Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
CHP’de yaşanan son gelişmeler aslında yıllardır üzeri örtülen bir gerçeği yeniden ortaya çıkardı: Siyasette dostlukların da, ilkelerin de çoğu zaman makam odalarının kapısı kapanana kadar ömrü varmış…
Bir tarafta Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi… Diğer tarafta ise dışlandığını düşünen eski kadrolar… Bir dönem “değişim” diye slogan atanların bir kısmı şimdi Kemal ılıçdaroğlu’nun çevresinde saf tutuyor.
Siyasetin hafızası bazen seçmeninkinden de kısa oluyor…
Dün “Gitmeli” Diyenler Bugün “Dönmeli” Diyor
Düne kadar “Kılıçdaroğlu artık bırakmalı” diyenlerin bazıları bugün yeniden eski genel başkanı kurtarıcı gibi anlatıyor.
Çünkü siyasette fikirler bazen çok hızlı değişiyor… Özellikle de koltuk tehlikeye girince…
Bir bakıyorsunuz “değişimciler” birbirine düşmüş… Bir bakıyorsunuz aynı masada oturanlar birbirine sosyal medya üzerinden ayar veriyor. Vatandaş ise bütün bu filmi sessizce izliyor.
CHP Kendi Kendini Şikayet Etti
Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sözü aslında her şeyi özetliyor: “CHP’liler kendi kendini şikayet etti.” İroniye bakar mısınız? Türkiye’nin ana muhalefet partisi, en büyük darbeyi yine kendi içinden aldı.
Normalde muhalefet iktidarı şikayet eder… Burada ise parti kendi kendisini adliyelik hale getirdi. Bu tabloyu gören vatandaşın kafası da doğal olarak karışıyor.
Erdoğan’ın En Büyük Kozu Hazır
İşte tam da bu yüzden olası bir erken seçimde ya da zamanında yapılacak seçimde, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en güçlü propaganda cümlesi şimdiden ortaya çıkmış durumda: “Kendini yönetemeyen bir parti Türkiye’yi nasıl yönetecek?”
Aslında iktidarın çok fazla yorulmasına bile gerek kalmıyor. Çünkü CHP içinde yaşanan her kavga, her açıklama ve her hizip savaşı muhalefetin enerjisini kendi içinde tüketiyor.
AK Parti cephesinde ise yıllardır başka bir refleks var: Parti içindeki sorunları dışarı taşırmamak. Belki içeride tartışmalar yaşanıyor… Belki kırgınlıklar oluyor…
Ama kimse çıkıp sabah-akşam kendi partisini televizyon ekranlarında gammazlamıyor.
İktidar olmanın sırrı biraz da burada yatıyor olabilir.
Muhalefetin En Büyük Muhalefeti Yine Kendisi
Bugün CHP’nin en büyük problemi iktidar değil… Kendi içindeki güç savaşları…
Çünkü vatandaş artık sadece ne söylediklerine değil, nasıl davrandıklarına da bakıyor.
Ve halkın aklında giderek büyüyen o soru şimdiden seçim meydanlarının ana sloganı olmaya aday: “Kendi içinde birlik sağlayamayanlar, Türkiye’yi ekonomik krizden nasıl çıkaracak, sınırlarında süren savaşların oluşturduğu tehditlerden ülkeyi nasıl koruyacak ve Türkiye’ye nasıl birlik getirecek?”
İşte siyasetin ironisi de tam burada başlıyor…
CHP’liler birbirlerini mahkemelere şikayet ederken, iktidar partisi muhtemel seçim kampanyasının sloganını neredeyse hazır hale getiriyor.
Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında en çok yürüyeceği alan tam da burası olacak.
Muhalefetin kendi içinde verdiği görüntü… Bir tarafta “değişim” diyenler… Diğer tarafta “ihanete uğradık” diyenler… Ortada ise seçmenin anlamakta zorlandığı bitmeyen iç savaşlar…
Ve iktidarın soracağı o basit ama etkili soru: “Daha kendi partisini yönetemeyenler Türkiye’yi nasıl yönetecek?” Siyaset bazen rakibin yaptığı hatadan güç alma sanatıdır. CHP ise son dönemde bu konuda iktidara oldukça cömert davranıyor.
Çünkü vatandaş artık sadece projeye değil, görüntüye de bakıyor. Kriz anında kim dağılmadan durabiliyor? Kim kendi yol arkadaşını kamuoyu önünde harcamıyor? Kim devlet yönetimine hazır görüntüsü verebiliyor?
Asıl seçim propagandası bazen kürsülerde değil, partilerin kendi içinde yaşadığı krizlerde oluşuyor.
Tandoğan Uysal