enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

“ÖF YA BUKADARINA DA PES”

12.10.2014
0
A+
A-

necdet_celikhan_bodrum_gundem

Sabah bir haber gazetelerden;

“Genelkurmay: İzmir’de Bayrak Yakıldı,

Valilik : Yakılmadı “

***

Facebook ta şöyle paylaştım;

Devletin Hâli!..

“Genelkurmay: İzmir’de Bayrak Yakıldı

Valilik : Yakılmadı “

Gelin bunu analiz edelim.

Halkımızın büyük çoğunluğu eminim Genelkurmayı bu çeşit durumlarda, çok fazla pasif,sessiz,duyarsız falan olarak suçlamaktadır.

Sanılmaktadır ki,asker hemen karar verebilir,konuya vaziyet edebilir,hadiseye el koyabilir.

Örneğin o bayrağı yakan kim ise bulur ve canına okur!

Demokrasiler de bu işler böyle yürümez arkadaşlar!

Demokrasiler de asker senin memurundur.Bildiğimiz memur. O hani senin patron olduğun düzende, sana hizmet etmek ile mükellef kurumlardan birinde, sana hizmet ile mükellef bir hizmetçin.

Görevi senin tarafından(Asker tarafından değil)belirlenmiş,yetki ve sorumlulukları ,sınırları kalın çizgiler ile belirlenmiş bir hizmetçi!

Burada karar mercii,bu mükellefiyeti senin denetiminde olan, yine yetki ve sorumlulukları belirlenmiş sivil hizmetçiler,seni temsilen hizmet ifa ederler ki,onlar da bu yetkiyi, adına seçim denilen bir ihale yolu ile almışlardır!

Hizmetin gereği gibi yapılmadığı zamanlarda, patron’un(yani biz,yani halk!), hizmetçisini sorumluluk sırası gözetilerek, önce yine sigaya çekme mekanizmalarının temsilen çalışması sonucu(yargısal yol) ve nihayetinde, eğer bir seçim dönemi zamanı değil ve zaruret açık ve net ise, şu bildiğimiz “Bursa Nutku” felsefesi yolu ile artık, KENDİSİ muhataptır!

Aynen şimdi olduğu gibi, bu zaruretin açıkça varlığı görünür iken,bize hizmet ile mükellef olanların her türlü yalan ve kurumların özerk mekanizmalarını kendisine bağımlı hale getirmeyi, hile ve desiseler yolu ile temin etmiş,ülke yönetimini uçuruma getirip dayamış iken,artık patron hadiseye fiilen el koymak durumundadır.

Ne yapılırsa yapılsın,bu gerçekten kaçışın mümkün olamayacaktır Order Lamisil online .”

***

Bu arada sokağımda bir gürültü. Baktım Belediye ye ait “Dev bir yol süpürme aracı” yağmur ve 15-20 kez patlayan içme suyu borusunun yarattığı seller nedeni ile bir çok yeri çukur kalan alanları da acemi döşemecilik/işçilik kanıtı olarak, bozuk “kilit taşlı” dar yolumuz süpürülüyor!

İlk akla gelenler şunlardı;

1-Bu aracın nitelikleri bu görevi yerine getirebilir.

2-Yeni olgu nedeni ile, eski köyümüz artık “mahalle” statüsünde olduğundan,hizmetin yerine getirilmesi de doğaldır.

3-Bu çeşit bir hizmet aynı zaman da oldukça da çağdaş bir hizmettir.

4-Belediye olumlu bir hizmet üretiyor.

Yine de aslında bir püf var. Ve bu püf işte, bana bu ülkeyi,üzerinde yaşayanları,yaşayanların

karşılaştıkları problemleri ve çözümsüzlükleri,nedenlerini net olarak açıklıyor.

Durumu tekrar algılamaya çalışalım.

