizden önce komşularımız duyacaktır.

O nedenle çocukluğumun Bodrum’u unutulmasın istiyorum. Bugün dünya kenti Bodrum’a çocuklarımızın sosyal, ekonomik yaşamlarına ışık olsun, çocukluğumun anılarındaki Bodrum ve Bodrum’u Bodrum yapan gerçek değerler unutulmasın, gelecek nesillere anlatılsın istiyorum.

(Bu yazımı kurban bayramının 2. Gününde yazdım. Bayramları bayram tadında doyasıya yaşadığımız günleri anlamlı kılan ellerini öptüğüm tüm mahalle büyüklerimi komşularımızı özlem le saygıyla rahmetle anıyorum. Bayramlarımızı tatil anlayışından uzak tekrar bayram tadında kutlayabileceğimiz vahşetin, savaşların, hoşgörüsüzlüğün, açlığın olmadığı aydınlık yarınlarda kutlanacak günler olması dileğiyle kutlu olsun bayramız diyorum…)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.