enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Kırsalda Uyanış

Bugün, Garaova’nın Etrim Mahallesi’nde, özlemle beklediğimizin ayırdına vardığımız bir eğitim şenliği var. Yirmi beş yıldır kapısını, penceresini çocuklara kapatmış iki sınıflı ilkokul, “İsmail Hakkı Tonguç Tarım Okulu ve Müzesi” adıyla açılıyor!

Karanlıkta ışığı görür de sevinmez mi İNSAN olan! Yeniden doğmuş gibiyim! Sekiz yıllık zorunlu eğitim geldiğinde çocuklar, Pınarlıbelen Nilgün-Dr. Kerim Cangır ilk-orta öğretim okuluna taşınınca orası yıllarca boynu bükük kalmıştı…

Eğitimde devrimin öncüsü, Köy Enstitülerinin kurucusu Tonguç Baba’nın 24 Haziran günü gidişinin 62. yılında Etrim’de bu yeni girişimin yeşermesi eğitim bayramı değil de nedir? Açılış töreninde Zülfü Livaneli’nin eşitlik, kardeşlik, özgürlük türküleri yankılanırken Kale Dağı’nda ovanın ve insanın yüzü gülüyor, yüreği bir başka çarpıyor. Okul duvarındaki “Milli Ekonominin Temeli Tarımdır” özdeyişi geleceğin neye bağlı olduğunu vurguluyor!

Bodrum’a 24 km uzaklıkta 960 nüfuslu, kendi kendine yeten, bir gözü denize bakan bu dağ köyü binlerce yıl öncesinin izlerini günümüzle harmanlayarak bugüne taşır. Halikarnas Balıkçısı, “Parmak Damgası”ndaki “Etrim Yolu” öyküsünde şöyle yazar:

“İsa’dan bin yıl önce Karya’ya başkentlik yapmış Sua(n)kela ören yerini gidip göreyim, dedim. Gezmek istediğim Etrim öreni, eski Suakela ya da Suankela (Karya dilinde Sua mezar, Kela da kral demekmiş) kenti, yani krallar mezarı, bir nekrapolisti. Kayralılara adını veren Kral Kar’ın mezarı oradaymış. Kayığa atladım, yelkeni açtım. On deniz mili gittikten sonra Orak Adası’na varacak, dere tepe bir saat yürüyecek, kendimi örenin ortasında bulacaktım.

Kış sonlarıydı. Kuru topraklar cehennem gibi yanıyordu. Ne havanın bu kadar kızgınını ne de yolun bunca sarpını görmüştüm. Geçtiğim yerlerde her şey görkemliydi. Devlere taş çıkartacak büyüklükte, insana abanan uçurumlar…

Karşıma üç doruklu bir dağ çıktı. Dağın üç doruğu da Suankela kentinin duvarları… Dört bin yıl önce yok olmuş insanların, aşkların, kinlerin mezarları, çalılarla örtülü yıkıntılar… Örende taş gibi sessizlik. Duvarlardan baktım. Dağın eteğinde, toprakta sürünen “Etrim Köyü”nü gördüm.”

Balıkçı’nın deniz milleri, dere tepe adımlarının heyecanı bir yana bugün Bodrum’dan iki farklı kara yolu ile yarım saatte, ovaya girmeden orman ağaçlarının arasından kolayca, keyifli bir yolculukla Etrim’e ulaşabilirsiniz. Yerli kahvaltı mekânlarına uğramadan olmaz. Girişte, asırlık çınar ağacının dibindeki kaynak suyunda el yüz yıkanmaz, içilmezse eksik kalırsınız. Bu su kaynağının itibarı, şebeke suyu bağlanınca azalsa da hatta yol çalışmaları sırasında zarara uğrasa da o, inatla akmasa (da) meydan okurcasına damlamaktan geri durmaz; elini, damağını ıslatmak isteyenlere…

Garaova’nın susuzluk dönemlerinde, tütün ekilen yılları ninemden, babamdan dinlemiş, çekilen sıkıntıları, çocuk yaşımda öğrenmiştim. Bodrum’dan, karın tokluğuna, ailece tütüne gelen insanlar vardı… Hele okullarından uzak tütün küfelerinde, ağaç gölgelerinde büyüyen çocuk öyküleri nicedir… Gündüz ovada çalışan, geceleri halı tezgahında düşlerini, gerçek yaşamlarının üzerine ilmek ilmek dokuyan genç kızlar, tütünün öteki yüzüdür… Şimdi bu kültür, müzelik oldu gerçi…

İşte cehalete, yokluğa, yoksulluğa karşı duruşun simgelerinden biri olarak açılan İsmail Hakkı Tonguç Tarım Okulu, sürdürülebildiği, geliştirilebildiği sürece yöreye bereket yüklü baharlar getirebilir.

