enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

İyi ki doğdun, Muazzez Ata / Hatice Yücel Bodrum Gündem Yazıları …

İyi ki doğdun, Muazzez Ata / Hatice Yücel Bodrum Gündem Yazıları …
Spread the love

Yirmi gün daha yaşayabilseydi 17 Ağustos 2020’de 97. yaş gününün pastasını kesebilecek, mumunu üfleyip alkışlar arasında “İyi ki doğdun!” dileklerini duyabilecekti, Cumhuriyet kadını Muazzez Ata…

*                             *                             *

2018’in Anneler Günü’nde eşimle onu ziyarete gittiğimizde birlikte söyleşimizin verdiği coşku ile içimiz içimize sığmıyordu. Güzel Türkçesi, güven veren ses tonu, tüm inceliğiyle eğitim yolculuğunu, öğretmenlik mesleğini soluksuz anlatırken -meraklı dinleyicisini bulmuşken- doksan yıllık bellek tazeliğine hayran kalmıştık.

2016’da, torunu Nazlı’nın yardımıyla “Hayatımın Satır Başları” adlı yaşam öyküsünü yazarken gecikmişliğine kızmış, çok hayıflanmış, üzülmüştü. Gözü görürken, kulakları duyarken, elleri yazarken yapamaz mıydı?

“Dün”ün mirasını geleceğe aktarmayı önemsemeliydi. Okumadan edemediği günün gazetesini eline aldığında torununun kızı büyüteçle koşup “Bana masal okusana büyükanne!” diye seslenince irkildi, o anlık sıyrıldı anılarından. “Bugün”ünün simgesi sevgili torun, kucağındaydı. Güller açtı içinde, gözleri ışıdı Cumhuriyet öğretmeninin. Yaşam sevincinin yaşı yoktu işte!

Son nefesinde bile bakıcısına “Okullar açıldı mı?” sorusunu yöneltebilmiş, öğretmenimizdi Muazzez Ata.

*                             *                             *

Girit’ten, ölüm kalım savaşı vererek Akyarlar’a ulaşan göçmen babayla Karabağlı annenin dört kızından biriydi. Cumhuriyetin kuruluş yıllarının coşkusunu da, yoksulluğunu da, gururunu da yaşamıştı. Adını eğitim tarihine yazdırmış öğretmen baba Nusret Yeğin’le at sırtındaki küfelerde ulaştığı köy okullarını tanımış, yılların ayırdına varmadan ilkokulu bitirmişti. Mumcular’da isim yapmış babası, okulda İstiklal Marşı söylenirken oradan geçen deve kervanlarını durdururdu.

1935’te, Bodrum’da ortaokul olmadığından iki kız arkadaşıyla Milas Ortaokulu’na yazılmıştı. Papatya tarlasında yaptıkları ilk 19 Mayıs gösterileri, kardeşlerine tanesi 40 paralık şekerlerden armağan edişi, 150 kuruşa aldığı sandaletleri, okulun tek tip giysisinin bir parçası olan şapkalarını takmadıkları için müdürden duydukları ağır sözler… Bunlar, anıları arasında hep o yıllardan kalanlardı. İşte üç Bodrumlu kız arkadaştan biri (Hanife Yöntem) PTT memurluğunu, diğeri (Servet Taylan) hemşirelik okumayı seçmiş, kendisi de babasının yönlendirmesiyle Karşıyaka Yatılı Kız Öğretmen Okulu’na gitmeye karar vermişti. İlk tren yolculuğu, ağladığı geceler, eve geri dönme ile kalma isteği arasında bocalamalar, 1938’de Atatürk’ün ölümü ile yaşadığı derin üzüntü… Anılar arasında yaşamı boyutlandıran yaşanmışlıklar. Okulu başarıyla bitirip öğretmen olmanın sevinci ile eli ekmek tutmaya başlamıştı…

