Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Zaman Salıncağı: Geçmişin gölgesinde, şimdinin sessizliğinde ve hatırlamanın sarsıcı yansımalarını hissettiren bu roman, okuru kendi iç dünyasını resmetmeye çağırıyor.
Istırap: Aşkın suçlulukla, sadakatin ihanetle düğümlendiği bu hikâyede; bir kadının gidişinin yanında bir ailenin gölgede kalan yanlarına tanık olacaksınız.
Nuri Conker: Atatürk’ün Can Yoldaşı: Prof. Dr. Arif Verimli “Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır? Derinlemesine incelendiğinde, baba ya da ağabeysizlik veya baba kaybı ardından tutulan yas ve aidiyetsizlik, çocuklukta kazanılan bir korku, bir ses tonu, bir benzerlik arayışının yansıması olabilir…”
Hiç Kimsenin Kenti: Yazar, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata’ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini ustalıkla aktarıyor.
İt Yatağında Ekmek Ufağı: Yazar, eserlerinde Anadolu’nun sıradan insanlarının hayatlarını merkeze alarak birey ile toplum arasındaki ilişkileri, derinlikli bir biçimde zengin bir dille işler.
Kafa Darbesi: “Kafa Darbesi Amerika’nın Kızları Boks turnuvasında kıyasıya bir rekabete girişen sekiz kadın boksörün hareketli ve gerilim dolu bir portresini veriyor.”
İşte o kitaplar:
İnsan, en çok kendine bile anlatamadıklarıyla yaşar
KEMAL Ilıkkan’dan ZAMAN SALINCAĞI- Sıradan Birinin Hikâyesi. Kitap, kendi hikâyesinin seyircisine dönüşmüş olan bir insanı anlatıyor. Geçmişin gölgesinde, şimdinin sessizliğinde ve hatırlamanın sarsıcı yansımalarını hissettiren bu roman, okuru kendi iç dünyasını resmetmeye çağırıyor. Hayat gerçekten ileriye doğru mu gider, yoksa sadece gidiyormuş gibi mi görünür? Hayat bir salıncak gibi âdeta; bağlı, sınırlı, fakat sürekli hareket hâlinde… Bazı yüzleşmelerin tanığı yoktur. İnsan kendinin tanığıdır. İnsan, en çok kendine bile anlatamadıklarıyla yaşar. 168 SAYFA. (EPOS YAYINLARI)
Bilinmezlik insanın ruhunu yıpratır, zedeler ve sonunda da öldürür…
LİANA Günberk Benglian’dan ISTIRAP- Aşk Suçluluk ve Sessiz Şiddet Arasında. Herkesin gıptayla baktığı o kusursuz güzelliğin ardında saklı kalanların ve ruhun derinliklerinde hissedilen o “sessiz şiddet”in bir insanı nereye kadar sürükleyebileceğinin hikâyesi. Bir yanda geçmişin küllenmeyen yankısı, diğer yanda güven üzerine kurduğu dünyasının merkezi olan eşi. Tüm bunların ortasında, bir ölümle birlikte gün yüzüne çıkan 16 haftalık sarsıcı bir sır. Evin salonunda hareketsiz yatan bir beden, zihinleri kemiren korkunç bir soru: Bu bir vazgeçiş mi yoksa titizlikle kurgulanmış bir son mu? Aşkın suçlulukla, sadakatin ihanetle düğümlendiği bu hikâyede; bir kadının gidişinin yanında bir ailenin gölgede kalan yanlarına tanık olacaksınız. Ateşin sadece düştüğü yeri değil, dokunduğu her şeyi küle çevireceği sarsıcı bir yüzleşmeye davetlisiniz. 208 SAYFA. (CERES YAYINLARI)
Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır?
