Yerel Siyasette “Bende Varım!” Diyebilmek…

NURAN YÜKSEL
NURAN YÜKSEL
  • 05.12.2018
  • 264 kez okundu

Yerel seçimlere çok az bir süre kaldı. Karar vericiler hala büyük mühendislik hesapları peşinde. Ben matematikçi olduğum halde anlamadığım hesapları vatandaş nasıl anlayacak. Ancak bildiğim, gördüğüm yaşadığım süreçte bu sefer iki çarpı ikinin dört etmeyebileceği. Özellikle CHP içinde üyelerin fikri alınmadan, danışılmadan belirlenecek adaylarla gidilecek seçim sonunda, yapılan mühendislik hesaplarının hiçbiri tutmayabilir. Son seçimlerde “Bu son viraj, vatan, millet…” diye diye “tıpış, tıpış” sandığa gidenler artık iki çarpı ikinin dört değildir diyebilirler.

Benim partim de, sosyal demokrat, solcu hiç mi aday kalmadı? İllaki muhafazakâr sağ kesimden aday aranıyor. Muhafazakârlık nedir? Ahlak, inanç sadece muhafazakârlarda mı var.  Evet ortak değerler de elbette buluşmalıyız. Sandık ta ittifaklar gerekirse olmalı. Ama benim yıllardır inandığım öz değerlerimi siyasal ideolojilerimi yok sayarak, yok ederek değil. Görünen gerçekleri göz ardı ederek mucize formüllerle, dönemsel karar vericilerle, beşer kişilik heyetlerle, hesaplamalarla siyaset yapılamaz. Aslında böyle durumlar hangi konumda olursa olsun demokrasiye inanan kurumlarda hiç kimsenin hakkı ve haddi olamaz.

KADINLAR İSYANDA! Kadınlar eşitlik ve hak mücadelesinde artık kendilerini ait hissettikleri kurumlara, siyasi partilere güvenmiyor. Kadınlar kendi kurumları içindeki adalet duygusunu kaybettiler. Umut, umut! diyerek bir noktaya kadar yapılan bireysel mücadele ve hak arayışları da gittikçe azalıyor.

Bugün; demokrasinin yok edildiği bir 5 Aralık haftasında kadın erkek eşitliği ile ilgili hamasi laflara ve istatistiklere hiç girmeyeceğim.

Bugün kadınların on yıllardır elde ettikleri hakları dahi bir bir elinden alınmaya çalışılırken, 4+4+4 gibi eğitimdeki karanlık sistem sürerken, bilimsellik yerini dini değerlendirmelere bırakırken, kadın sadece eve kapatılarak çocuk büyütmenin kadının en önemli sorumluluğu olduğu sürekli genç beyinlere işlenerek desteklenirken kadınlar ne yap malı?

Bizim kuşak kadınları, her şeye rağmen günümüz kadınlarından daha şanslı bir zamanı yaşamışız. Direnenler, mücadele edenler bedeli olsa da direnebiliyorduk. Şimdi ise, toplum da, kadınlar da daha pasif, seyirci. Bireysel çabalar ise çabucak sindiriliyor. O nedenle bugün haklarının farkında olan ve mücadele de kararlı kadınların öncelikleri  “ÖRGÜTLÜ MÜCADELENİN”  içinde olmaktan geçer.

Erkekler, iktidarları sarsılmasın diyerek, devletin ve sistemin yarattığı düzene bütün güçleriyle uyum sağlarken, kadınlar bunun karşısında mutlaka örgütlenerek dayanışmak zorunda olduklarını görmelidirler. Aslında erkekler farkında, kadınlardan korkuyorlar. O nedenle kendi erkek egemen sistemlerine farkında olarak veya olmadan ne kadar çok demokrat olduklarını söyleseler de dört elle sarılmaya devam ediyorlar. Kadınlarda bu konudaki kararlılıklarını örgütlenerek göstermeyi öğrenmek zorundalar.

Her geçen gün yok olma yolunda hızla yürüyen demokrasimizi yeniden inşa etmek için önce evimizin içinden, önünden, yerel demokrasimizi güçlendirerek başlamak zorundayız.

Bu nedenle 2019 seçimleri çok önemli. 2019 da kimin belediye başkanı, kimin meclis üyesi olacağı değil, hangi anlayışların karar organlarında yer alacağının belirlenmesi, doğru tercihlerin yapılması seçimleri kader seçimi olarak belirliyor.

Tüm eksikliklere rağmen, demokratik olmayan birçok uygulamalarına rağmen, CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde demokrasi havası eser. Kadın erkek eşitliğinden söz edilir. Kabul görmese de herkes istediğini söyleyebilir. İnsanlar rahatça parklarda dolaşabilirler.

Ancak kadınlar; kadına karşı yapılan taciz, tecavüz, kötü muamele, saldırı kadar kadına yapılan siyasal şiddete karşı dayanışmayı örgütlü mücadele etmeyi öncelikleri olarak görerek hareket etmelidirler.

Kadınların sosyal barış için, kadın hakları için, insan ve çocuk hakları için karar organlarında bulunmaları ve desteklenmeleri şarttır. Bugün gerçek demokrasi için yapılması gereken en önemli siyasi görev ve sorumluluk budur.

Siyasette parti içi demokrasinin işlemediği, genişletilmiş bile olsa kadının seçilme şansının olmadığının bilindiği bir yöntemle yapılacak olan önseçimde il ve ilçe örgütlerindeki kadın kolları başta olmak üzere isyanımızı, kararlılığımızı, gücümüzü anlatmak zorundayız.

Siyasette parti içi demokrasiyi ve kadınları yok sayan anlayışlar değişmedikçe, gençleri geleceğe hazırlayan anlayışlar değişmedikçe ne benim partim, nede ülkem asla aydınlık günleri ve iktidarı göremeyecektir.

Bodrum Belediye Başkanlığı, Muğla Belediye Başkanlığı seçimleri ülkemizin aydınlık geleceği açısından çok önemlidir. Seçilecek adaylar sadece seçildikleri yöreyi değil, ülke yönetimine karşı da duyarlı, öngörülü, liyakat sahibi olmalıdırlar.

Kadın Olmak Cesaret İster, Kadın Gibi Kadın Olmak Yürek İster…

Haydi Kadınlar!!!!

Eşitlik Ve Hak Mücadelesinde bir arada kalabilmeye…

Örgütlü Mücadele İçinde “Bende Varım!” diyerek direnebilmeye…

Nuran Yüksel-5 Aralık 2018/Bodrum 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