Elli küsur yılı devirdim, otuzdan fazla ülkede ekmek yedim, yöneticilik yaptım, yolları arşınladım. Bir gezi rehberi olarak turistlere “cenneti” pazarladım, bir yönetici olarak o “cennetlerin” mutfağındaki tozlu gerçeklerle yüzleştim. Şimdi ise tüm bu yollar beni evime, Bitez’in o dingin maviliğine getirdi. Peki, turist broşürlerinde neden hiç “o” gerçekler yazmaz? Çünkü...