Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dün bir okuyucumdan mesaj aldım. Mesaj kısa ama oldukça çarpıcıydı: “Bodrum’u bu seneki kadar varoş görmedim.” Mesajın yanında bir de görüntü göndermiş. Yer tarifini de yazmış: Mahvel Kafe’nin önü… Görüntüde yaklaşık 12 yaşlarında bir çocuk göbek atıyor. Yanında üstü çıplak yaşlı bir adam ritim tutup alkışlıyor. Burası herhangi bir ara sokak değil. Bodrum’un en işlek noktalarından biri. Barlar Sokağı… Yani Bodrum’un vitrinlerinden biri… Ama görünen manzara vitrine değil, panayır yerine benziyor.
Bodrum Sahilleri Piknik Alanı mı Oldu?
Biraz ilerliyorsunuz… Kumbahçe ve Paşatarlası sahilinde kümeler halinde oturan insanlar… Kimisi sandalyeyle gelmiş. Kimisi poşetlerle. Kimisi marketten aldığı içeceklerle. Kimisi saatlerce aynı yerde kamp kurmuş. Kimsenin denize girdiği yok. Kimsenin güneşlendiği yok. Ama sahil işgal altında. Sonra kalkıp gidiyorlar. Arkalarında ne bırakıyorlar? Pet şişeler… Poşetler… Çekirdek kabukları… İzmaritler…
Yani hatıra olarak çöplerini…
Gece Olunca Film Başlıyor
Hava kararmaya başlayınca sahne değişiyor. Bu kez devreye marketten alınan alkollü içecekler giriyor.
Saat ilerledikçe sesler yükseliyor. Bağırmalar… Küfürleşmeler… Kavgalar… Koşuşturmalar… Hatta zaman zaman bıçakların çekildiği olaylar… Nara atanlar… Polisten kaçanlar… Bir eksik varsa davul zurna… İşte Bodrum’un dünyaya açılan vitrininde yaşanan tablo bu. Sonra Esnaf Neden Ağlıyor?
Bu görüntülerden en büyük zararı kim görüyor? Önce bölgedeki işletmeler… Müşteri oturuyor.
Yan masada kavga çıkıyor. Müşteri hesabı ödeyip kalkıyor. Bir daha da gelmiyor. İşletme kaybediyor.
Çalışan kaybediyor. Vergi kaybediyor. Devlet kaybediyor. Bodrum kaybediyor. Sonra dönüp soruyoruz, oturup uzun uzun tartışıyoruz: “Yabancı turist neden gelmiyor?” “Yerli turist neden Yunan adalarına gidiyor?”
“Kos’ta ne var?”
Haklısınız… Kos’ta ne var? Belki de asıl soru şu: Bizde ne eksik? Çünkü turizm; sadece deniz, kum ve güneş değildir. Turizm güvenlik ister. Turizm düzen ister. Turizm estetik ister. Turizm huzur ister.
Turist parasını kavga izlemek için değil, huzur bulmak için harcar. Karşı Kıyı Neden Kazanıyor?
Karşı kıyıya bakıyoruz. Kos’a… İstanköy’e… Bize sadece birkaç mil uzaklıkta. Ama maalesef birçok konuda bizden birkaç adım değil, birkaç gömlek öndeler. Çünkü kurallar uygulanıyor. Kamusal alan korunuyor. Sahil sahil gibi kullanılıyor. Kimse kimsenin yaşam kalitesini bozamıyor.
İşin Şakası Kalmadı
Bu satırları yazarken amacım kimseyi sahilden uzaklaştırmak değil. Sahiller hepimizin. Deniz hepimizin. Bodrum hepimizin. Ama ortak yaşamın da kuralları vardır. Eğer bugün bu görüntüleri görmezden gelirsek, yarın kaybedeceğimiz şey sadece birkaç müşteri olmayacak. Bodrum’un yıllarca oluşturduğu marka değeri olacak. Ve o zaman dönüp yine aynı soruyu soracağız: “Turist neden Kos’a gidiyor?” Belki de cevabı bugün Mahvel Kafe’nin önünde başlayan, Paşatarlası’nda devam eden görüntülerde saklıdır. Çünkü turizm, ihmali affetmez. Ve Bodrum’un kaybedecek artık tek bir sezonu bile yoktur.
Tandoğan Uysal