Etrim, lavanta kokulu bir Etrim olur. Garaova Tarım Parkı gözde olur; arıcılık, bağcılık, zeytincilik, seracılıkla varsıllaşır. Gençlik Kampı güç verir, esinlendirir. Geleceğin büyükleri gençlerimizin üretim, bilim, kalkındırma, özgürce geliştirme alanı olur, Etrim…

Bu yaz kampa katılan Adanalı gıda mühendisi doktora öğrencisi genç dostum Betül Kılınçlı, Etrim Tarım Okulu ile ilgili şunları paylaştı:

“Gençlik Tarım Kampı’ndan çok keyif aldım. Kadim gelenekleri, ata tohumlarını tanıdım; doğadaki her canlıya eşit yaşama fırsatı buldum. Üretici ziyaretlerimizde, topraktan çatala üretim zincirindeki büyük özeni gördüm, öngörülü çalışmalara hayranlık duydum. En güzel kahvaltıyı güleç, çalışkan, yetenekli Etrimli kadınların elinden yedim. Bu güzel anılar, dostluklar beni yaşam boyu umutsuzluklara karşı besleyecek. Bu imecede öncü olan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’a, Bodrum Belediyesi Tarım Hizmetleri Müdürlüğü’ne, Tayfun Yılmaz’a, M. Ali Bahar’a, Benian Bilgi’ye, yirmi beş çalışanına, Etrimliye grubumuz adına teşekkür ederim.”

Gençlik işin içine girince umut artıyor, yollar kısalıyor, yürek çırpınıyor değil mi? İki yıldır beş yüze yakın 17-40 yaş arası otuzar kişilik gruplar bir iki haftalık programlarla Etrim İ.H.T. Tarım Okulu’na geliyor; doğanın kucağında eğitimle, bilimle, emekle buluşarak öğrenip üretiyorlar. “Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür!” değil, “Giderek, görerek, dokunarak, yaşayarak, üreterek o köy bizim köyümüz!” oluyor. Turistik marka Bodrum’a gelirken biraz farklı şeyler düşleseler de Garaova marka imece, onları, umduklarından daha çok mutlu ediyor.

06:30’da kara kıl çadırlarda uyanışla başlayan günlük program geceye sarkıyor. İlk uygulamalı ders, 36 dönümlük lavanta bahçesi ile çevresinin temizliği, düzeni, yabanıl otların sökümü, sulama, çapalama, ürün toplama… Arada, kuramsal bir ders: I.H.T. Tarım Okulu sınıfında (örneğin o gün) Aksu Köy Enstitüsü çıkışlı emekli öğretmen Ali İhsan Yücel’in Köy Enstitülerinin tarihi, önemi ile İsmail Hakkı Tonguç’un katkısı işleniyor işlikte. Bu değerli bilgilerin ardından bağcılık, şarapçılık uygulaması geliyor.  Garaova üzüm bağlarında M. Ali Bahar, Erhan Yürüt, Mehmet Vuran’ın eğitmenliğinde, zeytinlikler ortasında dağı bağ yapma -çabasını- cennetini gidip görmek de var, kendilerinin ürettiği şarabı tatma şansınız da var. Bodrum üretici pazarı ünlülerinden Çömlekçi’den Osman Oral’ın seracılığı da kendi dalında değerli iş alanı örneklerinden.

Etrim’in geleneksel yörük kültüründen kalma tarım araçları, el sanatları, dokumacılık, arıcılık, tohumlar, gıda güvenliği, organik tarım ile doğada ilk yardım işliklerine giriliyor, haftalık olarak. Doğrusu denize giriliyor, yoksa gençlik kampı olmaz! Hem de Bodrum’da! Yarımada turu, Gerenkoyu, Yalı Çiftlik Plajları en çekici dinlenme, gezi alanları.

