Bodrum Gündem
Özkan Saçkan

Özkan Saçkan

1953 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu babasının memur olmasından dolayı çeşitli illerde geçti. Marmara Üniversitesi İletişim Fakütesi’ni bitirdi. Gazetecilik mesleğine 1975 yılında başladı. Dünya - Son Havadis – Günaydın - Takvim -Sabah – Akşam - Hürriyet gazetelerinde yazı işleri bölümünde editör, sayfa sekreteri, Bölge / Şehir Gazeteleri Müdürü, Yurt Dışı Yayınlar Müdürü ve Yazı İşleri Müdürü pozisyonlarında çalıştı. 2012 yılından itibaren Sözcü Gazetesi’nde Yurt Dışı Yayınlar Müdürlüğü görevini sürdürmektedir. 2014 – 2021 yılları arasında Sözcü Gazetesi’nde kitap eki çıkartmıştır. Halen Türkiye’nin çeşitli illerinde yayınlanan internet haber mecralarında kitap eleştirileri ve röportajları yayınlanmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Spor Yazarları Derneği üyesidir. Özkan Saçkan evli ve iki çocuk babasıdır.

    Özkan Saçkan ile Günün Kitapları 19 Mayıs 2024

    Kitapçıların raflarında yer alan  6 kitabı sizler için yorumladım

    Ordesa: “Ebeveynlerin kaybı, söylenmemiş sözlerin acısı ve sevme ve sevilme ihtiyacı hakkında güçlü, samimi, bazen sert bir kitap. Çok da iyi yazılmış.” Fernando Aramburu1. 

    Utz:  Utz, her yıl ülkeden bir kez ayrılmasına müsaade edilmesine ve her seferinde kaçıp gitmeyi düşünmesine rağmen, porselenlerini yanında götürmesine izin verilmediği için geri döner.

    Sıradışı Bir Kimyacı:  Güliz’in artık ustalaşmaya başlayan kaleminden çıkanlar, beni zaman zaman gülümsetti, çoklukla da gözlerimi yaşarttı. Artık babamı özlediğimden mi, yoksa yaşlanıyor olmamdan mı? Bilemedim…

    Lazarus- Tanrı Oyuncağı: Erich Fromm, Schopenhauer, Freud, Lacan ve Jung’un düşsel gölgelerinin eşlik ettiği Lazarus, sizi arafta kalanların dünyasına götürüyor.

    Kalenderiye: Yazar, Zaman Yeli’yle başlattığı eşsiz bakış açısını Kapadokya Dörtlüsü’nün üçüncü kitabında da sürdürüyor ve okuru başka bir oyuna sürüklüyor.

    Çölün Dili: Kısır döngüye kapılıp savrulanların hikâyesi. Doğar doğmaz büyümek zorunda kalanların hikâyesi. Savaşa, ölüme, özleme, aşka, umuda dair ne varsa bünyesinde barındıran, kadim coğrafyaya hâkim olan, acılı bir dilin hikâyesi. Gerçek bir hayat hikâyesi.

    İşte o kitaplar;

    Yürek burkan, görkemli ve cesur bir kitap

    MANUEL Vilas’tan ORDESA. Hayatının ortasında bir yol ayrımında olan bir adam, köklerini, sonunda vardığı yeri ve ailesinin yok oluşunu düşünür. Muazzam bir kargaşa içinde oturup yazmaya başlar. Hayaletlerle dolu anılarının arasından çocuklarıyla olan ilişkisine yön vermeye çalışır. İspanyol yazar, Prix Femina Ödülü’nü alan kitabında dürüst bir anlatımla büyük bir kaybın kimliğini araştırıyor. “Yürek burkan, görkemli ve cesur bir kitap.” Javier Cercas. “Etkileyici ve canlı sahnelerle dolu bir roman. Anıları yaşatmaya adanmış bir hayatın bedelleriyle karşı karşıya kalan bir adamın silinmez portresi.” The Publishers Weekly. 280 SAYFA.  (BİLGİ YAYINEVİ)

     

     

