enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

VURAL ÖGER İLE BODRUMDA, BODRUMU KONUŞTUK…

Vural Öger Bodrum için çok önemli noktalara değindi. Bodrum Gündem olarak, özel yaşantısından, iş yaşantısına kadar her şeyi sorduk, Vural Ögerde samimiyetle yanıtladı.

VURAL ÖGER İLE BODRUMDA, BODRUMU KONUŞTUK…
06.04.2010
0
A+
A-

Ropörtaj ve Fotoğraf

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem

Türkiye′de “Turizm” denildiğinde ilk akla gelen isim ÖGER TUR ve Vural Öger′dir. Yaşamı “BAŞARI ÖYKÜLERİ” sınıfında değerlendirilen ve ilginç olaylar ile dolu. Enerjisi ve pozitif düşünceleri ile karşısındakini etkileyen bir yapıya da sahip. Avrupa′da Parlamenter, İş adamı bir çok karpuzu koltuğunda taşıyan başarılı bir Türk İşadamı. Bodrum için düşüncelerini bizimle paylaştı.



Bodrum Gündem: Önce sizi Tanımak istiyoruz. İş yaşamı ve özel yaşantınıza kadar neler söylersiniz? Vural Öger kimdir?


Vural Öger: Bir yaşamı bir dakikaya nasıl sığdıracağız bilemiyorum. Ankara ve İstanbul’da büyüdüm. Ben 18 yaşında Liseyi bitirdikten sonra Almanya’ya gittim. Almanya’da Berlin Teknik Üniversitesinde tahsil gördüm. Yüksek Mühendis oldum. Maden Metalurji Yüksek Mühendisiyim. Orada kalmak istedim. Biliyorsunuz o dönem Türkiye’nin durumunu. Sağ sol çatışmaları başlıyordu. Herkes kaçacak bir yer arıyordu.


Bodrum Gündem: Mühendislik yapmadınız. İş yaşantısına yani turizm sektörüne bu dönemde mi girdiniz?


Vural Öger: Talebeyken bir charter işine Berlin’de bir seyahat şirketine  girdim. Yapan kimse yok. Bir karar alarak bir yaz Hamburg’da kaldım. İlk defa Hamburg’dan, Kuzey Almanya’dan Türkiye’ye charter uçakları koydum. Çokta iyi gitti oradaki Türkler için. Ondan birkaç yıl sonra turizm başladı. Yine ilk defa kuzey Almanya’dan Antalya’ya direkt uçaklar koydum. Antalya’nın mass turizm olmasında çok büyük etkimiz olmuştur. O zamanlar Almanlar Türkiye’yi bilmiyordu, gelmiyordu. Birazda biz tanıttık tabi. İşler gelişti, şimdi Almanya’nın 17 ayrı havaalanından seferlerimiz var Türkiye’ye.


Bodrum Gündem: Bu arada özel hayatınıza girmeden, iş yaşamına atladık. Hep çalışır mısınız?


Vural Öger: Yok canım, hep çalışılır mı? Ama ben özel hayatımı hep magazin dışında tuttum. Benim çok geniş bir çevrem var. Evimde Alman Bakanlarla yemek yerim. Belediye başkanları, valiler ile beraber oluruz. Onlara bana geldiği gibi bende onlara giderim. Hemen her akşam bir yere davetliyimdir. Orada TV’lere, açık oturumlara çıkarım, oranın bir vatandaşı olarak ve iş ile politik yaşamım gereği, aranan bir insanım medya tarafından. Bakın Başbakan Erdoğan, Alman Başbakanı Merkel’i ziyarete geldi 6 – 7 tane Alman TV kanalı, radyo kanalları, 6 – 7 gazete gelip röportaj yaptılar, sorular sordular. Bu konuda, ne diyorsunuz? Diyerek. Nerede bir Türkiye ile bir olay olsa beni ararlar. Dolayısı ile bu konumum Almanya’da yerleşti. Bunun dışında ben Almanya’da ister istemez politik konulara da angaje oldum.


buy Valtrex online Bodrum Gündem: Çok konuşmak istemiyorsunuz ama, Gölcük’te deprem çocuklarına bir köy yaptırdınız, anlatabilir misiniz orayı?


