ÖZGÜRLÜĞE ADANMIŞ BİR TOP ÇİÇEK

Uğur Mumcu, Milliyet Gazetesi başyazarı Abdi İpekçinin ölümüne ilişkin 5 Şubat 1979 tarihli yazısını şöyle bitiriyor.

Bodrum Gündem
Bodrum Gündem
  • 24.01.2011
  • 662 kez okundu

“Abdi İpekçi niçin öldü? “ diye sormayın,yarınlar için yarınların özgürce yaşanması için öldü.


Babasının katili Ağca salıverildiğinde , Nüket İzet İpekçi  buy Fluconazole ” Bizim mahkumiyetimiz sona ermedi. Özgürleşemedik.” diyecektir. Babasının kanlı gömleğiyle yaşadığını ifade eden  İpekçi Ağca′ya hitaben ” Ya burada benim canını aldığım sizin babanız veya anneniz olsaydı o zaman siz bana ne demek isterdiniz diye sorabilirim. Ama şimdi bunu da sormak istemiyorum. Artık öyle bir yerdeyiz ki ancak 31 yıl öncesine gidersek hep birlikte özgürleşeceğiz ” dedi.


Yarınların özgürce yaşanması için yaşamını yitirenlerin ne ilkiydi ne de sonuncusu oldu Abdi İpekçi.


Gencecik yedeksubay öğretmen Kubilay, karanlığın üstüne gözünü kırpmadan yürüdü. Cumhuriyet’e karşı ayaklanan gözü dönmüş caniler tarafından başı kesilerek öldürüldü.Genç Cumhuriyet’in çocukları özgürce yetişebilsin diye  yaşamını yitirirken kendi oğlu Vedat henüz 18 aylık bir bebekti.


Doç. Dr. Orhan Yavuz, tehditler nedeniyle eşi Erzurum’dan gitmek istediğinde ona “Herkes giderse köylüm, kentlim ne olur, Erzurumda kim kalır! Demişti. Kendisi gibi yoksullukla okuyanlar vardı yanlarında. Erzurum Atatürk Üniversitesi bahçesinde  bıçaklanarak yaşamını yitirdiğinde, Oğlu Okan 8 kızı Devrim 2 yaşındaydı.Katilleri delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.


Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz idam cezasına, DGM ye hayır kampanyalarında yer aldı.69-70 yıllarına yılın hukukçusu seçildi. 24 Mart 78 de işine gitmek üzereyken aracının içinde kurşunlandı. Katili İbrahim Çiftçi dört kez idama mahkum oldu. Askeri Yargıtay’da karar bozuldu.Ardında cesurca hazırladığı yolsuzluk dosyaları ve kontrgerilla raporu kaldı. Öldüğünde kızı Bengi 5 yaşındaydı. Eşi Sezin Öz  Uğur Mumcu  öldürüldüğünde ,öldürülen insanların ortak özelliklerinin, toplumda örnek olmaları ve demokrasiye inanarak ülkelerine sahip çıkmaları olduğunu hatırlatacaktı.


Bedrettin Cömert , Hacettepe Üniversitesi’nde  öğrencilere yönelik terör eylemlerini soruşturma komisyonu başkanıydı. Kaldırımda kahvaltı eden katilleri onu ölürüp eşini de ağır yaraladılar.Ondan geriye Sanat tarihi alanında yazdığı yazılar, çeviriler kaldı.


Ord. Prof. Bedri Karafakioğlu Üniversiteye giderken vurularak öldürüldüğünde tarihler 20 Ekim 1978 i gösteriyordu. Ölümü üzerine ÜTÜ ve İstanbul Üniversitesinde öğrenime ara verildi purchase Topamax   İTÜ rektörlüğü döneminde öğretim ve araştırmaların geliştirilmesine çok  şey kattı. Kapısı sağcısı solcusu tüm öğrencilere açık olan Karafakioğlu Türkiye’de televizyonculuğun temeli olan İTÜ TV. yi de kurmuştu. Ölümünün ardından dava açılmadı, bir soruşturma dosyası olarak kaldı.


 Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul” Sağ-sol bilmem. Eline silah alan kim olursa olsun karşısında bizi bulacak. Bu kentte silahlı eylemcilere yer yok. Canım pahasına da olsa terörü önleyeceğim.” demişti. Altı ayda 17 cinayeti aydınlatan, yağ stokçuluğu, karaborsa ve ehliyet yolsuzluklarının üstüne giden  Cevat Yurdakul Adalet ve Cumhuriyet caddelerinin kesiştiği kavşakta arabası içinde kurşunlanarak öldürüldüğünde tarih 28 Eylül 1979 du. Ölümünden 10 yıl önce çocuklarına yazdığı mektupta” Sevgili çocuklarım, size son olarak söyleyeceğim söz şudur. Cehalet içinde bulunan insan veya millet hiçbir zaman başarılı olamaz. “


Yurdakul’un ölümünden yıllar sonra bir başka yiğit emniyet müdürü Gaffar Okkan  24 Ocak 2001 de Diyarbakır’da beş polis arkadaşıyla birlikte vurularak öldürüldü. Geriye gözü yaşlı ailesinin yanında,kimseye kul olmasınlar, yanlış ellerde kullanılmasınlar diye çaba gösterdiği Diyarbakırlı çocuklar kaldı.