1940’ta, askerî birliklerin kaldığı Akarca-Milas Köy İlkokulu’nda aydınlanma ateşini yakacak tek öğretmendi. Yolsuz, susuz, ışıksız köylerin genç kadın öğretmeni… Neyse ki koşullara alışıktı. Sonraki yıllarda öğretmenliğini, yörenin en uygar köyü Çömlekçi’de sürdürdü. Atandığı köyde öğretmen Sabahattin Ata ile evlendi. 25 lira aylığını harcayacak yer yoktu. Kendi yaşında öğrencileri vardı. Baba Nusret Yeğin, “Millet Mektepleri” ile ilgilenmekteydi. Haberleşmenin ancak karakollardan yapılabildiği yerlerdi, yıllardı. İstanbul’dan ilk şapkayı takarak gelen medrese okumuş Osman Efendi, önce köy ağasına sonra Milas’a giden gençlere şapka taktırmıştı. Her biri ayrı öykü…

1950 sonrasında eğitim-öğretim yaşamının yol haritasına Bodrum Merkez Turgutreis İlkokulu eklendi. Canı, biricik oğlu mimar Yücel Ata’sı, kızı bellediği gelini Hülya Ata’sı, torunları yoluna yoldaş oldu. Toplumsal, kişisel yaşam bilincinin oturmuş düzenini, tüm kurallarıyla ailesinde de bilgece yaşattı.

*                             *                             *

Muazzez Ata, yaşadığı dönemin tanıklığının olgunluğuyla yüzlerce öğrencisinin yüreğine, beynine en doğru biçimde dokunarak gerçek Cumhuriyet bireyleri yetiştirmeyi başarmış en önemli Cumhuriyet öğretmenlerimizdendir.

Eski Muğla Milletvekili Musa Gökbel öğrencisi olmuştur. Musa Bey’in kız kardeşi mimar Neşe Gökbel, öğretmenini minnetle anarken “İnsani davranışlarımın temelinde; kitap okuma, yazı yazma, güzel konuşmada, yeteneklerimi tanımada, disiplinli çalışmayla özgürlüğümün sınırlarını bilmede yoluma ışık tuttu.” der.

Gerçekten de asırlık Cumhuriyet Çınarlarına borcumuz büyük.

Ne var ki canım Anadolu’nun en uzak köşelerine dek su, yol, elektrik iletenler nicelik, nitelikten yana üstün, yeterli sayıda eğitim-öğretim kurumlarının temellerini atamamış; temeli atılıp kurulabilen değerli kurumlar birer birer kapatılmış, laik, eşitlikçi, özgürlükçü bilim yuvalarında fikri, vicdanı, irfanı hür kuşaklar yetiştirilememiştir. Eğitimde, sağlıkta özellikle ekonomide çıkmaz sokaklardan çıkmalıyız! İnsanımıza, doğaya, bilgi ile sarılıp uygarlık bilincini toplumca benimsemeliyiz!

Ne var ki doğayla insanın dostluğu bozuldu… Değil mi ki toprağımızda verim, ağzımızda tat, içimizde coşku kalmadı. Cebimizden para çalındı, okullarımız kapandı, yetişin yangın var, salgın var! Yurttaşlar! Yönetenler! Yangın var!

İlk kurtarılacak değer Cumhuriyet olmalı, değil mi!..

 

 

Yorumlar
  1. Melek Õneş dedi ki:

    Duygulandïm….Nur içinde yatsïn….

  2. Mehmet Ülküm dedi ki:

    Sevgili arkadaşım; öncelikle hocamıza rahmet diliyorum. Sana da bu eşsiz anlatımın için teşekkür ederim. Eline gönlüne ve kalemine sağlık. Onlar bizim, ışığımız, yol
    göstericimiz oldu. Siz dahil o kuşak Cumhuriyet öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum.

  3. Nazan Tümer dedi ki:

    Sevgili Öğretmenim,
    Yüreğinize, kaleminize sağlık!
    Cumhuriyet çınarlarına borcumuz büyük. Özellikle kadın eğitimci olunca…
    İyi ki doğmuş Sayın Muazzez Ata! Anısı önünde saygıyla eğilirim.