enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Muğla Kıyıları İle İlgili Hiçbir Anlaşma Ve Sözleşme Yok

Muğla Kıyıları İle İlgili Hiçbir Anlaşma Ve Sözleşme Yok
Spread the love

Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Okuyucu; “Bugün ne DTO’nun ne de MUÇEV’in karşılıklı hiçbir konuda Muğla kıyıları ile ilgili hiçbir anlaşması ve sözleşmesi yoktur. “ dedi.

Bodrum Gündem Haber,

Önceki gün çeşitli yayın organlarında yer alan “Muğla Valiliği ortaklığında kurulan ve Muğla kıyıları ve koyları üzerinde karar merci ve atık alım işini üslenen MUÇEV Turizm Ticaret Şirketinin yetkileri, İMEAK Deniz Ticaret Odası iştirak şirketi Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi’ne devredildi” şeklindeki haberlerle ilgili bir açıklama yapan Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyeleri Faruk Okuyucu ve Remzi Kazmaz, haberin 2017 yılında çıkan haberin aynısı olduğunu ifade ederek “Bugün ne DTO’nun, ne de MUÇEV’in karşılıklı hiçbir konuda Muğla kıyıları ile ilgili hiçbir anlaşması ve sözleşmesi yoktur” dediler.

Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Okuyucu; “Adı geçen şirket DTO’nun Şirketi olup su anda atıl olup DTO bünyesinde tüzel kişiliğini korumaktadır. Bazı üyeler işleri nedeniyle şirketten ayrılmışlardır. Adı geçen şirket DTO’nun Sosyal Sorumluluk projesi olup tek amaca Muğla çevre kıyı ve denizini korumak olup gönüllü temelinde çalışan çevreci bir kuruluştur. “ dedi.

Bahse konu haberlerde “MUÇEV’in yetkilerinin Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi A.Ş’ye devredilmesiyle birlikte, Muğla Valiliği ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı’nın iştirakı (MUÇEV) bünyesinde bulunan sahiller, plajlar, yat bağlama tesisleri, iskeleler, 84 adet koyda yönetim, atık alım işlemleri, atık tesislerinin kurulması ve yönetimiyle birlikte, her türlü çevresel kararlar, İMEAK DTO iştiraki Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilecek” ifadeleri kullanılmıştı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan şirketin yönetim kurulu üyesi Faruk Okuyucu, çıkan haberleri yalanlayıp Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi’nin şu anda aktif olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

“2016 yılı ortasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Muğla kıyı ve koyları konumunda değerlendirmeler yaparken, Sayın Bakan koruma altında ve tasarruf yetkisi kendine ait bazı sahil ve koyların kullanımını bir pilot proje olarak TURMEPA ve İMEAK DTO’ya tahsis etmek istediğini belirtti. Yapılan değerlendirmeler sonucu deniz alanları ve kıyı yönetimi konusunda uzman bilim insanlarımızla da görüşerek, söz konusu şirketin kurulmasına karar verildi. Şirket İMEAK DTO bünyesinde tek kişilik A.Ş. olarak kurulmuştur. Yönetim Kurulu Başkanı da DTO adına o günkü DTO başkanıdır, bugün başkan değiştiği için, yeni İMEAK DTO başkanı şirketinde yasal temsilcisidir.

Şirketin yönetim kurulu, adeta danışman kurulu niteliğinde, çevre çalışmalarında emeği geçmiş DTO ve TURMEPA ilgilileri ile birlikte, dışarıdan da çevre dostu kişilere katılmıştır. Yönetim, üç kişilik İcra Komitesi oluşturmuştur. Bu ekip şirketi fiilen temsil edecektir. Yönetim kurulundaki hiçbir kişi, bu güzelim kıyalara ve koylara bina dikmek gibi bir zihin yapısında değildir.

Bakanlık, söz konusu yerleri çok önceleri zaten MUÇEV (Muğla Çevre Vakfı Şirketi )‘ne tahsis etmişti. MUÇEV, kurulan bizim şirkete -1- yıl kiralama sözleşmesi yapmıştı ve hayli bir yüksek bedel ödenecekti. Ayrıca şirket, MUÇEV’in alt kiracılarının hiçbirinin sözleşmesini sona erdirmeyecekti. Şirket, her bölge için, mahalli danışma kurulu oluşturarak, Belediyeler başta olmak üzere, tüm ilgili kurum temsilcilerinden görüş alarak, bilimsel ilkeler ışığında bir yönetimi biçimi uygulayacaktı.
Ancak, bildiğiniz gibi Bakanlık ile şirket arasında sözleşmenin imzalanacağı hafta, talepler farklılaşınca, baştan beri savunduğumuz Sosyal Sorumluluk Projesinden vazgeçerek bu projeden ayrıldık. Edindiğimiz bilgilere göre bugün için ne Bakanlık, ne de İMEAK DTO’nun böyle bir çalışması ve isteği yoktur. Söz konusu yerler MUÇEV’ e tahsisli olup alt kiracılar tarafından yönetilmektedir. Sonuçları konusunda takdir kamuoyunundur. Şu konuyu tam açıklığa kavuşturmak gerekirse, öncelikle iki gün önce basında çıkan haberin gerçek ile ilgisi yoktur. Haber 2017 tarihinde çıkan haberin aynısıdır. Bu nedenle bu haber ile ilgili sahifelerinde bu haberi yayınlayanların bizim açıklamalarımızı göz önünde bulundurarak haberin doğrusunu aşağıdaki gibi düzenlemelidirler.

