enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

DERS ÇIKARMA ZAMANI / Can Pulak Yazıları…

   Güzel Türkiyem, cennet vatanım benim, nedir senin bu başına gelenler?

Yıllardır felaketlerle uğraşıyoruz, belanın birini defetmeden ötekiyle boğuşuyoruz, kendi yarattığımız iç ve dış düşmanlarla savaşıyoruz. Yetti artık, durulmanın ve huzura kavuşmanın zamanı gelmedi mi artık?

Terör yetmedi, bir de darbe teşebbüsü çıktı karşımıza. Böyle giderse, yarın bizi bekleyecek yeni tehlikelerle de karşılaşabiliriz. Artık aklımızı başımıza toplamalı, bizi bugünlere getiren yanlışların ne olduğunu görmeli ve gereğini vakit geçirmeden hemen yapmalıyız.

Darbeyi Feto’cular mı planladı, Feto’cu subayların işi mi bu, herkes bir tahmin yürütüyor. Kim planlarsa planlasın, darbenin tam kendisiyle karşılaştık. Şansımız varmış, ülkemizi Allah korudu, yoksa çok kanlı ve çok daha feci bir tablo meydana gelirdi. Hem Feto’nun böylesine büyük bir gücü olduğuna pek inanmıyorum. Öyle olsaydı seçimlerde, Meclise 5-10 milletvekili sokmaz mıydı?

Bu nasıl darbe böyle diye dalga geçenler var. Yok amatörmüş, yok iyi planlanmamış, yok askerler ne yapacaklarını bilmiyorlarmış filan… İyi ki başarıya ulaşamadı. Hepimiz ona dua edelim. Darbenin şakası olmaz, bakın Cumhurbaşkanı bile canını 15 dakikalık bir farkla kurtardı. Haberi zamanında alamasa, birinci ordu komutanı ona güvence vermese, şansı yaver gitmese, Marmaris’te otelden çıkamazdı. Genelkurmay Başkanı da, burnunun dibindeki darbecileri fark edemedi ya…

Türk siyasetçileri büyük bir yanlış yaptı. Her gelen iktidar, bilgi ve tecrübe isteyen görevlere, yetişmiş elemanları tasfiye ederek, kendi adamlarını getirdiler. Bu öteden beri yapılan yanlışlığın faturasını Türkiye, şimdi çok ağır şekilde ödüyor. Bunun en çarpıcı örneği istihbaratta görülüyor. MİT’in sivilleşmesi ve askeri istihbaratın dağıtılması gibi operasyonlar, ülkenin milli menfaatleri değil, hep siyasi iktidarların çıkarları gözetilerek yapıldı. Öyle olunca, Türk istihbaratının dünyaca takdir edilen gücü de çökertildi.

Dikkat edin darbe virüsü, hep kötü yönetimler döneminde harekete geçer. Bir ülkede demokrasi tam ve sağlıklı işlemiyorsa, yasalar adil ve eşit uygulanmıyorsa, muhalefete hareket sahası bırakılmıyorsa, ya darbe senaryoları devreye girer yada halk sokaklara dökülür. Onun için demokrasiyi tam ve eksiksiz uygulamak gerek.

Yarım demokrasi, çeyrek demokrasi filan olmaz. Oldu mu ya tam olacak yada sistemin yeni adı konulacak. Hani şimdi milletçe demokrasiyi kurtardık diye öğünüyoruz, ama olmayan demokrasiyi kurtarma görüntüsü gibi bir gariplik de yaratmayalım. Anlaşılıyor ki, gerçek demokrasi yolunda daha çok ekmek yememiz gerekiyor. Daha alınacak çok mesafemiz var.