Vural Öger: Ben bu konuları çok konuşmak istemem aslında, bu gün bu kadar turizmci var iş adamı var, oradan önce benim Manavgat’ta Side’de “Öger İlköğretim okulum” var. 8 sınıfım var. 550 tanede talebem var. A’dan Z’ye okulu ben yaptım. Hiç kalkıp reklamını da yapmadım. Biz paramızı o bölgede kazandık, o kadar mutluyum ki, köylerden otobüs kaldırıyorıp çocukları okula taşıyoruz. 98 yılında Annemin adına yaptırdım “Perihan Ünal İlköğretim Okulu”.


Diğer çocuk köyü konusunda ise; zelzele olmuş, her yer çökmüş, fecaat yani. Ben seyretmek yerine bir şeyler yapmak gerekliliğine inanırım. Ben iş yapmasını severim. İkinci günü bir yardım edelim kararını aldım. Alman TV kanallarında konuştuk depremi, onlar ilgi gösterdiler. Yerel TV kanallarında anlattık durumu. Süper bir program yaptık o kanallarda. Mustafa Sandalları falan çağırdık, geldiler sağ olsunlar. O gün televizyon programında telefonla Alman Kadınlar yardımda bulundular. Yaklaşık 2 milyon Mark toparladık. O tesisin 2 milyon 450 bin Mark civarında bir maaliyeti vardır. 10 blokluk şahane bir çocuk köyü yaptık.


Oranın en güzel evleridir. Öyle güzel oldu ki, o yaptığım evleri gelip, villa diye satın almak isteyenler oluyormuş.


Bizde iyi insanlar çoktur. Para kazanmak iş yapmak elbette güzel şeyler, ama insanın mutlaka sosyal bir sorumluluğu olması gerekiyor. Bu Ermenilerde vardır, Rumlarda vardır. Yahudiler örneğin birbirlerini çok tutarlar. Ben buralardan para kazanmışım. Ben o bölgeye destek olmaz paylaşmazsam rahatsız olurum. O nedenle ben okul yaptırdım, sosyal projelere para harcadım. 110 yetim çocuğa bir yurt yaptık. Her şey maddiyat değildir. Bana verdiği manevi zevki anlatamam size. Ben şimdi senede bir gidiyorum ziyaret ediyorum orayı. Çocukların çoğu büyüdü üniversiteye gidiyorlar artık, iki tanesine burs veriyorum. Ama bu konularda konuşmak çok istemiyorum, çünkü bunu ben kendim için yapıyorum. Kendi vicdanım için. Bunlar piyasaya çok güzel satılabilir, ihtiyacı olan satsın. Ben egomu bununla tatmin edemem ki.


Bodrum Gündem: İş hayatına dönersek, sadece Almanya -Türkiye’mi çalışıyorsunuz? Başka ülkelere de ulaşıyor musunuz?


Vural Öger: Elbette Türkiye’den sonra, biz diğer destinasyonlara da girdik. Küba, Dominik Cumhuriyetleri, Mısır, Tunus, Fas, Tayland, Kenya gibi. Ama ağırlık Türkiye elbette, ama oralarda gidiyoruz işte.


Bodrum Gündem: İstihdam ettiğiniz personel çok olsa gerek.Kendi otelleriniz var mı?


purchase Lasix Vural Öger: Almanya’da Hamburg merkezimizde, yaklaşık 300 çalışanımız var. Fakat Türkiye’de altı otelimiz. Buradaki Incoming şirketimiz, 3 bin çalışanımız var. Burada bir otel şirketi kurduk. Üç otelimiz kendimize ait. Onlardan biride işte şu an bulunduğumuz Marina Vista. Diğerlerini de 8 sene 10 seneliğine kiraladık. “Holiday Plan” adı altında otelcilik “managment şirketi” olarak çalıştırıyoruz.