Prof. Yaşar Ümit Doğanay, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan yardımcısı iken silahlı bir saldırıda yaşamını yitirdi. Pek çok kişinin tanıklığında işlenen cinayette yakalananlar delil yetersizliğinden beraat etti. İnsan hakları savunucusu, düşünce özgürlüğünden yana ve öğrencilerine karşı yardımseverliğiyle tanınan Doğanay öldürüldüğünde oğlu Arda 11 yaşındaydı. Yıllar sonra söylediklerine katılmamak mümkün mü? “ Ne acıdır ki, çok çok zor yetişen Ümit Doğanay gibi  değerleri de bu toplum yetiştiriyor onları yok edenleri de bu toplum. İnsan buna kahroluyor. Bu nasıl bir çelişkidir.?”


Prof. Cavit Orhan Tütengil, Doğanay’ın ölümünden 17 gün sonra 7 Aralık 1979 da otobüs durağında kurşunlanacaktır. Cumhuriyet gazetesi yazarı Tütengil, misoprostol online Batılılaşmanın ideolojik boyutu olarak Atatürkçülüğü önerdi.Çok sayıda sosyolojik araştırma ve az gelişmiş ülkelerde kalkınma’ya yönelik çalışması vardı. Yıllar sonra kızı Deniz Tütengil, babasının öldürülmesiyle ilgili dosyanın  bile kayıp olduğunu söyleyerek “ Tam bir yenilgi hissediyoruz” diyecektir.  Tütengil gibi bir değerin ölümü Türkiye’nin gelişmesi için de yenilgidir aslında.


“ Ben Atatürk çocuğuyum. Onun kurduğu ülkenin topraklarını çiğniyor, onun kanadının altında yaşıyorum” diyen  Ümit Kaftancıoğlu ise Tütengil’in olaylı cenazesinde yaralanır. Yoksul bir köy çocuğu olan Kaftancıoğlu kızının gözleri önünde  bir silahlı saldırıda yaşamını yitirecektir TRTdeki yapımlarıyla olduğu kadar Varlık,Çevren,Dönemeç,Cumhuriyet, Milliyet gibi dergi ve  gazetelerde yazdığı yazıları ile de çok üretken  olan Kaftancıoğlu, vasiyet gibi sözleriyle dönemin tedirginliğini de aktarmıştı . “Ölümümde eşim, çocuklarım en yakınlarım bir tek damla gözyaşı dökmesin istiyorum. Benim için caddeleri dolaşsınlar Bir gazete alsınlar Bir kitap karıştırsınlar, kalabalık bir sinemaya gitsinler.Bir konferans bir konser dinlesinler. Ölüm hiç önemli değil. Yaşam var dağ gibi”


Atatürkçü aydınlara, yazarlara  yönelik saldırılar, cinayetler bir süre durmuş görünse de hiç kesilmedi.Prof. Muammer Aksoy, ADD kurucu başkanı, Anayasa hukuku profesörü ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı idi. Ulusal Petrol Davas ı , toprak reformu ve Atatürk’ün  “her alanda tam bağımsızlık “ tezini işlediği yazı ve konferanslarıyla tanınıyordu .Onun kararlı laik ve ödün vermez Atatürkçü  kimliği son nefesine kadar sürdü.31 Ocak 1990 da evinin önünde vurularak öldürüldü.Cenazesinin ardında fotoğrafını taşıyarak yürüyen bir başka ödün vermez Atatürkçü Uğur Mumcuydu.


İki ay sonra  7 Mart’ta  ise Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Çetin Emeç şoförüyle birlikte kurşunların hedefi oldu. 1952 de başladığı gazetecilik yaşamı başarılarla doluydu. Ölümünün ardından Türkiye öfke ve yasa boğuldu.


Turan Dursun, babası tarafından “gavur okulları “diyerek okula gönderilmemiş, Türkçeyi askerde öğrenmiştir. Daha sonra okulu dışarıdan bitirip din konusunda kitaplar da yazan Dursun, yazdıklarıyla olduğu kadar Atatürkçü çizgisiyle de bazılarını rahatsız etmiştir. “Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim. Halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? “ diyerek yazmayı sürdürdü. Atatürkçü Düşünce Derneği Üyesi   Dursun, evinden az uzakta  vurularak öldürüldü. Kimse silah sesi duymadı. 


