enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

KIYMAYALIM  REİSİNİZE!!! Fikret Karataş yazıları…

KIYMAYALIM  REİSİNİZE!!! Fikret Karataş yazıları…

recep-tayyip-erdoğan-bodrumgundemEskilerin söylemiyle hayhuy (kargaşa, gürültü, karışıklık), sahte oy kullanma, hanımların saç baş yolma uğraşı, erkeklerin kavgalarında “bacak dişleme” suçlamasına dek ulaşan olgular içinde tanımlandı Anayasa değişikliği.

Kanımıza göre, değiştirilen bu 18 madde rejimi de değiştiriyor elbet.  Binali Yıldırım ve Tayip Erdoğan‘ın sistem değişikliği lafına inanmak aklımızla kendimizin dalga geçmesi olur. O nedenle ben, aklımla dalga geçmeyeceğim ve önümüzdeki süreçte buna göre hareket edeceğim, düşüneceğim.

Değişen 18 maddedeki hükümler olağanüstü hal çerçevesine (Kanun hükmündeki kararnamelere) iliştirildiğinde, mevcut Anayasanın diğer maddelerinin hüküm gücünü sıfırlıyor. Bu 18 maddenin içerdiği yetki kullanma Anayasanın hangi maddesiyle ilgili oluyorsa, o konuyu istenildiği şekilde uygulama olanağını tanımış oluyor. Bir diğer anlatımla anayasa bundan böyle bu 18 maddeden ibaret hale geliyor.

Yani dominant 18 madde…

Biz böyle değerlendirirken karşıt siyasal partiler, sivil toplum örgütleri, Barolar, özgün diğer kuruluşlar, satılmayan hukukçular, ticaret erbabının yüreklileri ve en önemlisi HALKIMIZ bu Anayasanın artık bir diktatör anayasası olduğu konusunda eksiksiz hemfikir hale geldi.

Ne demek diktatör: “Bütün siyasal, idari, ekonomik, basın yayına ait yetkileri kendinde toplamış kişi. Zorba. Otokratik bir hükümet biçiminde, yönetimin tek bir kişi tarafından yönetilmesi. Mutlak güç ve egemenliğin sahibi olan lider…”

Anayasada yapılan değişiklikler bu tanımlara uygun olarak değerlendirilemez mi?…

Yasma, yürütme, yargı, ordu, atamalar, aziller, bütçe yapma, bütçe uygulama, adalet mekanizması ve benzer çok önemli olgular bir tek kişinin irade, yetki ve takdirine terk ediliyor.

Öyleyse: sistem filan diye gizleme çabasına sapmadan adını koyalım. Eğer evet çıkarsa, iki üç ay içinde laik, demokratik, demokrasi, kuralları geçerli Atatürk Cumhuriyeti, tek adamın egemenliğini ilan ettiği o isimle anılacak, o rejimin kuralları uygun görülecek.

O nedenle Sayın Kılıçdaoğlu da “Diktatör bozuntusu” lafını bırakıp yenisi neyse onu söylesin. Böylesi daha doğru olmaz mı?…

Ne ise biz bu arada ünlü diktatörlere bir göz atalım dedik:

Libya-Kaddafi: İhtilalle geldi. Uzun yıllar halkını ezerek hükmetti. Sonunda halkı onu linç etti.

Tunus-Zeynel Abidin Bin Ali: İşsizlik ve yoksulluk yüzünden ülkesinden kaçtı.

Mısır, Enver Sedat: İhtilalle geldi, suikastle gitti. Hüsnü Mübarek, seçimle geldi diktatör oldu, halk ve ordu onu bitiriverdi.

İtalya-Mussolini: Faşist partiler dışındakileri kapattı. Sendikaları yasa dışı ilan edip, basını sansürle susturdu. Eğitimi denetine aldı, gazetecileri hapsetti. Halk ihtilali sonucu ayağından asıldı sonrada ölüsü sokaklarda sürüklendi.

Romanya-Çavuşesku: Serbest düşünce ve basını baskı altına aldı. Her şey karneye bağlandı. Karşısında devrim hareketi başlatıldı İdam mangası önünde eşiyle birlikte can verdi.

Portekiz-Salazar: 36 yıl hükmetti. Halkına çok büyük acılar yaşattı. Beyin travmasından öldü.

Filipinler-Macos: Milyarlarca doları yurt dışına kaçırdı Halk ihtilali ile devrildi.

Zaire (Kongo)- Mabutu: 32 yıl iktidarda kaldı. Kabile ihtilali ile devrildi Fas’a akaçtı.

Ve Miloseviç (Yugoslavya), Ziya ül Hak (Pakistan), Malum Adolf Hitler de aynı yolun yolcuları oldular.