İ.H.T.T Okulu’nda başkaca programlar da var: Bu yıl, M.E.F. Üniversitesi Mimarlık Bölümü kendi grubuyla katıldı. Lavanta tarlasında yerel malzemelerle bir yapı tasarımı üzerinde çalıştılar, orada fotoğraf çektirmek isteyenler için… Taşla toprakla, ağaçla, böcekle yeni yeni tanışanlar için… Ağustos ayında da ÇYDD Gençlik, bu yılın konuğu olacak.

Tarım Okulu’nun bir bölümü, Tarım Müzesi. Etrim Muhtarı Abdullah Başol, seçim öncesi bunu muştulamıştı, “Yörük Müzesi gelecek!” diyerek; Leleg yolunun geçtiği yere ne de yakıştı!.. Ayrıca kültür ve arkeoloji turizmini de destekleyerek.

***                             ***                             ***

Eğitimin, ekonominin, tarım ve hayvancılığın çöktüğü bu dönemde Etrim’deki bu bilim yuvası, bir çoban ateşi olabilir. Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler’e bağlı bu çalışma, köylünün bilinçli örgütlenmesi ile yeşerip yeni fidanlarla çoğalarak yarına taşınacaktır. Kaynak, insandır. İnsanın bilime olan inancındaki ana düşünce, emek verilerek yetişen, edinilen ürünleri, birlikte eşit bölüşüp paylaştırmak, böylece dönüşmek, ilerlemektir.

Etrim’in aydınlık yüzüne değinmeden geçemem. Henüz yolun, elektriğin, suyun gelmediği dönemlerde Garaova insanı, toprak ağalarının, tüccarların, hacı hocaların baskısından toplumsal yaralar almıştır. Özellikle kadınları… Ancak yine de acıları, zorlukları bal eylemişlerdir…

Kız kızan okutmak için saçını süpürge yapan Elif Analar, traktörünü satan babalar tanıdım. 1960’larda bile Pınarlıbelen’den Bodrum Ortaokulu’na ulaşabilmek, okuyabilmek kadar zordu. Okumak, çetin yollar aşmak demekti. Garaova’nın geleceğini böylelikle kuracaktı her bir öğrenci…

Ayrı ayrı başarı öyküleri ile öğretmenliğimin övüncü oldular: Uzm. Dr. Turgay Borucu, Uzm Dr. İbrahim Başol, Prof. Musa Pınar, Prof. M. Ali Kaynak, diğer el verdiklerim… Öncülerine gelince Köy Enstitüsü çıkışlı unutulmayan öğretmen İbrahim Uygur (üç kız çocuğu da doktordur), Prof. Cengiz Pınar, İnşaat Müh. Hüseyin Bahar, Dr. Kerim Cangır (ile kardeşleri öğretmen olan) Cevat Cangır, Mehmet Cangır, Muammer Cangır, ayrıca Dr. Osman Topan, Ziraat Müh. Mehmet Ali Bahar ile ağabeyi Orman Müh. Şenol Bahar, Hüseyin Kurt ile niceleri, kendi dönemlerinde eğitimde fırsat eşitsizliklerini aşabilenler olarak…

Hep bu yörenin değerleri! “Tohuma, toprağa, denize inan / İnsana hepsinden önce” diyor ya Nazım!

Daha nice yöre aydını, Etrim’in İsmail Hakkı Tonguç Tarım Okulu’nu yaşatacak insan kaynağıdır. Öncülük yapacaklarından, sorumluluklarını göstereceklerinden eminim. Toprağın verimliliği hepimizin omuzlarında, ellerinde, akıllarında artacak. Toprak anadır, yârdır, yurttur, dündür, bugündür, yarındır, Cumhuriyetin 100. yılına bir kala kırsalın uyanışının ulağıdır.

Hedefimiz, kıyıdan kırsala bulaşan, yayılan yağmalamanın önüne geçmek. Doğanın keyfini bozmadan bir orman gibi kardeşçe yaşayarak Ege’nin dağlarından yağ, ovalarından bal akıtabilmek.

İsmail Hakkı Tonguç’un “Canlandıracak Köy” kitabını yeniden okumanın, irdelemenin zamanı. “Haziranda ölmek zor!” diyenleri görür gibiyim.  Değil mi ki bu uyanışın içinde gençler var, eğitim var, tarım var, halk var (bu), uyuyanları uyandıracaktır! Toprak uyanmaya, su akmaya, insan düşünmeye görsün!

 Eğitimci Hatice Yücel

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. M. Ali Demirtaş dedi ki:

    Teşekkürler. Kaleminize sağlık.