Bir başka ilahiyatçı doçent Bahriye Üçok,  bir ay sonra 6 Ekim 1990 da evine gönderilen bombalı paketle yaşamını yitirecektir. ADD üyesi ve Cumhuriyet yazarı Üçok kontenjan senatörü ve CHP den m.vekili olarak parlementoda da görev yapmış, örtünme konusundaki söylemleri ve dini konularda yazdıklarıyla da dinci kesimlerin tepkisini üzerine çekmişti.


20 Eylül 1992  tarihinde bir başka gazeteci Yazar,  Musa Anter Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırıda öldürüldüğünde bundan en çok demokrasiye ve barışa inananlar zarar görecektir. “Biz Bizans’tan beri bu topraklar için savaştık. Kimse Kürtleri Türkiye’den ayıramaz” diyen Anter Güneydoğu’da barışçı çözümler için çaba gösterenlerin başında geliyordu.


Çok değil dört ay sonra bir başka gazeteci yazar yayına hazırladığı kürt dosyası üzerinde çalışırken arabasına konan bombanın patlamasıyla evinin önünde yaşamını yitirdi. Öldürülen, kıyılanların ardından 1975 yılında yazdığı ünlü SESLENİŞ’inde özgürlüğe adanmış bir top çiçek içinde yer aldı araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu. Her alanda vurguncunun, talancının, yalancının, din tacirlerinin gerçek yüzlerini sergilerken doğruları yazmaktan çekinmedi. Asla belgesiz yazmadı. “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyen Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mumcu Atatürkçü düşüncenin yılmaz savunucusu olarak Kalpaksız kuvayı Milliyeci olarak da anılıyor. Gözlem köşesinde yazdığı “ Masum insanlar öldürülürken susulmaz!Susan da bu insanlık suçuna katılmış olur. Bu masum insanlar, Yahudi de olur, Arap da, Hıristiyan da.. Ölümlerde ne ırk ayrımı yapılır ne din…Ölen insandır.”sözleri Yıllar sonra 19 Ocak 2007 de vurularak öldürülen gazeteci Hrant Dink için söylenmiş gibi Kitapları, gazete yazıları, konuşmaları ile geçmişten bugüne bize ışık tutmayı hala sürdürüyor.


Mumcu’nun öldürülmesinden yaklaşık bir yıl sonra, bir başka Cumhuriyet yazarını daha teröre kurban verdik. Türk Sinematek’inin kurucularından ve bu alanda en verimli yazar ve eleştirmenlerinden Onat Kutlar, oturduğu kafede patlayan bomba ile yaşama veda etti. Ondan geriye insan yüreğiyle ürettiği öyküler, şiirler ve Sinema üzerine yazdıkları kaldı.


Ahmet Taner Kışlalı bir başka ödünsüz Atatürkçü, Cumhuriyet yazarıydı. Fransa’da siyaset bilimi eğitimi de alan Kışlalı, Türkiye’nin en genç kültür bakanı olarak yaptığı çalışmalar yanında SBF de öğretim görevlisi olarak verdiği derslerde de Atatürk Devrimleri ve kazanımlarını inançla ve bilinçli savundu. Düşüncelerini anlatırken kullandığı kararlı ama nazik üslubu nedeniyle Centilmen Devrimci olarak anıldı.Kemalizm ekseninde sol güçbirliği için çok çaba harcayan Kışlalı’nın  yazdığı Demokratik Toplumcu Çağrı’sı,aralarında “Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, Kemalizm, Laiklik, Demokrasi’nin de olduğu kitapları bugün de güncelliğini koruyor. 


Durdu sanılan cinayetler son yıllarda yeniden tırmandı. Cumhuriyet karşıtı odaklar ve Türkiye’deki Alman Vakıflar ile ilgili yazdıkları ile dikkat çeken Ankara SBF öğretim üyesi Necip Hablemitoğlu  18 Aralık2002 de  aracına konulan bomba ile aramızdan ayrıldı.


Yarınların özgürce yaşanması için bedel ödeyerek canından olanlardan biri de Danıştay Yargıcı Mustafa Yücel Özbilgin oldu. 17  Mayıs  2006 da Danıştay’a yapılan saldırının  faili de ne yazık ki  bir avukattı.


Uğur Mumcu’nun SESLENİŞ’inin sonunda yazdığı“Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi “satırlarında yer bulan bütün özgürlük çiçeklerine, gelecek kuşaklar özgür yaşayabilsin diye ölümü göze alanlara adayalım biz de yazımızı


Unutmayız, unutturmayız…..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