Bunları önemli müşterekleri var: Hepsi ülkelerinin milyarlarca dolarlarını iç etti. Yani bizde bir Bakanın söylediği gibi, Harun gibi geldiler Karun oldular. Halklarına çok acılar çektirdi. Binlerce kişinin ölümüne neden oldular. Ölümleri normal olmamış. Kimileri de mezara  eksik girmiş. Kimisi de intihar etmiş.

Yani Zulüm ile abat (şen, rahat, bayındır) olmuşlar ama akıbetleri (sonları) berbat olmuş.

Ülkemizde de tek adam yönetimi olmuş. Bu yüce ulusun içinden çıkan yüce evladı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Diyor ki: “Ben diktatör değilim. Benim kuvvetimin olduğunu söylüyorlar; evet doğrudur. Benim arzu edip yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü ben, zoraki ve insafsızca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, diğerlerini iradesine boyun eğdirendir. Ben, kalpleri karartarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim.”

Bütün bunlardan sonra Anayasaya “EVET” diyerek Tayip Erdoğan’ın olası geleceğinin karartılmasına el vermeyeceğim.  Ey Tayyip’çiler iyi düşünmek gerek!… “HAYIR” diyerek reisinizin kendisini feda etmesine engel olun. Onu çok sevmenin kuralı da budur bizce…

“HAYIR!” DEYİP…..”HAYIR’A ERİN!!!..

altan öymen besiad perşembe toplantısı konuk (69)

BODRUM ESNAF VE İŞ ADAMLARI DERNEĞİ (BESİAD)

Geçenlerde ikinci kez çağrı aldık BESİAD tan. İlki basınla birlikte tanışma ve kahvaltı konulu. Bu kez ise CHP’nin çok saygın önceki Genel Başkanlarından Altan Öymen’in konuşmacısı olduğu toplantı için oldu.

Sayın Öymen’in çağrılması çok yerinde olmuş. Hemen katıldık. Azka otel ve devamında CHP çarşı İlçe binasındaki toplantıda da bulunduk.

Sayın Öymen, nezih kişiliğine uygun nezaket içinde yeni anayasayı bir güzel anlattı. Elbette duayen bir siyasetçi ve gazeteci olarak, ince, ince nasıl dokunulması gerekiyorsa onu da yerine getirdi.

Besiad için 30.06.2006 (o tarihte belediyeler Birliği Genel Sekreteri olarak görevliydim) tarihinde Alp Arbak kardeşimizin sitesinde yazdığım yazının başlangıcında : “Besiad’ın yönetimindeki yenilenmenin ardından çalışmalarında, girişimlerinde, diğer olgulara ilgilerinde, piyasaya yönelişlerinde , üye kayıtları ve bütçe oluşumlarında olabildiğince bir hareketlilik, çabukluk ve doğrusunu söylemek gerekirse bir bilinç gözlendi. Yeni yönetim bu güne değin bir çok kişi ve kuruluşları konuk etti. Konuştu, konuşturdu, ağırladı, ikram ve izazda bulundu. Bu uygulamada ve olguda hiç hata gözlenmedi. Belki biz gözlemedik.”

IMG_8217Evet, Besiad’ ta yöneticiler üyeler değişmiş olabilir ama yine saptamalarımıza göre ilkelerde değişiklik ve sapma yok.

Bu kez yönetim yenilenmiş, Bodrum’u tüm özellikleri ile tanıyıp, duyarak yaşayan gençlerden yönetim oluşturulmuş. Kadın üyeler ise denge unsuru olmakla görevli saymışlar kendilerini. Böylece konacak katkı daha anlamlı hale gelmiş.

Yukarıda andığımız yazımızı ise şöyle bitirmişiz : “Masal ve hikaye konusu olmak için uğraş vermiyor  ve BESİAD’ta bu kadar görüşmeden masal ve hikaye senaryosu biriktirmedi elbet. Beklentilerimizin başında, açıklık, yüreklilik, samimiyet ve dürüstlük geliyor. Bunları göreceğimizden kuşkumuz yok. En önemli beklentimiz ise: Kendi örgütündeki işverenlerin yanındaki emekçilerin evrensel ölçülere göre sıkça eğitimden geçirilmesi. Bunu gerçekleştirmemek için ne koşul koyma  ne de mazeret bildirme olanağı var.”

10 yıldır benim de düşüncelerimde bir değişiklik yok. Güvenim son katıldığım toplantıda  daha da perçinlendi.

Haydi Başkan, haydi Bodrum’umuzun genç değerleri. Gayret sizlerden destek bizlerden!!!…

Neden olmasın?…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.