Bodrum Gündem: 1969 yılında başlayan bir başarı hikayesi sizinki. Almanya’da bir Türk olarak başarıya nasıl ulaştınız?


Vural Öger: Almanya’ya 18 yaşında tahta bavulla gittim, aradan yıllar geçtikten sonra bu gün Almanya Başbakanı seni Alman milletvekili olarak Bürüksele gönderiyorum diyor.  Bundan daha fazla egomu ne artırabilir. Almanya ile İngiltere veya Almanya ile İtalya oynadığında ben Alman’ım diyorum, ama Almanya ile Türkiye oynadığında ben Türküm diyorum. Ben onlara şimdi Alman vatandaşıyım ama benim içimde çok büyük bir Türkiye var. Alman’ında hoşuna gidiyor. Ama kendi kurallarıma göre yaşayacağım diye ortaya çıkmıyorum. Almanya’daki değer yapısını, Almanya’daki demokratik değerleri kabul ederek yaşıyorum. Kuralara uyuyor, oyunu ona göre oynuyorum. Zamanında vergimi ödüyorum. Almanla bu şartlarda bana niye karşı olacaklar ki üstelik destekliyorlar. İstiyorlar ki bütün göçmenler öyle olsun. O nedenle ister istemez bizi örnek insan olarak gösterdiler. Çünkü ben doğruyu söylüyorum, ne bir partiyi nede bir hükümeti tutuyorum. Ne de Alman’lara laf ediyorum. Almanların iyi yaptıkları da var, eksik yanlış yaptıkları da var. Ama bir gerçek var Almanya hiç kimseyi zorlamadı ki buraya gelin diye. Oraya git sonra Alman’ların üzerine git, bu doğru değil ki. Diyelim Pakistan’dan Türkiye’ye göçmenler gelse ve deseler ki Türkiye şöyle, Türkiye böyle, siz ne yaparsınız millet olarak, devlet olarak. Aynı şey yani. Ben Almanlara hatalarını söylüyorum, kabul de ediyorlar. Göçmen çağırıyorsunuz onlara ikinci sınıf muamele ediyorsunuz, geldikleri ülkelere ikinci sınıf davranıyorsunuz. Daha ne bekliyorsunuz ki o zaman.


Bodrum Gündem: Alman Başbakanı Merkel’in Türkiye’ye gelişi ile ilgili yorumunuz nedir?


Vural Öger: Alman Basını bana iki gün önce beklentin ne diye bu seyahatten diye.


Ben Ankara merkezi tanıyorsam eğer, Türkler artık eski Türkler değil artık. İngilizler ile Fransızlar ile nasıl konuşuyorsa Türkiye ile de aynı şekilde ve tavırda konuşmak zorundadır. Türkler artık öğrenci öğretmen ilişkisinden bıktı. Buraya hep öğretmen geliyor ve Türklerin onuruna dokunuyor. Bütün alman basını yazdı bunu. Biz artık eşit noktalardayız. Dolayısı ile önce bu Türkiye’ye vize ayıbını kaldırsın. Yol açsın sonra bizden beklesin.


İmtiyazlı ortaklık böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl bir Avrupa, bir alman hükümeti imza atıyor biz müzakerelere başladık diye, sonra başka hükümet geliyor, imtiyazlı ortaklık diyor. Ben bunu Türk insanına nasıl anlatacağım, bu Avrupa değeri diye. Onların hukukunda “ahde vefa” diye bir prensip var, bu yapılan hukuk prensiplerine karşı. Böyle bir şey olabilir mi?


Bodrum Gündem: Şirketlerinizi siz mi yönetiyorsunuz, kızınıza devrettiniz mi yoksa?  