YAŞAR Gürsoy’dan NURİ CONKER: ATATÜRK’ÜN CAN YOLDAŞI- Gerçek Bir Hayat Hikâyesi. “Nuri, aramızda terlik mesafesi olsun!” “İki erkeğin birbirine çok sıkı bağlanma ilişkisi, psikiyatrik ve psikolojik disiplinlerin üzerinde çalıştığı ve kuramlar geliştirdiği bir alan. Hatta modern psikiyatri bağlanma nesnesi fenomenini 0-6 yaş arasındaki çocukluk çağı travma ve kazanımlarına kadar götürmektedir. Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır? Derinlemesine incelendiğinde, baba ya da ağabeysizlik veya baba kaybı ardından tutulan yas ve aidiyetsizlik, çocuklukta kazanılan bir korku, bir ses tonu, bir benzerlik arayışının yansıması olabilir. Bununla birlikte insan bazen yerden o kadar fazla yükselir ki; etrafındaki bazı realiteler flulaşır. İşte böyle zamanlarda size isminizle hitap edecek sadık birine çok ihtiyaç duyar ve ona bağlanırsınız…” – Prof. Dr. Arif Verimli. 272 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)
Rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata’sında buluşturan, bir roman
TOLGA Gümüşay’dan HİÇ KİMSENİN KENTİ. “Gerçek bir edebiyat eseri… Galata ve Levanten kültürü” -Ahmet Cemal, Cumhuriyet. İstanbul… Eşsiz doğası, binlerce yıllık geçmişi, zengin hikâyeleriyle medeniyetlerin buluşma noktası, farklı kültürlerin başkenti… Ve şimdi hem herkesin hem de hiç kimsenin kenti oluşunun romanıyla karşımızda! Yazar, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata’ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini ustalıkla aktarıyor. Kitap geçmişin katmanlarını ve rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata’sında buluşturan, büyülü bir gerçekliğin romanı… 220 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ)
Sivas yöresinin diyalektinin ağır bastığı, zengin, renkli, çok kültürlü anlatım
KİRKOR Ceyhan’dan İT YATAĞINDA EKMEK UFAĞI- Hikâyeler. Kirkor Ceyhan 100 yaşında. Kirkor Ceyhan, 29 Ekim 1926’da Zara’da doğmuş; eserlerinde Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu insanının yaşamını konu edinmiş bir yazardır. Toplumsal gerçekçi bir anlayışı benimseyen Ceyhan, anlatımındaki gözlem gücü ve toplumsal duyarlılık, onu Kemal Tahir, Orhan Kemal ve Aziz Nesin ile aynı edebi çizgide değerlendirmeye olanak tanır. Yazar, eserlerinde Anadolu’nun sıradan insanlarının hayatlarını merkeze alarak birey ile toplum arasındaki ilişkileri, derinlikli bir biçimde zengin bir dille işler. Bu yönüyle yazar, yalnızca edebi bir anlatı kurmakla kalmaz; aynı zamanda dönemine ışık tutan sosyolojik bir tanıklık da yapar. Serinin ilk kitabı “İt Yatağında Ekmek Ufağı”nı GiTa Yayınları olarak beğenilerinize sunuyoruz. Bu kitabı oluşturan 18 hikâyede Kirkor Ceyhan, Seferberlik, Mütareke ve Cumhuriyetin ilk yıllarından 1980’li yılları kapsayan bir zaman diliminde Zara insanının zorluklar içindeki yaşamını, sefaletini anlatmanın da ötesinde, geniş anlamda Sivas yöresinin diyalektinin ağır bastığı, zengin, renkli, çok kültürlü anlatımıyla yeni bir dil, yeni ve evrensel bir coğrafya yaratmaktadır. 224 SAYFA. (GİTA YAYINEVİ)
Rekabetin coşku ve heyecanını hatta şiddetin çekimini çarpıcı bir sakınmazlıkla anlatıyor
Rita Bullwinkel’den KAFA DARBESİ. Kitap ABD’de, Nevada Eyaleti’nde gerçekleştirilen “Amerika’nın Kızları Boks Turnuvası” boyunca en iyi sekiz genç boksörün iki gün süren müsabakalarını konu alıyor. Bu maçlarda her bir genç kadının zihninin kıvrımlarında dolanan, bir yanda müsabaka anına hassasiyetle odaklanırken bir yanda da hem geçmişe hem geleceğe sıçramalarla ilerleyen roman, rekabetin coşku ve heyecanını hatta şiddetin çekimini çarpıcı bir sakınmazlıkla anlatıyor. Öte yandan da dinmeyen arzuları, hayat boyu süren hüsran duygusunu, gözeneklere işlemiş eşitsizliği, hırs, haset, mükemmeliyetçilik, adanmışlık, obsesyon gibi temaları da sarsıcı yüzleşmelerle, muazzam bir açıklıkla ele alıyor. Yüz yüze, göz göze mücadele eden iki insanın deneyimlerini anbean yansıtırken hem bir tüketim toplumunun anatomisini hem de insan türünün temelsiz dünyasını gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz senenin en dikkat çekici ilk romanlarından biri olan, farklı üslubuyla, benzersiz ritmi ve yaratıcılığıyla Booker, Pulitzer, Dublin Edebiyat Ödülü gibi prestijli ödüllerin listelerinde yer alıp eleştirmenlerin büyük beğenisini kazanan kitap, günümüz edebiyatına taptaze bir soluk getiriyor. “Uzun zamandır tanık olduğum en çarpıcı ve özgün performanslardan biri. Bullwinkel’ın mecazi dili bir ucuyla uzak galaksilere, diğer ucuyla genç boksörlerin bedenlerinin hücresel yapısına bağlanıyor. Aralarında ise bütün bir hayat uzanıyor. Hayran kaldım.” Jonathan Lethem. “Kafa Darbesi Amerika’nın Kızları Boks turnuvasında kıyasıya bir rekabete girişen sekiz kadın boksörün hareketli ve gerilim dolu bir portresini veriyor. …Rita Bullwinkel bir boks maçının hem stratejik hem de vahşi olan fiziksel çatışmasını ve dövüşçüleri ringe çıkmaya iten kişisel umutlarla ıstırapları ustaca ele alıyor.” Laura van den Berg. 176 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)