enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Soylu, Partisine ve Adalet Bakanı’na Çok Kızgın! – Süleyman Soylu 4

Bu 4. Yazım. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dün akşamki yayını ile ilgili son yazım 5. yazı olacak ve 5. yazıda hepiniz çok şaşıracaksınız.

Dünkü Soylu’yu analiz ederken önemli bulduğum diğer noktaları bu yazımda şöyle sıralamak isterim:

KİMLERE KIZGIN: Defalarca suçluları yakaladıklarından ve bir çok olayın failinin mahkemelerce serbest bırakıldığını öfke ile anlatırken, aslında bu kızgınlığının öncelikle Adalet Bakanı’na sonra da yargıya olduğunu hissettirdi. Ama bizim muhalif etiketli gazeteci arkadaşlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Gölbaşı’nda yapılan yaralamalı linç girişiminin hesabını bir türlü soramadılar. Yazıklar olsun size.

PARTİYE DE KIZGIN: Soylu şöyle bir cümle sarfetti: “Iftiralar tamamen boş olsa da, devleti hedef alıyor, bir velayet ortaya koyuyor. Ve bir sessizlik hali!”

Soylu bu cümlesiyle, bu olayda arkasında durmayan partisine ve milletvekillerine çok kızgın olduğunu, bir yandan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kırıldığını farklı bir cümle ile net olarak söylemiş oldu. Karşısında kıvrak zekalı  ve Ankara yollarını çiğnemiş tecrübede muhalif gazeteciler olsaydı, yalnızca bu sözlerin üzerine giderek bile ağzındaki baklayı çıkarttırabilirlerdi.

DAVUTOĞLU İFŞAATI TAM BİR SKANDAL: Soylu, Ahmet Davutoğlu’nun Ak Parti Genel Başkanlığı sırasında, içlerinde kendisin de olduğu parti yöneticilerine, “Odalarınızda neler konuştuğunuzu noktasına vigülüne kadar biliyorum” dediği ifşaatını yaptı. Buradan da, Ahmet Davutoğlu’nun bu odaları dinlettiği skandalı ortaya çıkmış oldu. Eee normal, Fetö yöntemi bu! Fetö de, dinleme cihazları ile Tayyip Erdoğan’ın evinin içine kadar girmemiş miydi?

TECAVÜZ OLAYLARI: Soylu, Sedat Peker’in üstünü kapattırdığı iddia edilen tecavüz olayını gündeme getirdi ama, bizim muhalif gazeteciler milletvekili tecavüz olaylarının hesabını maalesef soramadılar.

DAVUTOĞLU’NUN GÖNDERİLİŞİ: Özetle, dönemin Başbakanı ve Ak Parti Genel Başkanı, Ahmet Davutoğlu’nun HDP ile, içeride özerkliğe yakın bir yapı, Suriye’nin kuzeyinde de bir Kürt Devleti olmak üzere el sıkışmak üzereyken, kendisinin de Erdoğan nezdinde girişimde bulunarak, Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınmasında etkin olduğunu ifşa etti.

ERDOĞAN’A DOKUNDURDU: Soylu, parti yönetecek siyasetçilerin memurluktan değil, sokaktan yetişme alaylı siyasetçiler olması gerektiğini, kendisinin bu tür kişileri daima engellediğini söyledi. Ama başkalarının bu hataları hep yaptığını söyledi. Oradaki muhalif gazetecilerden biri de, “Şimdi siz Erdoğan’a da çakmış oluyorsunuz. Çünkü, Ahmet Davutoğlu Erdoğan’ın Başbakanlık Müsteşarı idi” diyemedi, diyemedi, diyemedi be kardeşim!

TERÖRÜ ÖNLEME BAŞARISI: Bana göre Süleyman Soylu’nun söylediklerindeki en doğru şey, kendisi döneminde teröre göz açtırtmadıkları ve bir tek bile bombalama olayının gerçekleştirilemediği konusudur. Her şeye toptan muhalif olanlar bana kızacaktır; ama önemli değil; bu doğrudur ve Batı’nın bu nedenle kendisine diş bilediği de doğrudur. Ben yalnızca gerçeklerin ve doğruların peşindeki bir gazeteciyim. Hiç bir siyasi görüşün ve partinin adamı olmadığım için gerçek gazeteciyim diyebiliyorum. Bunu herkes bir daha bile.

Ama Süleyman Soylu’ya, hesap vermesi gereken onlarca sorulması gerektiğine de inanıyorum.

SONUÇ: Dün akşam sözde bazı keskin muhalif gazeteciler de vardı, ama; Soylu dün akşamki programı istediği gibi yönetti ve karşısındakiler de uslu birer dinleyici oldular.

Yazın bir kenara; Soylu Ak Parti içinde Tayyip Erdoğan’ın en büyük rakibi ve korkusudur. Bunu dün akşam da ispat etti ve onca ağır suçlamalar ve olaylar varken, tereyağından kıl çeker gibi dün akşamdan sıyrıldı.

25 Mayıs 2021-Salı-Fatih Güllâpoğlu

[email protected]

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Şükrü Doğru dedi ki:

    Facebook sayfasında paylaşmadığın için buradan yorum yapmak istedim. Gerçekten 4. yazıda çok isabetli tespitlerle birlikte dut yemiş bülbüle dönen (sözde) gazetecilerin de ağzının payını vermişsin abicim. Sorulacak o kadar çok soru vardı ki. Hatta yeri ve zamanı olmamsına rağmen, o kadar luzumsuz geriye dönüşlerle gençliğinden vs. bahsetti ki, Erdoğana hesap soracağım derken, nasıl oldu da aynı safa geçtiniz diye bile sorulabilirdi. 5. yazıyı merakla bekliyorum.