Vural Öger: Ahhh keşke. Bende başındayım, kızımda başında. Ancak her noktamızda bir yöneticimiz vardır. Ben ve kızım stratejiyi tespit ederiz. Nereye yatırım yapalım, hangi hatta uçacağız, hangi uçak şirketleri ile uçacağız gibi. Günlük satış ve diğer konular ile ben ilgilenmem.


Bodrum Gündem: Bodrum’a gelelim izin verirseniz. Bodrum sizin için ne anlam taşıyor?  


Vural Öger: Bodrum Türkiye dışında bir yer. Bodrum bir hayat tarzı. Burada yepyeni bir hayat tarzı oluşuyor. Ne yazkık ki Antalya, Kuşadası bu hayat tarzını kuramadı. Bence Bodrum bu işi götürüyor.


Bodrum Gündem: Tam bu noktada Antalya ve Bodrum karşılaştırmasını sormalıyız. Antalya ve Bodrum′u  karşılaştırır mısınız?


Vural Öger: İstanbul’da belli bir trend, sosyal, kültürel ve ekonomik seviyeye sahip olan güneyde bir ev alacaksa eğer, Antalya’dan ev almak istemiyor almıyor da Bodrum da almak istiyor. İşte ikisi arasındaki en büyük fark bu. Çünkü Bodrumda kendilerine bir hayat tarzı sunuluyor “life style” sunuyoruz. Antalya’da bu gün 10-15 katlı binalar, apartmanlar yapıldı. Millet buralardan kaçıyor. Burada iki katı geçmeyen, bahçeli güzel bir yaşam tarzı oluşuyor. Artık herkes bunu istiyor.


Bodrum Gündem: Bodrum’un büyümesi bu anlamda tartışma konusu. Bodrum büyümeli mi?


Vural Öger: Bence Bodrum büyüsün. Yarımada da büyümeli. Ancak Bodrum merkezine artık bir ev tahdidi konulmalı.


Bodrum Gündem: Bodrum’un büyümesi gerekir diyorsunuz ama ev tahdidi konulmalı da diyorsunuz. Nasıl olacak bu?


Vural Öger: Görünen kısmı artık büyümeyi durdurmalı. Tepelere katiyen müsaade edilmemesi lazım. İki eski ev yıkılıp iki yeni ev yapılmış, bir bahçeli villa yapılmış, güzel bir tarz oluşturulmuş, bunlar önemli değil. Milas’a doğru dünya kadar yer var. Yeni yerleşim merkezleri kurulabilir, düzenlenebilir. Güzel mimari tarzlarla değerlendirilebilir, büyümeyi oraya kaydırmak kaydı ile büyür Bodrum. Palma adası her yıl 35 milyon turisti ağırlıyor. Palma’nın boyu 70 km. Türkiye için veya Bodrum için 70 km nedir ki. Koskoca Türkiye’ye gelen turist sayısı 27 milyon, Palma adasına gelen 35 milyon. Yani demem odur ki, 70 km de şahane turizm yapılabiliyor. Turgutreis ile havaalanı arası 70 km. değil mi? 20 km de Milas toplam 90 km hat boyunca çok büyük bir alan var. Akıllı bir şekilde, bol yeşillikle, bir tabiat içinde, otantik bir mimari ile bütün bir Bodrum Yarımadası şahane bir Turizm merkezi haline getirilebilir. Buraya o zaman 10 milyon turist gelse bile kaldırır, bu şekilde genişlesin büyüsün. Ama bir şey yapılmasın. Eğer dağlara tepelere ev kondurmaya başlanırsa ki bazı yerlerde görüyorsunuz başlamış durumda, bir de iki katı geçerse Bodrum ölür. Ben aynı konuşmayı 20 sene önce Kuşadası Belediye başkanı ile yaptım. Beni anlamadı dinlemedi. İşte orada gelinen durumu görüyorsunuz.