Bugün ne DTO’nun ne de MUÇEV’in karşılıklı hiçbir konuda Muğla kıyıları ile ilgili hiçbir anlaşması ve sözleşmesi yoktur. Adı geçen şirket DTO’nun Şirketi olup su anda atıl olup DTO bünyesinde tüzel kişiliğini korumaktadır. Bazı üyeler işleri nedeniyle şirketten ayrılmışlardır. Adı geçen şirket DTO’nun Sosyal Sorumluluk projesi olup tek amaca Muğla çevre kıyı ve denizini korumak olup gönüllü temelinde çalışan çevreci bir kuruluştur.

Adı geçen şirket kamuoyu tarafında çevreci olarak bilinen Turmepa ile birlikte bu konuda birlikte gönüllü çalışma konusunda anlaşmışlardır. Üzülerek bildiriyoruz DTO’nun bir sosyal sorumluluk projesi olan bu proje hakkında yazılar bir bilgi kirliliği yaratmıştır. Bu konuda ciddi bir araştırma yapılsaydı haberin niteliği farklı olacak şirket yönetimi takdir ile konuşulacaktı. Haber alma yayma görevi çok önemlidir ve kutsaldır. Kişiler ve kurumları sorumsuz bir şekilde karalamak eleştirmek basın kuralına ve hukuk kurallarına aykırıdır. Bizler bugün yine bize verilen bu görevi sosyal sorumluluk projesi doğrultusunda kıyaların ve denizlerimiz için seve seve yapmaya hazırız.”

Şirketin Yönetim kurulu üyelerinden Av. Remzi Kazmaz ise İstanbul DTO ve şu andaki DTO yönetiminin avukatlığını yaptığını belirterek şunları kaydetti: “Benim de yönetimine girdiğim Deniz Kıyı ve Çevre Yönetimi Anonim Şirketi’nin tek bir amacı vardı, o amaç, DTO’nun içinde bulunduğu sosyal sorumluluk doğrultusunda yapmış olduğu kıyı korumacılığına yönelik faaliyetlerinin içerisinde bulunarak bir nebze de olsun çevreye katkı sunmak, bu bölgede yaptığı çalışmaları kolaylaştırmak içindi. Nitekim bir aylık bir süre içinde birlikte yaptığımız hatta yönetim kurulu toplantısını dahi yapamadığımız bir ortamda, bakanlığın bizim sosyal sorumluluk projesine uymayan teklifleri karşısında karşılıklı olarak sözleşmeden imtina ettik ve geri çekildik. Ama maalesef sanki bu olayı farklı bir şekilde basına yansıtanlar burada bir rantiye, burada yüksek bir kar, burada bir çevre yağmacılığı olduğu bahisle yazı yazınca, çevrecilerin haklı olarak bir tepkisi oluştu. Ben onlara bu anlamda hak veriyorum. Ama haber alma ve verme işi kesinlikle basın ahlakına uygun bir şekilde olabilseydi ki çünkü basın haber verme kutsal bir iştir. Bu kutsaliyeti çiğneyerek şirket hakkında herhangi bir araştırma yapmadan, burada amaçları araştırılmadan, şirketin buradaki faaliyeti tartışılmadan sadece bu çevre, yapmış olduğu anlaşmada bu kıyı yağmacılığı konusunda söylemiş olduğu kirli bilgiler, çevrecilerin haklı olarak tepkisini çekmiş olabilir.”

“Haberin kaynağı yanlış, haberin kaynağı maksatlı, haberin kaynağı kirlidir” diyerek açıklamasına devam eden Kazmaz, “Bana bugün deseler ki bu şirketle tekrar bir araya gelip bu Sosyal Sorumluluk Projesi’nde yer alır mısın? Ben derim ki “Kıyılarımı, denizimi, çevremi, doğamı otuz yıldan beri koruyan bir çevreci olarak seve seve koşarım” dedi.