Demokrasinin en önemli kurumlarından biri, basın-medya ve iletişim üçgenidir. Halkın haber alma ve ifade özgürlüğü, demokrasilerin aort damarıdır. Bu damarı keser yada işlevini kendi kontrolünüze geçirmeye çalışırsanız, demokrasiyi soluksuz bırakırsınız. O durumda ülkede rahatsızlıklar, huzursuzluklar ve dedikodular artar. Sonucun da ne olacağını artık hepimiz kestirmiş olmalıyız. Son darbe teşebbüsünü iyi okumak, gelişimini ve sonuçlarını iyi değerlendirmek lazım. Burada, o işine gelmeyenlerin devamlı şikayetçi olduğu medyanın gücü, darbenin bastırılmasında çok önemli bir rol oynadı. Eğer Cumhurbaşkanı akıllı telefon yoluyla ekranlardan milleti meydanlara çağırmasaydı, eğer darbe karşıtı komutanlar televizyonlardan sokaktaki askeri kışlaya döndürecek şeyler söyleyemeseydi, darbeyi bastırmak kolay olmazdı. Darbenin kırılma noktasını arıyorsanız, bunu basının fedakarca yayınlarında bulabilirsiniz.

İlk günlerin heyecanı ve şaşkınlığı içinde kışladan çıkan askere kızgınlık, tepki ve öfke gösterenler, günahsız Mehmetçikleri linç etmeye kalkışanlar oldu. Keşke bu tabloları hiç görmeseydik, hepimizin yüreği yandı. Orduya karşı artık çok dikkatli olmalı, onun kırılan onurunu elbirliğiyle onarmalı ve onu eski saygın ve güçlü görünümüne süratle kavuşturmalıyız. Yanlışıyla doğrusuyla bu bizim ordumuzdur, bunu unutmayalım. Ayrıca milleti her gece meydanlarda nöbete çağırmak da, pek akıllıca bir karar değildi. Allah korusun en küçük bir provokasyon, binlerce insanı telef edebilir. Toplum psikolojisi şakaya gelmez, bir bakarsınız ki kontrolden çıkmış ve beklenmeyen olaylara sebep olmuş. Aman dikkat…

Olan oldu, şimdi en önemli bölüme geliyorum. Bu yaşadıklarımızdan gerekli dersleri çıkarmalıyız. Ne yapmalıyız ki, bir daha böyle talihsizlikler kapımızı çalmasın. Önce milli birlik ve beraberliği sağlamalıyız. Milletin bölünmüş görünümünü süratle ortadan kaldırmalıyız. Milli bütçeden maaş alanların tümünü, iktidarın değil devletin memuru haline getirmeliyiz. Şimdiye kadar yaptığımız yanlışları kabul etmeli, bunları tekrarlamamalı, kapalı değil şeffaf devlet yönetimine geçmeliyiz. Anayasamızı ve yasalarımızı tam ve eksiksiz uygulamalı, (ben yaptım oldu) dönem ve anlayışına son vermeliyiz. Adaleti mutlaka sağlamalı, laiklikten vazgeçmemeli, insanların tercihlerine müdahale etmemeli ve saygı göstermeliyiz. Milli eğitimimizi yaz-boz tahtasına çevirmeyelim artık. Üniversitelerimizden korkmayalım, bu ilim yuvalarında oluşacak bilimsel fikirlerden ürkmeyelim.

Yönetim tüm milleti kucaklayacak bir politikayı hemen başlatmalı, ülkede genel bir barışma ortamını mutlaka tesis etmelidir. Devleti temizliyoruz diye, ayıklanan memurların yerine iktidarın adamlarını yerleştirmeyelim artık. Bu büyük yanlışta ısrar, bizi terk etmemiz gereken noktaya geri getirir. Adam kayırmayalım, işleri adil şekilde ve ehil firmalara dağıtalım. Yolsuzluk ve suistimalin üzerine gidelim, yargıyı mutlaka rahat bırakalım. Başkanlarını çay toplamaya götürmek, ister istemez yanlış anlamalara ve yorumlara sebep olur. Onun için, insani davranışlarda bile dikkat etmek gerekir.

İktidar kendisine muhalefet edenler neye itiraz ediyorlarsa, o konuların üzerinde daha tarafsız davranmayı, Anayasa ve yasalara tam uyum içinde hareket etmeyi ön plana alırsa, rahatsızlıkların ve huzursuzlukların önü, önemli ölçüde kesilir.

Daha yazılacak çok şey var, ama şimdilik bu kadarı yeter. Devletime ve milletime geçmiş olsun diyor, darbe teşebbüsünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara ise acil şifalar diliyorum…

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.