Bodrum Gündem: Bağlantılı olarak düşündüğümüzde Bodrum’da 5 yıldızlı oteller konusunda ne düşünüyorsunuz? Devasa oteller Bodrum için ne ifade ediyor?


Vural Öger: Öldürür burayı. 800 – 1000 yataklı tatil köyleri, 5-6 katlı oteller burayı yok eder. Bodrum’un geleceğinde 50 ile 80 odayı geçmeyen butik oteller olmalıdır. Buna yönelik yatırımlar planlıyoruz bizde. Dev gibi oteller planlamıyoruz Bodrum için.


Bodrum Gündem: Bodrum idari ve yerel yönetimlerimiz ile görüşüyorsunuz. Onların bu bakış açınıza olan tepkileri nasıl?


Vural Öger: Burada belediye başkanı sayın Mehmet Kocadon ile konuştum, aynı benim frekansımda düşünüyor. Ben çok mutlu oldum. Onun burada çok daha güzel şeyler yapacağını düşünüyorum. Ben ne düşünsem o ben söylemeden söylüyor.


Bodrum Gündem: Bodrum Ticaret Odası, Türkiye genelinde en büyük odalardan. Onlar ile bu konularda bir temasınız odlumu?


Vural Öger: Yakın zamanda Bodrum Ticaret Odası ile bir temas kurmak istiyorum. Onlar ile birlikte turizm konusunda, bir söyleşi, panel düzenlemek de istiyorum.


Bodrum Gündem: Bodrum’da düşüncelerinizin büyük bölümüne katılanlar var. Golf turizmi açısından bakıldığında Bodrum Golf turizmi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?


Vural Öger: Birkaç hafta önce Mısır Hurgada’daydım. Orada Kempinski Otelin hemen arkasında, dünyanın en mükemmel beşinci golf sahası yapılıyor. Hurghada neresi Mısırın kenarında hiçbir şeyi olmayan bir çöl. Ama çölün üzerinde yaratılan bir mucize. Su nereden geliyor? Denizden. Deniz suyunu arıtıyorlar ve o su yetiyor. Para verdikten sonra golf oynayan kişiler ve golf kulüpleri, suyu denizden alırlar yatırımı ona göre yaparlar. Olay tenkit ediliyor ama olayı iyice analiz etmeleri gerekiyor. Golf sahalarındaki en büyük sorun sudur. İnanılmayacak kadar su tüketilir. Suyu temin ettiğin yerler ve yaptığın proje bu zararı kapatacak şekilde olursa, oynayan insanda o parayı ödüyorsa geriye ne sorun kalıyor? Diyorlar ki bir çok ağaç kesiliyor. Belki Belek tarafında hatalar da yapılmış olabilir. Beleğin arka bölümündeki arazileri tekrar ağaçlandırabilirlerdi. Bunu sadece golfe yüklemek olmaz da, proje ve yürütme hataları olarak değerlendirilmesinde fayda vardır. Belekteki hatalar her yerde olacaktır diye bir şey söylemek çok doğru olmaz. Palma adasında bile 13-14 tane golf alanı var. 70 km ye 14 tane koymuşlar, bizim Türkiye’de 15 – 16 tane gol sahası var. Onlarda deniz suyunu arıtarak kullanmaya başladılar sonuçta. Bu bir maliyet olayıdır. Sen oranın maliyetini kulübe gelen, golf oynayandan alıyorsan sorun yoktur. Şunu unutmayın golf oynayanlar her zaman ekonomik olarak ortanın üzerindedirler. Onların hep beklentileri vardır ve beklentileri yüksektir. O nedenle golf sahaları ile otel o konsepte çok yakışır. Örneğin Milas tarafında çok büyük alanlar var. Yapılsın oralara golf sahaları, yanına 30 – 40 odalı şık oteller yap, havuzları olsun, adam zaten denize girmek için gelmiyor, golf oynamaya geliyor. Kafeteryalar, alışveriş merkezleri yap yepyeni bir turizm noktaları oluşsun.