    Ömrünün sonuna kadar tutsak oldu

    BRUCE Chatwin’den UTZ. Varlıklı bir aileden gelen Alman asıllı Kaspar Joachim Utz, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Prag’a kaçan bir Meissen porseleni koleksiyoncusudur ve iki odalı dairesinde binden fazla parçadan oluşan değerli hazinesiyle ikamet etmektedir. Fakat Stalin döneminde koruyup genişlettiği koleksiyonu, rejim tarafından devlet müzelerine aktarılmak istenir. Ölümüne dek hazinesine dokunulmaması konusunda yetkililerle uzlaşan Utz, ömrünün sonuna dek hem komünist devletin hem de koleksiyonunun tutsağı olarak yaşar. 152 SAYFA.
    (CAN YAYINLARI)

     

     

    Türkiye’nin seksen yıllık dönüşümünün hikâyesi

    GÜLİZ Kanuni Tunçay’dan SIRADIŞI BİR KİMYACI- Babam Müfit Kanuni. Babamla ilgili yazılmış ilk kitap Bir Kimyacının Hikâyesi’nin arka kapağında, Türkiye’nin seksen yıllık dönüşümünün hikâyesi diye yazıyor. Güliz’in kah dinledikleriyle, kah yaşadıklarıyla yazdığı bu kitabında, hayalleriyle, bu dönüşümün içinde rol almış, hatta ciddi katkılar sağlamış bir adamın;  babamın,  başarının, sadece sözlüklerde çalışmadan önce geldiği teoremini kanıtlayan yaşamını, başka bir açıdan okuyacaksınız. 92 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

     

     

     

    İçinde cinayetin, korkunun olduğu bir yolculuk

    FIRAT Devecioğlu’ndan LAZARUS- TANRI OYUNCAĞI. “Usulüne göre gömülmeyen her şey sonradan hortlar” – Lacan. Bir hastanenin nöroloji bölümünde bilincini kaybetmiş hastalar arasında yaşayan, onlarla iletişim kuran, onları öldüren, sürekli hasta değiştiren bir refakatçi kapınızı çalıyor. İçinde cinayetin, merhametin, sevginin, korkunun olduğu soluksuz bir yolculuk başlıyor. Sıradanlıkla kahramanlık arasındaki silik çizgide yaşanacak bir yeniden doğuşa şahitlik etmek ister misiniz? Yazar, bu sarsıcı novellada, üstün insan, özgürlükten kaçış, temel bağlara dönüş, kolektif  bilinç dışı, fırlatılmışlık gibi güçlü felsefi temalar üzerinden, insan ruhunun labirentlerine odaklanıyor. 64 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

     

     

    Takvime uygun olarak yaşayanların ülkesi

    GÜRSEL Korat’tan KALENDERİYE- Kapadokya Dörtlüsü 3. Kalenderiye 1324 yılında bir İtalyan manastırında yaşayan ermiş Mazzone ile açılır. Vaktiyle Anadolu’yu dolaşmış Venedikli bir tüccar olan Mazzone, o tarihlerde kullanılmayan Latin harfleriyle Türkçe bir itirafname yazmıştır. Aşkın, çaresizliğin, isyanlarla katliamların coğrafyası Calenderia, takvime uygun olarak yaşayanların ülkesidir. Calenderia, varlıkla yokluğu ve zamanı tartışan dervişler diyarıdır. Kalenderiye Türkçede kullandığımız 29 harften fazlasıyla yazılmış ilk roman olduğundan, ô, û, ñ gibi Türkçe sesleri farklı ifade ederek yeni bir anlatı ortaya koyuyor. 2009 Notre Dame de Sion ödülünü kazanan Kalenderiye’de anlatıcı hem göze hem kulağa hitap ediyor. 224 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)  

     

    Bitmek tükenmek bilmeyen bir yürüyüşün hikâyesi

    ERAY Akgül’den ÇÖLÜN DİLİ. Bu, bir yol hikâyesi. Sarı kumların her şeyi örttüğü çölde, bitmek tükenmek bilmeyen bir yürüyüşün hikâyesi. Herhangi bir köyün meydanında, sarp dağların yamaçlarında, azgın nehirlerin yataklarında biten hayatların hikâyesi. Bombaların yağdığı, mermilerin uçuştuğu, postalların ezdiği toprakların, çare bilmez hikâyesi. Gerçek yaşama ayna tutan, bir savaştan kaçarken bambaşka savaşların içinde kalan çocukların hikâyesi. 240 SAYFA. (ESİNTİ YAYINLARI)

     

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.