Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Nehir Kıyısında Bir Buluşma: Patrick’in eşine, annesine ve yasak aşkına yazdığı mektuplarla Oliver’ın günlük notlarından oluşan yazarın son romanı.
Sakura Mevsimi Kitapçısı: Geçmişten gelen pişmanlıklar, söylenmemiş sözler ya da yıllardır bastırılmış duygular…
Son Göz Ağrısı: Kendi benliğini keşfetme yolculuğunda, istikrarsız bir öğrenciden hayata uyum sağlamakta zorlanan bir yetişkine dönüşür. Dört yıl süren terapi onun en uzun ilişkisi olur.
Amerikan Gizli Hükümeti: Karanlıktaki Dosyalar Serisi, ikiyüzlü yumuşak armoniler çağında, hakikatin sert ama dürüst akorlarını duymayı göze alabilenler için kaleme alındı.
Tilki: Sovyet sansüründen Batı edebiyatının kalıplarına kadar pek çok farklı hikâye ustalıkla birbirine bağlanıyor.
Her Şey Mutlu Olmak İçin Mi? Genç Yetişkinlerle Düşünmek: Eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz?
İşte o kitaplar;
Kardeşler arası rekabet, dünyevilik ve maneviyat üzerine, mizahı elden bırakmayan bir roman
CHRİSTOPHER Isherwood’tan NEHİR KIYISINDA BİR BULUŞMA- Modern Klasikler. Genç bir İngiliz olan Oliver, uzun süren bir sessizliğin ardından ağabeyi Patrick’e bir mektup yazar ve son yıllarda hayatını kökünden değiştirecek bir deneyim yaşadığını, Hinduizm’le ilgilendiğini ve bunun sonucunda son yeminlerini edip keşiş olmak üzere Kalküta’daki bir manastıra geldiğini anlatır. Oliver’ın yadsımanın eşiğinde olduğu dünyevi hayata sonuna kadar gömülmüş başarılı bir yayıncı olan evli ve çocuklu Patrick bu haber üzerine Hindistan’a gitmeye karar verir; görünürdeki amacı kardeşini keşiş olmadan önce son bir kez görmek, asıl niyetiyse Oliver’ı kararından vazgeçirmektir. İki kardeşin birlikte geçireceği günler ikisinde de büyük çalkantılar yaratmaya gebedir. Patrick’in eşine, annesine ve yasak aşkına yazdığı mektuplarla Oliver’ın günlük notlarından oluşan yazarın son romanı. Kitap, kardeşler arası rekabet, dünyevilik ve maneviyat üzerine, mizahı elden bırakmayan bir roman. İyi kardeşle kötü kardeş arasındaki klasik zıtlık ikna edici ve inandırıcı. Edmund Wilson. 136 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
Kayıpların içinden filizlenen umudu ve affetmenin kalbinizdeki iyileştirici gücünü anlatıyor
TAKUYA Asakura’dan SAKURA MEVSİMİ KİTAPÇISI- İyi Hisset Serisi. “Her okurun hayatında, tam zamanında karşısına çıkan bir kitap vardır.” Dünyanın bilinmeyen bir yerinde, rengârenk kiraz çiçeklerinin büyüleyici bir ahenkle uçuştuğu patikanın sonunda küçük bir kitabevi vardır: “Sakura.” Ama onu herkes göremez; yalnızca kalbinde derin bir sızı taşıyanların yolu düşer buraya. Elinizdeki kitaba dalıp gittiğiniz anda başlar hikâyeniz. Ve bir an sonra kendinizi kiraz çiçekleriyle çevrili o gizemli kitabevinde bulursunuz. Sakura’da sizi esrarengiz bir kız ve her şeyi sessizce izleyen üç renkli bir kedi karşılar. Eğer buraya yolunuz düştüyse, er ya da geç kalbinizin derinliklerinde sakladığınız gerçekle yüzleşmek zorunda kalırsınız. Geçmişten gelen pişmanlıklar, söylenmemiş sözler ya da yıllardır bastırılmış duygular… Kitap, kayıpların içinden filizlenen umudu; hatırlamayı ve affetmenin kalbinizdeki iyileştirici gücünü anlatan büyülü bir roman. Belki de aradığınız cevaplar, Sakura’da sizi bekliyordur. 156 SAYFA. (ATHİCA YAYINLARI)
Cesur ve içten anlatımla aidiyet, aşk ve inanç kavramlarını yeniden sorgulanıyor