 


Bodrum Gündem: Golf turizmi yüksek gelir düzeyine sahip kişilerden oluştuğuna göre ona uygun bir Bodrum merkezi oluşturmak gerekmiyor mu? Bodrum çarşısı için ne düşünüyorsunuz?


Vural Öger: Aynı hata Belekte yapıldı. Belek projesi yapılırken Ankara’da bir çok kişi ile konuştum. O bölgeye uygun bir mimari ile Kuşadası’ndaki Kervansaray gibi bir alışveriş merkezi oluşturulsun markalar gelsin ve gelen turist alışverişini zevk ile ve güvenle yapabilsin. Böyle bir ortamda 150 euroya Gucci gömleğini alıyor, sen 5 euroya sahtesini satarsan zaten sorun çıkar, bu böyle olur mu?


Bodrum Gündem: Bodrum bunu başarabilecek mi?


Vural Öger: Bodrum iyi yolda, başaracak bunu. Pazarı düzenlemek durumdalar, markaları getirmek ve gelmesini sağlayacak noktalar oluşturulmalıdır. Butikler içeride sergiler ürünlerini, burada beş günlük sakalla karşına çıkar ve sahte Gucci’yi 5 euro ya satmaya çalışırsan bu olmaz. Alaçatı bile bir cadde ile ne kadar turist çekiyor. Bodrum bunu yapmayacak mı? Daha büyüğünü, kalitelisini ve güzelini yapabilecek güçte burası.


Bodrum Gündem: Her şey dahil sistemi çok önemli bir sorun, ne düşünüyorsunuz?


Vural Öger: 10- 15  yıl öncesine bakın o kadar kaliteli insanlar gelirdi. Profösörler, iş adamları. Şimdi her şey dahile bakın. Antalya’yı Ruslara teslim ettik işte. Rusları küçümsemek için söylemiyorum, ama beklentileri ve harcadıklarına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 5 dolar harcıyor harcamıyor, o kadar işte. Onların beklentileri belli ucuz yatak, güneş, kum deniz, seks. Avrupa turistine benzemez ki ucuz ucuz tişörtleri alır, otelde yer içer sonrada döner Rusya’ya.


 Bodrum Gündem: Türkiye turizm merkezlerinin sınıflandırılması lazım o zaman değil mi?


Vural Öger: Elbette. Ege Bölgesinin en büyük hatası Antalya’ya benzemesi olur. Beli merkezler artık farklı oluşumlar yaratmak zorundadır. Bodrum, Çeşme, Alaçatı, Ayvalık gibi. Buralar mücevher değerindedir. Buralardan mucizeler yaratılabilir. Ama sakın 50 – 80 odadan fazla otel yapma hazırlıkları yapmasınlar. Onu isteyenler Antalya’ya gitsin, buralarda var olanlara eklemek en önemli hata olacaktır.


Bodrum Gündem: Ege de ve Bodrum’da fiyatlar ve sunumda farklılıklar olması gerekiyor değil mi?


Vural Öger: Aynen öyle. Geçtiğimiz ekim ayında bu otel tam olarak doluydu. Hem de oda kahvaltı olarak. Günlüğü de Antalya’daki her şey dahil otelimizin 6 – 7 kat daha fazla fiyatta olmasına rağmen. Antalya’da her şey dahil 5 yıldız konforunu 35 euro’dan veriyor,  bu işin hamallığı değil mi? Fark ne? Ben burada bir hayat tarzı sunuyorum çünkü. Mart ayında yüzde 80 – 90 doluyum. Neden çünkü insanlar farklı bir tarz bekliyor. Büyük otellerde sıradan hizmet almak istemiyor. Farklılık ve tarz bekliyor. Otelde küçük değişiklikler yaptım görüyorsunuz. Antik ürünler ve resimler ile o kaliteyi, farklı tarzı oluşturuyoruz. Odalarda farklı şeyler yaptırıyorum, güzel bornozlar havlular. Bütün bu yenilikler insanların biraz daha fazla para ödemesi için bir nedendir. İşletmede ne yaparsan kaliteye dair, mutlaka karşılığını alıyoruz. Estetik ve kalite sunun turiste, o karşılığını mutlaka verir.


