Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bodrum’da çevre aktivisti Ayhan Karahan, Bodrum Adliyesi önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında bölgedeki izinsiz inşaat ve uygulanan zorbalıklara karşı tepkisini dile getirdi.
Karahan, açıklamasında son dönemde Bodrum yarımadasında artan görgüsüzlük ve zorbalık uygulamalarının çevreyi olumsuz etkilediğini belirtti.
Ayhan Karahan’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı; “Bodrum’un hiçbir zorbalığa boyun eğmeyen yürekli yaşayanları… Son dönemde bu bereketli topraklar üzerinde yeni tür bir görgüsüzlük ve zorbalık hâsıl oldu ve bu durum adeta virüs gibi sıçrayarak adeta tüm yarımadamıza lekesini düşürüyor. Genel olarak yurttaşlarımız basın mensuplarına, sivil toplum kuruluşlarına böylesi saçmalıklar olduğunda ihbarlarda ve şikâyetlerde bulunurlardı. Gene böylesi bir hikâyenin izinin sürerken, bu kez bu zorbalık ve görgüsüzlük çirkin yüzünü doğrudan bize gösterdi. Altından kanalizasyonun, su şebekesi hattının geçtiği asfalt yoldan böylesi bir şikâyeti yerinde görmek için gider iken, gidemedik. Asfalt yol demir kapı ile kapatılmış. Gazeteci arkadaşım Yaşar Anter gazeteci olduğunu söyleyerek, yoldan görüntüler aldı. Ortadaki vahim durumu kayıt altına aldı. Kalyon İnşaat’ın damadına ait olduğu söylenen şantiyenin kapısındaki özel güvenlikçiye, “Yetkili ile görüşmek istiyoruz” dedik. Yetkili, bayağı etkili daha doğrusu hayli kalabalık geldi. Gelir gelmez de telefon kayıtlarına el koymak istedi. Çünkü o kayıtlarda kelimenin tek anlamı ile dokuz kusurlu hareketin dokuzu da vardı. Daha baştan inşaat yasağının sürdüğü bu zamanda, hummalı inşaat faaliyeti vardı. Yetkili olduğunu söyleyen şahsa; “İnşaatlarda ruhsat tabelası zorunluluğu var. Tabelanız nerede” dedik. Tahmin edeceğiniz gibi; “Keyfimize kalmış. İster asarız, ister saklarız” yanıtlarını aldık. Yani kısacası bunlar bizlere ait ormanın tahsisini adılar ya; sanıyorlar ki o ormanımızda kendi orman kanunları geçerli. Yok öyle yağma.
Daha da öteye gittiler. Gazeteci arkadaşımın görüntü kayıtlarını silmesini istediler. Elbette bunu ret ettik. Bu kez arkamızdan aracımızın Bodrum’a dönüş yolunu kütüklerle, kayalarla kapattılar. Yetmedi o kayalar ve kütüklerin önüne de yolu tamamen kapatacak şekilde kamyonetlerini yatay olarak koydular. Yani duble barikat kurdular. Önümüzde de onların yola yaptıkları demir kapı vardı. Bu demir kapı ile barikat arasındaki dar alanda, yağmurun altında bir saatten fazla bekletildik. Bekletirlerken de gazeteci arkadaşımın cep telefonunu gasp ettiler. Israrlı uğraşımız sonrası cep telefonunu geriye alabildik. Uzun süren beklemeden sonra yol kesen grup, gazeteci arkadaşımın görüntülerini ve kayıtlarını tüm zorbalıklarına karşın alamayacaklarını anlayınca barikatı açtı. Bununla ilgili olarak; “Hürriyetten yoksun bırakmaktan, gasptan” dolayı suç duyurusunda bulunuyorum. Öncelikle bu saçma zorbalığı duyup da arayan, dayanışma duygularını ileten herkese çok çok teşekkürler. Bu olayla bir kez daha gördük ki; biz onlardan güçlüyüz. Çünkü biz haklıyız. Çünkü biz buradaki hayatın sahibiyiz. Biz buraya kimsenin sağladığı imtiyazla gelmedik. Kökümüzde, geleneğimizde, geleceğimizde burada. Çocukluğumuz o zorbalara tahsis edilen ormanların içerisinde kekiklerin, ada çaylarının kokusunu soluyarak geçti. Elmacık, sığırcık kuşlarının seslerini en muhteşem müzik notası belledik. Dantel gibi koylarımızda eriştelere, yosunlara temas ederek kulaçlar attık.
Buradan şunu net olarak söylemek isterim. O demir kapılar, bizim çocukluğumuzla aramıza kurulmak isteniyor. Barikatlar da ha keza öyle. Bizi geçmişimizden, geleneğimizden koparmak istiyorlar. Bunlara imtiyazlı orman tahsisleri de yetmez. Bunlar yeryüzü, ormanlarımız, koylarımız, topraklarımız onların doymak bilmez rant histerileri için yaratıldı sanıyorlar. Git eğer helal para kazandı isen, o paranla aldığın mülküne yasal yatırımını yap. Buna hiç kimse, hiç bir şey diyemez. Ama benim yolumu da, ormanımı da, koyumu da gasp edemezsin. Daha dün bunların ağababaları 85 milyonun gözünün içine baka baka; “Milletin … koyacağız” demedi mi?
Size şunu net olarak söylüyoruz. Bodrum’da sizin kafanızda tasarladığınız gibi bir millet yok. Ayrıca hiç kimse de padişah fermanına güvenmesin. Ferman padişahınsa, Bodrum bizimdir. Siz Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya kalebentlik ve sürgün cezası veren İstiklal Mahkemesi iseniz. Biz mavi sürgünüz, Halikarnas Balıkçısıyız. Siz merkezi iktidarın gücünü kuşanmış Çerkez Kaymakam iseniz, biz Çökertme’de direniş yazan Haliliz. Siz adaletsizlik üzerine saltanat kuranlarsanız, biz adalet ve onur abidesi Mefaret hanımın evlatlarıyız. Siz Bolu beyi iseniz, biz Köroğlu’nun cesaretiyiz. Siz Akbelen’de Limak iseniz, bizlerde Zehra Nine’nin inadını kuşanmış yaşam savunucularıyız. Siz termik santralseniz, kömürden kanser iseniz; Biz Saynur Gelendostuz.
Biz Bodrum’u çarşıda, pazarda, sokakta bulmadık ki; sizin arsız yağmacılığınıza terk edelim. Bodrum ne yağmacıya, talancıya yol verir. Ne de onların zorbalığına boyun eğer. Bodrum tarihi boyunca korsanlara direnerek hayatı güzelleştirdi. O sebepten halen Bodrum’dan başka Bodrum yoktur. Bodrum zorbalığa boyun eğmeyiş ile direniş ile daha bir güzelleşecek. Bu bereketli topraklar üzeri teslim olmayacaktır. Ferman padişahınsa, Bodrum bizimdir. Eşkiya Bodrum’a hükümdar olamaz.”