FATİMA Daas’tan SON GÖZ AĞRISI. İsmim Fatima Daas. Kitap bu cümleyle başlıyor ve bu cümle etrafında kimlik arayışındaki göçmen kökenli genç bir kadının cesur sesini duymamızı istiyor. Yazar, Paris’in banliyölerinden birinde, Clichy-sous-Bois’de, Cezayirli bir ailenin en küçük kızı olarak büyür. Aile bireylerinin sevgi göstermekten çekindiği, aşk ve cinselliğin tabu sayıldığı bir evde yetişir. Çoğunluğu Müslüman olan mahallesinden çıkıp Paris’e gittiğinde, kendini bir yabancı gibi hisseder. İnançlı bir Müslüman olarak yetişen Fatima, kimlikler arasında gidip gelirken, inancını koruyarak kadınlara duyduğu ilgiyi nasıl yaşayacağını sorgular. Kendi benliğini keşfetme yolculuğunda, istikrarsız bir öğrenciden hayata uyum sağlamakta zorlanan bir yetişkine dönüşür. Dört yıl süren terapi onun en uzun ilişkisi olur. Ailesinden uzaklaştıkça özgürlüğünü kazanır, ancak içindeki çelişkilerle daha doğrudan yüzleşmek zorunda kalır. Nina’yla tanıştığında, eksikliğini hissettiği şeyin ne olduğunu tam olarak bilmez ama onsuz yapamayacağını anlar. Yazar, cesur ve içten anlatımıyla aidiyet, aşk ve inanç kavramlarını yeniden sorgulatıyor. 184 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
Yüzyıllardır dünyayı yönetenler gerçekten kim? Ve bu kararlar nerede, kimler tarafından alınıyor
ANTONY C. Sutton’dan AMERİKAN GİZLİ HÜKÜMETİ- Kurukafa ve Kemikler Tarikatına Giriş- Karanlıktaki Dosyalar Serisi 2. Yaklaşık 200 yıldır, dünyanın en etkili kararları aynı kapalı kapılar ardında alınıyor ve isimler hep tanıdık: Siyasetin, finansın, bürokrasinin en tepesindekiler… Hatta aynı ağın içinden yükselen bir başkan: George W. Bush. Amerikan Gizli Hükümeti, Yale Üniversitesi’nin en gizli yapılanmalarından biri olan “Kurukafa ve Kemikler” tarikatının içyüzünü ortaya koyuyor. Ama mesele yalnızca bir üniversite topluluğu değil, ABD merkezli küresel bir güç ağı. Karşıtlıklar yaratıyorlar. Devrimleri finanse ediyorlar. Savaşları yönetiyorlar ve kazananı en baştan belirliyorlar. Çünkü gerçek güç, görünmeden kontrol edenin elinde. Sutton’ın bu kitapta anlattıkları birer komplo teorisi değil, küresel bir güç ağı sisteminin belgelenmiş anatomisi. 432 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)
Edebiyatın hayatta kalma mücadelesi ve anlatıcının varoluşsal serüveni
DUBRAVKA Ugresic’ten TİLKİ. Bir tilki iz sürerken hangi yolları kullanır? Peki ya bir yazar? Tilki, kalıplara uyan bir roman değil; farklı zaman dilimlerinde, farklı coğrafyalarda dolaşan, edebiyatın ve tarihin izini suren girift bir anlatı. Yazar, Sovyet sansüründen Batı edebiyatının kalıplarına kadar pek çok farklı hikâyeyi ustalıkla birbirine bağlıyor; sansürün gölgesinde kaybolan sözcükler, sürgün yazarların izleri, Nabokov’un kelebekleri ve edebiyatın zamansız direnişi bu hikayede buluşuyor. Kimi zaman ironik kimi zaman melankolik ama daima keskin bir yaratıcılık ile yazılmış bu metin, edebiyatın hayatta kalma mücadelesini ve anlatıcının varoluşsal serüvenini gözler önüne seriyor. Modern edebiyatın en cesur seslerinden Dubravka Ugrešić’in kaleminden çıkan kitap, anlatı sanatının sınırlarını zorlayan, zekice kurgulanmış bir eser. Edebiyatın özgürlüğünü, kayboluşunu ve yeniden doğuşunu keşfetmek için… Hepimiz birer dipnotuz, pek çoğumuz hiçbir zaman okunma şansı bulamayacak, her birimiz yaşamımız için, bir dipnot hayatı yaşamak için, tüm gayretlerimize rağmen nihayetinde mecburen batana dek yüzeyde kalabilmek için acımasız ve çaresiz bir mücadele içindeyiz. Her yerde ve sürekli olarak varoluşumuzun, boşluğa ve hiçliğe karşı mücadelemizin izlerini bırakıyoruz. Ve anlamsızlık ne kadar büyükse mücadelemiz o kadar şiddetli oluyor. 392 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)
Her birimizi mutlu eden şey gizemlidir
EMMANUELLE De Champs’ten HER ŞEY MUTLU OLMAK İÇİN Mİ? GENÇ YETİŞKİNLERLE DÜŞÜNMEK. Mutluluk hem bireysel hedefimiz hem toplumsal projemizdir. Her birimizi mutlu eden şey gizemlidir ve kişiye özeldir ama mutluluk topluca oluşturduğumuz insanlığımızın da bir arzusudur. Peki, bireyler kendilerine özgü mutluluk anlayışlarıyla bir arada yaşayabilir mi? Varoluşumuz sorularla doludur ve bunların herkes için geçerli, hazır cevapları yoktur. Peki eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz? 56 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)