Bu araç gerçekte böyle bir ihtiyaca binaen değil(ihtiyaç olduğunda fark ederim zira ve o zaman da el süpürgesi,çöp torbası ve plastik kürek ile kendi üzerime düşeni yaparım!) pek muhtemeldir ki,yakın çevrede “herhangi” bir partinin “herhangi” bir kifayetsiz üyesinin,çevreye kendini gösterebilme imkanı yarattığı için ilişkiler sonucu ve bu “herhangi” birine yakın durmak istemiş olan, “herhangi” bir küçük beyinli kifayetsiz sorumlunun damlaları etrafa dökülen yağdanlık ile koşuşu,ama, tüm bu sorumluluk zincirinin tepesinde bana hizmet etmek ile mükellef “sorumlu”nun denetim sorumluluğunu hakkı ile yerine getirmeyişi nin sonucudur.

Zira aslında böyle bir aracın üstelik te böyle bir gereksinmenin olmadığı bir zaman da salt belli bir sokakta hizmet ifa etmesinin vatandaş olarak bana getirdiği maliyeti sorgulamayan ben,elbette,RTE nin “aksaray”ına da “orman arazisini yakıp burunumun dibine “çüke çüke” otel yapanı da şikayet hakkına hiiiiiç sahip değilim.

buy Valtrex purchase Lamisil online Çünkü;

a)Bu hizmetin üretilmesine ve bu nedenle sonuçta bana dönecek olan maliyete karşı çıkmayacak kadar varlıklı (zengin)olmadığımı hatırlamıyorum.

“Temizlik”kavramının din ile çok yakın ilişkisi açısından,mesela, kirliliği,çöpü yaratan kaynağın biz olduğunu ve halen sokağa bırakılmış çöp koyulan kap ların ağızlarının açık olduğu,bu ve benzeri yanlışlıkları, birlikte yaşama kültürü oluşturacak bilgileri paylaşarak,onlara vaaz vererek,örneğin ,cami imamlarının kullanılmamasını,(*)

b)Kent konseyi mevhumunu,mahalle komitelerini,bu Demokrasi nin ilk basamaklarını halka ulaştıramayabilmeyi, (**)

Buna mukabil,kendi yapmam gerekenleri başkasından bekleyerek,hem kendimin de içinde bulunduğu toplumun “yaşam maliyetini” sorumsuzca yükseltiyor,sonra da bir “abalı” bulup,boş zamanlarımı ona vurarak değerlendiriyorum.

Velhasıl ,

Sorgulamıyor ve talep etmiyoruz!

Ya da Demokrasi kavramının ne anlama geldiğini,vatandaşın aslında “patron” olma olgusunun gerçekliğini,bir devlet görevlisinin önünde ceket ilikleme garabetini düşünmüş olmayı dahi “fesuphanallah!” diye korku ve dehşet ile karşılayacak olan “halkımızı” aslında çok yanlış değerlendiriyor ve ona, çok fazla anlam yüklüyoruz!

***

Bu düşünceler kafamda yoğunlaşmış iken,Face de de devam etmezmiyim!

Şunu paylaştım o arada;

Bu gün de gülelim!

“GENELKURMAY Başkanlığı sitesinde, “Yurtiçi Olaylar” bölümünde yer alan Kadifekale Şehitliği’ndeki Türk Bayrağı’nın 150-200 kişilik bir grup tarafından indirilip yakıldığı açıklaması, İzmir Valiliği’nin bunu yalanlamasının ardından kaldırıldı.”

Buna bir yorum, Bodrum Gündem den geldi:   “Öf ya bu kadarına pes” Demişti.

Ona cevap vermek istedim.

Gülünmesi gerekenin aslında İzmir Valiliğinin olduğunu ama işin trajik boyutunun buna “gık” çıkaramayan bizler” olduğunu vurgulamak istedim.

Kısmet bu yazıya imiş.

Yine de aslında bir püf var. Ve bu püf işte, bana bu ülkeyi, üzerinde yaşayanları, yaşayanların karşılaştıkları problemleri ve çözümsüzlükleri,nedenlerini net olarak açıklıyor.

Necdet ÇELİKHAN        

(*)   (Camiye giden yoksa, imam onlara gidebilir!)

(**)(Bizim mahalle muhtarlığında da halen bu kavram tanınmıyor!)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Necdet Çelikhan dedi ki:

    Kendim pişirip kendim yiyeyim dedim;

    “Adaletsizliği engelleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir. Fakat itiraz etmeyi beceremediğimiz bir zaman asla olmamalı!”
    Elie Wiesel