enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Başarıya Mahkûm Olanlar – Dr. Metin Aycıl Bodrum Gündem Yazıları

Başarıya Mahkûm Olanlar – Dr. Metin Aycıl Bodrum Gündem Yazıları

Başarısızlık size; bir daha gitmeniz gerekmeyen yolları,

Bir daha tırmanmanıza gerek olmayan dağı ve

Bir daha aşmanıza gerek olmayan vadiyi öğretir.

Tim MASTERS

Ben başarısızlığa inanmam. Başarısızlık yoktur demiyorum; ancak inanmadığımı söylüyorum. Başarısızlık umutsuzlukla özdeştir, o da ölüm demektir. Buradan çıkaracağımız sonuca göre; nefes aldığımız sürece umut vardır. Umut var olduğu sürece hayat vardır. Hayatta olduğumuz sürece de başarı kaçınılmazdır. Buradaki sihirli formül Tutku ve Tutumdur.

Hayat bir yolculuk olduğuna göre, ‘başarısızlık’ denen şeyi, yolculuk sırasında verdiğimiz mola olarak düşünürüm. Aynı araba yolculuğunda olduğu gibi, molalarda, yakıt alırız, lastik havalarını kontrol ederiz, su eksilmişse tamamlarız. Biz de bir şeyler yer içer ve dinleniriz. Bütün bunları neden yaparız? Daha kaliteli, daha güvenli ve daha keyifli bir yolculuk yapmak için. Bunun adını da ‘başarısızlık’ koymak, herhalde büyük bir haksızlık olur. O halde, John C. Maxwell’in dediği gibi:

“Başarısızlıklar, kılık değiştirmiş kutsanmalardır.”

Görüleceği gibi, her konuda olduğu gibi, başarı ve başarısızlık konusunda da belirleyici olan, bizim tutumumuzdur ki; onu da, hayatın karşımıza çıkardıklarına verdiğimiz duygusal ve düşünsel tepkiler olarak ifade edebiliriz. Bu nedenledir ki; tutumlarımız hayatımızın nasıl olacağı konusunda, belirleyici niteliktedirler.

Başarı ve Tutum konusunda, paylaşmak istediğim iki örnek var; birisi Sir Winston Churchill’in şu söylemi:

Başarı; bıkmadan ve usanmadan, başarısızlıktan başarısızlığa koşmaktır.

Paylaşmak istediğim diğer örnek ise ampulün mucidi Thomas Edison’a ait. Çok sayıda denemesi başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra sonuca ulaşan Edison’un bu konuda söyledikleri çok çarpıcı:

Ampulü yapmanın yüz farklı yolunu keşfettim.

Şimdi, bu yazıyı yazmama neden olan, yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum:

Birkaç gün önce bir Yüksek Lisans öğrencimden bir e-posta aldım; daha doğrusu, öğrencim olduğunu, göndermiş olduğu e-posta yoluyla öğrenmiş oldum. Dersime hiç katılmamıştı ve idarî olarak da dersten geçmesi mümkün değildi. Ancak kendisi, neden katılamadığı konusunda bazı gerekçiler sıralıyor ve bundan sonra katılacağını söylüyordu.

Ben kendisine, kişisel tutumumun yanı sıra yönetmelik maddelerine de dayanarak kapsamlı sayılacak bir cevap yazdım ve sonuç olarak bu dersten ‘başarısız’ sayıldığını bildirdim.

Öğrencim bunun üzerine bana oldukça etkilendiğim bir mesaj gönderdi ve tarihin de 24 Kasım olması nedeniyle, bunu Öğretmenler Günü hediyesi olarak değerlendirdim. Şöyle ifadeler kullanıyordu öğrencim:

“Kıymetli hocam, ……. Yazdıklarınızı çok iyi anladım ve kendimi kişisel bir sorgu içinde buldum. Yazdıklarınız şimdiye kadar aldığım birçok dersten daha etkili oldu benim için. Sayenizde daha disiplinli ve özverili bir şekilde eğitim hayatıma devam edeceğim. Umarım sizi bir gün özel olarak ziyaret edip tanıma fırsatı bulabilirim. Sağlıkla ve esenlikle kalın. Saygılarımla.”

Yazdıklarıma tekrar baktım, öğrencime yazdıklarım arasında çok da olumlu sayılabilecek sözler yoktu, ona neden başarısız olduğunu anlatıyordum. Bu tutumundan çok etkilendim ve düşüncelerimi eşimle paylaştım. Sonuç olarak şunu söyledim:

“Başarıya mahkûm olmak budur.

 

Yorumlar
  1. Reyhan Bayındır Gönenç dedi ki:

    Başarı ne? Kime ve neye göre? Dersinizden başarısız olmuş ama dersini çok iyi almış…Başarı ve mutluluk irdelenmeli sanki…

    1. Metin Aycıl dedi ki:

      Reyhan Hanım, değerli katkılarınız için teşekkür ederim.

  2. Fevziye AKÖZ dedi ki:

    Öğrencinizin değerlendirmesi çok kıymetli, başarıya mahkumiyetinizin devamını dilerim.

    1. Metin Aycıl dedi ki:

      Teşekkür ederim Fevziye Hocam.
      Sevgi ve özlemle…