Bodrum Gündem
TANDOĞAN UYSAL

TANDOĞAN UYSAL

Tandoğan Uysal; 1985 yılında Anka Haber Ajans’ında muhabir olarak başlayan basın hayatı sırasıyla, Ulusal Basın AJANSI (UBA) Anadolu Ajansı İsveç Bürosu ve Hürriyet Gazetesi’nde 25 yıl süren İsveç Temsilcisi olarak çalıştı. İsveç Devlet Radyosu Türkçe bölümünde serbest gazeteci olarak çalıştı.

    Denize külot ile girenlere kim dur diyecek?

    Denize külot ile girenlere kim dur diyecek?

    Onun için Bodrum ve diğer turizm merkezlerine Turizm polisi ya da Turizm Zabıtası adı altında bir kontrol sistemi kurulmalı.

    Turizm polisinin, turistlerin güvenliğini sağlamak, turizm alanlarında düzeni korumak ve turizmle ilgili suçlarla mücadele etmek için kurulu diye bir tanımı Google arama motorunda buldum.

    YK-Enerji-14062024
    YK-Enerji-14062024
    previous arrow
    next arrow

    Ancak Türkiye’de günümüzde bulamadım. Mademki, bir Turizm ülkesi iddiamız var ise bu en hızlı şekilde kurulmalı.

    Günlük hayatın bir asayişi var ise turizminde bir asayişi muhakkak olmalı.

    -Neden mi?

    Çünkü bu ülkede yerli ve yabancı turistleri rahatsız edici hususlar yaşanıyor.

    Örneğin bir plaj düşünün bunun adını mülteci diyen ya da başka bir şey değin. Her şeyin bir adabı ve şekli şemalı vardır.

    Bu plajı denetleyecek kuralları hatırlatacak birilerinin olması kesinlikle lazım.

    Başıboş bir plajda nelerin olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

    Örneğin hepiniz bir şekilde yaşamışızdır; Bu ülkede denize mayo yerine külot ile giren insanları.

    Bu görüntülerin ne kadar çirkin olduğunu düşünebiliyorsunuzdur?

    Sonra bunu bir grup erkek topluluğu olarak düşünün bunlar denizi adeta istila edercesine yayılmış vaziyette ve üstlerindeki bu külotlarla denize giriyor.

    Evet, ben bunu geçen sene Bodrum Paşatarlası’nda tanık oldum. Plajdaki yerli ve yabancı turisti rahatsız ettiler. Bu kişileri uyaracak bir sistem olmadığı için herkes toplanıp evine ya da oteline gitti.

    -Peki, sadece bu mu?

    Vallahi bu konuda sahillerde büyük bir asayiş ve görüntü çirkinliği var. Bir de günün akşamı ve uzun geceleri var.  Bu saat diliminde de sahile ya da çayır çimene yatanlar alkolün etkisi ile bir kere çevreye zarar veriyor.

    Bazı zamanlarda bu kontrolsüzlük sahilde bulunan bazı eşyaları yakmaya kadar gidiyor desem abartmış olmam. İşte tam asayişi bozan durumlar ortaya çıkıyor.

    Çünkü ben sahil kenarında yaşadığım için bunları çok iyi yerinde gözlemliyorum. Bir de bunun sabahı yeni güne uyanışı var.

    Sahilde geceden bırakılan çevre kirliliğini bir görseniz inanamazsınız. Şişeler, yenilen yemek artıkları, kırılmış şişelerden etrafa saçılmış kırık cam parçaları.

    -Bunları kim temizleyecek?

    Bodrum Belediyesi’nin ekipleri sokakları temizliyor. Böyle kumdaki pislikleri temizleyecek ekipleri yok. İş yine o beğenilmeyen işletmelere kalıyor. Toplumun zarar verdiği bu ortamı işletmelerin temizlemesi adil mi?

    Tabi ki değil. Onun için bu turizm merkezlerinin başlıca bir sorunudur. Bu soruna sezon başı olduğu için yetkililerin bilgisine yaşanmış tecrübelerle sunuyorum.

    Eğer bu ülkeye kalıcı turist istiyorsak, asayişimiz başta olmak üzere temizliğimiz ve organizasyonumuz ile dört dörtlük olmalıyız.

    Yaşanmışlar, yaşamamız gerektiğinin bir kanıtıdır. O nedenle hasta bellidir. Reçeteyi de yetkililerin yazması gerekir.

    Tandoğan Uysal/ Stockhom

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Ayşen Aylan dedi ki:

      O polis artık o yetkiyle kime karışır belli olmaz,bira
      İçene mi ,kız erkek birarada olan gençlere mi ,ahlak polisi
      olur çıkarlar