enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

BİZ KADINLAR 2… / Çiğdem Erko BG Yazıları…

BİZ KADINLAR 2…  / Çiğdem Erko BG Yazıları…

çiğdem-erko-bodrum-gündem-yazılarıKadınlarımızla söyleşmek istiyorum yine, ama bu defa erkekler üzerinden. Çünkü inanıyorum ki,  kadının sadece cinsiyetiyle var olduğu toplumlar yerinde sayıyor, sömürülüyor ve insanlığını yavaş yavaş yitiriyor.

Çünkü kadının sadece cinsiyetiyle var olduğu toplumlarda şiddet normalleştiriliyor, bebek ve çocuk ölümleri artıyor. Çünkü bir cinsel rahatlama ve üreme aracı olarak kabul edilen kadın, kadınlığını yaşayamadan  düzenli olarak hamile bırakılıyor.

Bırakın kadının ekonomik özgürlüğünü, erkeğin asgari ücret ve civarında gelir düzeyinde olup, iş güvencesinin olmadığı bir gerçekken, dünyaya gelen ve gelecek olan bebelerin yaşamaları da ölmeleri kadar trajik ama bir o kadar da gerçek.

Toplum dizaynırları ya da Öz Türkçe ile organizatörleri ki bunlar din adamlarından bilim adamlarına!, siyasetçilerden hukukçulara!, bir takım kadın oluşumlarından iş adamlarına! kadar geniş bir yelpaze;

gücü ve parayı ellerinde tutup sömürdükleri erkeklerin öfke ve çaresizliklerini evdeki kadına yönlendiriyorlar.

Patrona, sömürü düzenine, adaletsizliğe gücü yetmeyen erkek en kolay hedefe kilitleniyor, çünkü o da çaresiz, çünkü o da sevgi görmeden, başı okşanmadan hayatla mücadeleye başladı, çünkü o da bilgisiz, var olma sebebini hiç düşünemedi, çünkü örgütsüz ve yalnız.

Bazıları bu mücadele için alkol veya uyuşturucu maddelerden destek almayı umdu ki; bunların üretiminin kimler tarafından yapıldığı, dünyaya hangi yollardan dağıtıldığı ve hatta hangi devlet yönetimlerince görmezden gelinip desteklendiği de bir sır değil artık.

Eğitimsiz bırakılmış, örgütlenme hakları yasalarla ellerinden alınmış, yasa düzenleyici görevini yapmış ama uygulamadaki yetersizlikler nedeniyle mağdur edilmiş, işsizliğe ya da küçük ücretlere mahkum edilen erkekler; ki zaten yaşadıkları ortamda örselenerek bu günlere gelebildiklerini de unutmazsak, çizilen bu yolda yürümeye adeta mecbur bırakılmış ve toplumda öncelikle kadına ve çocuğa tehdit oluşturur konuma gelmişlerdir.

Erkek zaten doğası gereği, yani taşıdığı genler ve hormanlar nedeniyle ve elbette ki üstün fizik gücünün de verdiği artıyla sorunları kaba güçle çözmeye daha yatkın varlıklar. İnsanlık tarihine baktığımızda avlanma ya da ailesini koruma adına küçük yaşlarda gücün önemini içselleştirmiş. Bunu kime karşı yapmış? Yine diğer erkeklere karşı, kadın o zaman da öldüren yok eden şiddet gösteren varlık olmayıp, koruyan, besleyen, sevgi ve merhamet besleyen değil miydi ve bu nedenle hep zayıf, 2 ci sınıf olarak kabul görmedi mi?

Zaten doğada var olan ve yaşamın devamı için gereken bu denge, her dönemde varlık ve güç sahiplerince, sonrasında da siyasetçi ve kötü düzenin devamından yarar sağlayanlarca önce kadın sonra insanlık adına kullanıla geldi.

Yani bu düzen insanı insana kırdırarak sürüyor ve biz kadınlar toplumdaki yapıtaşlarını ele geçiremezsek sürmeye devam edecek.

Savaşlar, terör ve şiddetin her türü ile yaşamaya mahkum edilen insanlığın kurtuluşunu ya da kurtuluşa açılacak kapılarını,   mevcut düzenin koruyucusu erkeklerden beklemek bir ütopya olabilir ancak.

Üretim ve araçları, sanayii ve bileşenleri ve dahi siyasetin köşe taşları erkeklerin sahipliğinde oldukça ve normalleştirilen erkek hegomonyası sürdükçe kadının toplumdaki yeri sadece olumsuza evrileblir.

Peki bu kadar vahim bir  biçimde çevrelenmişken yapılacak bir şey var mı?

Şüphesiz var, ekonomik gücü olmasa da erkenden evlenmek ve anne olup sorumluluklar almış olsa da, eğitimsiz kalmış, ne yapacağını bilemez olsa da var.  Ve dahi diğer kadınlar eğitimli olabilir, çalışmıyordur, eğitimsiz ama bilinçli olabilir veya öğrenmeye meraklıdır,  cesurdur.. Ya da sadece okuma yazması vardır ki halen okuma-yazma bilmeyen binlerce kadının var olduğunu düşünürsek bu bile çok önemli bir nitelik bir kadın için.

Nitelikleri, konumları, eğitimleri ne olursa olsun kadın birlikteliği sağlanabilir, bunun için bir felaket, bir cinayet bir şiddet ya da benzerlerini yaşamak gerekmiyor. Bunların en aza indirilebileceği bir gelecek için , yerleşmiş yanlışları, kemikleşmiş alışkanlıkları kırmak, biz kadınların yanyana durabileceklerine dair bir güven ortamı yaratmak için yardımlaşmalı, birbirimize sırtımızı yaslayabilmeliyiz.

İşte bu ne yapabilirizi konuşmak, sizlerle iletişim kurmak ve kadın gücünü kadın beraberliğine taşımak, çözümler üretmek için burdayım. Biliyorum ki pekçok yerde verilen sayısız mücadele içinde kadınlar ve Bodrum’un, dolayısıyla Muğla ve ilçelerinin kadın yapısı giderek değişmekte, genç nüfus artmakta, kırsal bölgelerden gelen geleneksel aileler çoğalmakta.

Paylaşımlarınızı örnek ya da ibret olsun diye dilerseniz paylaşırım bu köşede kimlik belirtmeksizin. Güzel sonuçlar bir umut olur, kötüler içinse yeni çözüm arayışları düşünülür hep birlikte.

Sonraki yazı konusu kadının gücü, yapabilecekleri, ya da yapmayarak olumlu sonuçlara nasıl gidilebileceği üzerine olacak. Ayrıca sizlerden gelen öneri ve yaşanmışlıklar bu gidişe yön verecek.

Gücünüzü asla unutmayın ve küçümsemeyin sevgili kadınlar, sevgiyle..

 

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.