Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı makamı köklü değişimler geçirdi. Daha önce sembolik ve birleştirici bir görev üstlenen Cumhurbaşkanı, 2017’deki sistem değişikliğiyle birlikte doğrudan yürütmenin merkezi haline geldi. Bu dönüşüm, Türkiye’nin demokrasi anlayışını da önemli ölçüde etkiledi.
Erdoğan Öncesi: Tarafsız ve Birleştirici Cumhurbaşkanlığı
Erdoğan öncesi Cumhurbaşkanları, devletin başı olarak kurumlar arasındaki dengeyi sağlıyor, hukukun üstünlüğünü koruyor ve hükümeti denetliyordu. Kriz anlarında uzlaştırıcı bir rol üstlenerek siyasetin kutuplaşmasını önlemeye çalışıyorlardı. Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül gibi isimler, hükümetlerle zaman zaman anlaşmazlığa düşse de, aktif siyasetten uzak duruyorlardı.
Erdoğan Sonrası: Yürütmenin Merkezinde Cumhurbaşkanı
2017 referandumu ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi ve Başbakanlık kaldırılarak tüm yürütme yetkileri Cumhurbaşkanında toplandı. Erdoğan, seleflerinden farklı olarak doğrudan kriz yönetimine müdahale etti ve siyaseti tamamen Cumhurbaşkanlığı üzerinden yürüttü.
Bu değişim, Cumhurbaşkanlığını uzlaştırıcı bir figür olmaktan çıkarıp, yürütmenin tek yetkili makamı haline getirdi.
Bugünkü Sistem ve Demokrasi
Bugün Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetiliyor. Ancak bu sistemin demokrasi açısından bazı sonuçları oldu:
Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin demokrasi modelini değiştirerek, güçlü bir lider etrafında şekillenen bir yönetim anlayışına dönüştürdü.
Cumhurbaşkanlığının Dönüşümü
Erdoğan öncesinde Cumhurbaşkanları, Türkiye’de krizlerin dengelenmesini sağlayan tarafsız figürlerdi. Erdoğan sonrası dönemde ise makam, doğrudan yönetimin merkezi haline geldi. Hızlı karar alma açısından avantaj sağlasa da, güçler ayrılığının zayıflaması, denetim mekanizmalarının azalması ve hukuk sisteminin tartışmalı hale gelmesi, Türkiye’de demokrasinin işleyiş biçimini köklü şekilde değiştirdi. Bugün Türkiye, seçimli bir yönetim sistemine sahip olsa da, demokratik denetim mekanizmalarının azaldığı “rekabetçi otoriterlik” modeline evrilmiş durumda.
Tandoğan Uysal