Bodrum Gündem: Ege, Akdeniz’den farklı sunulması gerektiğini söylüyorsunuz o zaman.


Vural Öger: Kesinlikle Ayvalık, Cunda, Çeşme, Gümüldür, Bodrum buralar her zaman küçük otellerin olduğu kendine özgü otantik bir yapıda büyümesi gelişmesi lazım. O zaman buralara milyonlarca kaliteli turist çekersiniz. Avrupalı o zaman gelir. Ege ne olur her şey dahile girmesin. Ege tarz sunsun, otantik bir yaşam tatil sunsun.


Bodrum Gündem: Bu farklılık esnafını da olumlu yönde etkiler mi?


Vural Öger: Onu demek istiyorum işte. Ben burada oda kahvaltı veriyorum. Çıksın otelden, öğleyin köfte yesin, akşam balık lokantasına gitsin, İtalyan, Çin lokantasına gitsin, dolaşsın alışveriş yapsın. Böylelikle sinerji oluşacak hep beraber kazanılacaktır. Bodrum’un gelişmesine katkımızın böyle olacağını düşünüyorum ve uygulamanın sonuçlarını görüyorum işte.


Bodrum Gündem: Alman turistler eskisi kadar fazla gelmiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?


Vural Öger: Türkiye’nin imajı son 10 – 20 yıl içinde değişti. Daha önce gelenler 15 – 20 odalı otellere geliyorlardı. Çok şık, karyolalı odalar, otantik hava. Onları çok seviyorlardı. Antalya’da başlayan bu her şey dahil turizm ile her şey değişti. Türkiye güzel, kum, deniz ve ucuz. İşte burada en önemli noktaya dikkat çekiyorum “ucuz”. Avrupa’da kaliteli ve yüksek gelirli insanlarda yanında çalışan personel ile aynı yerde tatil yapmak istemiyor. O zaman tercihlerini başka yerlere döndürüyor. Örneğin Belek’ten çıkıp nereye gidecek. Bodrum’da çarşıya çıktığında ne yapacak söyler misiniz? 5 euro’luk sahte Gucci mi alacak?


Bodrum Gündem: Türkiye’nin yurtdışındaki imajı nedir?Tanıtımda bir sorun var o zaman.


Vural Öger: Türkiye eşittir Antalya, Antalya eşittir her şey dahil, ve ucuz. Aslında Bodrum bu zincire uymuyor. O nedenle Bodrum kendi tanıtımını ve tarzını kendisi anlatmalıdır. Bodrum’u bütün Türkiye turizm tanıtımından farklı yapmak zorundadır. Burada farklı bir yaşam, tarz bulunduğunu anlatmamız lazımdır.


Bodrum Gündem: Olacak mı? İnanıyor musunuz?


Vural Öger: Eğer hata yapmaz ve kaliteli hizmeti yayabilirsek yarımada geneline başaracağız elbette. Ben kesinlikle inanıyorum. Alaçatı’nın birkaç sokakta yaptığını biz büyük bir şekilde Bodrum’da yapabilirsek, o istenilen kaliteli zengin turist burayı tercih edecektir, kesinlikle.


Bodrum Gündem: Bodrum değişim için bir başlangıç yapmış durumda, her yer yıkılıyor, yeni ve Bodrum’a yakışır bir tarz oluşturulmaya çalışılıyor. Ne düşünüyorsunuz yapılanlar ile ilgili olarak?


Vural Öger: Başkanınız çok aklı başında ve iyi bir şeyler yapacak inancındayım. Çarşı içinin de Bodrum’a yakışır bir yer yapacak düşüncesindeyim.


Bodrum Gündem: Bodrum sadece Butik Oteller olduğu takdirde, istenilen yükselişi yakalayabilecek mi?


Vural Öger: Sadece butik oteller yetmez tabi. Ona uygun alışveriş merkezler ve çarşı içindeki görünümü biraz güzelleştirmek, estetik katmak gerekmektedir. Alaçatı bunu başardı, Bodrum’da bunu başaracaktır.


Bodrum Gündem: Son olarak klasik bir soru ile bitirelim. Ekonomi muhabirleri her iş adamına mutlaka bu soruyu sorar.


Genç bir girişimci olarak başladığınız iş yaşamınızla bağlantılı olarak, turizm sektörüne girecek olan genç girişimcilere tavsiyeleriniz var mı?


Vural Öger: buy methotrexate Öncelikle bildikleri işi yapmaları gerekiyor. O şunu işi yapmış bende yapayım mantığı ile işe girişmesinler. En önemli noktalardan biriside iyi bir ekip kurmaları gerekmektedir. Proföyonel bir ekip olmalı. Muhasebe, işletme, finans yönetimini iyi yapabilecek bir ekip oluşturmalarını tavsiye ediyorum. Turizmde estetik çok önemlidir. Örneğin iki otel ya da restaurant yapılmış. İkisi de aynı parayı yatırmış, ama birisininki dolup taşarken diğeri iş yapamıyor. Neden? İşte burada estetik ve kaliteli hizmet anlayışı öne çıkıyor.


Biz ekip çalışmasına inandığımız için Antalya’da bir personel eğitim merkezi kurduk. Bizde çalışacak olanlar mutlaka burada eğitimden geçiyor. Yani köyden gelip üzerine garson kıyafetini geçirip müşterimizin karşısına koymuyoruz. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok. Fransa, İtalya bunu başardılar zaten.


Bodrum Gündem:  Son demiştim ama bir son soru daha Türkiye’de siyaset düşünüyor musunuz?


Vural Öger: Birçok teklif alıyorum. Avrupa’nın merkezinde, beş sene Bürüksel’de siyaset yaptım. Bu işi yapacaksanız her şeyi bırakmak zorundasınız. Hem iş hem politika beraber gitmez. İşiniz varken, politikaya girecek olursanız devamlı hedef olursunuz. Birde Türkiye’de bir saygınlığımız var. Her görüşten ve her milletten insan bizleri sever. Bu önemli bir noktadır. Bir partiye girdiğinizde, o partiyi seçmeyenlerin tamamını karşınızda bulursunuz. O nedenle şu an için değil ama yarın günler ne getirir bilemiyorum tabi. Ankara’da politikaya girebilirsiniz bir şekilde, ama ben Avrupa’da siyaset yapmayı tercih ediyorum ki bu iş oldukça zordur. Örneğin geçtiğimiz hafta Sosyal Demokrat parti başkanı bölgedeki camileri dolaşacaklarını söyledi bize katılır mısın, diye rica ettiler. Birlikte dolaştık. Alman basınına hep bizi anlattı. Bunlar enterasan vazifelerdir, enterasan fonksiyonlardır. Ben orada bir yerde Türk insanını temsil ediyorum ve onların politikası içinde olabiliyorum. Ben Bürüksel’deyken Sosyal demokratların Türkiye’ye bakış açıları açısından çok önemli katkılarım olmuştur. Bu fonksiyonum böyle devam eder ve daha uygun olur düşüncesindeyim. Altan Öymen ne kadar değerli bir adam ama yaşatmadılar işte. Olmuyor bir türlü, liderler sultasının olduğu bir politika platformunda siyaset yapmak çok zor.


Bodrum Gündem: Çok teşekkür ediyoruz. Çok önemli noktalara değindiniz ve bizlerle paylaştınız.


Vural Öger: Tam bodrum havasında bir söyleşi oldu. Kıyafetimizle konularımızla. Bende çok teşekkür ediyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.