Bodrum Gündem

Brezilya Ve Kürtaj Savaşı

Sao Paulo da kadınlar sokağa döküldüler. İğfal edilen kadınlara bile kürtajı yasaklayan kanun meclise gelecek.  Ülkede her 15 dakikada bir 13 yaşından küçük kızlar iğfal ediliyorlar. İnanılmaz bir rakam, inanılmaz bir istatistik.

Brezilya hükümetine göre her yıl bir milyon gizli kürtaj yapılıyor. Bu kürtajlar genellikle sağlıksız koşullarda gerçekleştiriliyor ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyor: “Bugün Brezilya’da her iki günde bir, gizli kürtajın sonuçlarından dolayı bir kadın ölüyor. Gizlilik öldürür. » diyor 36 yaşındaki Carla. Bu nedenle yaşama haklarının yanı sıra seçme haklarını da ifade etti: “Eğer hamile kalırsak, bu hamileliği yaşamak istememe hakkına sahip olmalıyız ve bizim adımıza karar vermek Devletin sorumluluğunda değildir.”

Şimdi önce kürtajı tartışalım.

İçten Keskin in bir makalesine dayanarak, spiritüel düşüncelerimi ilave etmek istiyorum.Benim makalelerimi takip edenler bilirler.

Tam 20 Haziran 2016 yılında, tam 8 yıl önce yayınladığım bir makale büyük rağbet görmüştü.

YARATAN VE YARATILAN

https://www.bodrumgundem.com/2016/06/20/yaratan-ve-yaratilan-ronal-karel-yazdi/

Tenkit edileceğimi düşünerek, yayınlamıştım. Her zaman olduğu gibi basit bir dille yayınlandı. Tam tersi oldu. Şimdi bizim konuya dönelim.

Bir cümlenin de altını çizdim, düşüncelerimi ilave edebilmek için. Ne diyor İçten Keskin?

Kürtajın kabul edilebilir ya da izin verilebilir bir eylem olup olmadığını etik ve hukuki temellerde tartışan pek çok argüman bulunmaktadır ve kürtaj tartışmalarına çoğunlukla “hak” temelli argümanların hakim olduğu görülmektedir. Tartışma genellikle yaşama hakkının hangi noktada başladığı ve kişinin otonomi hakkının sınırları üzerinde dönmektedir. Genel olarak kabul gören ve feministlerce de kullanılan bu argümanlar yine bazı feministlerce eleştirilmiş ve feminizmin kürtajı hangi temelde savunması gerektiği ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Hak söylemi ceninin yaşama hakkı ile kadının kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkını karşı karşıya getirmekle ve kadının ezilen cinsiyet ve hamile kalabilen tek cinsiyet olarak özel durumunu görmezden gelinmesine yol açmakla eleştirilmiş ve hak söylemine alternatif olarak daha geniş bir üreme özgürlükleri çerçevesi, özen etiği, ve sorumluluk ve karar verme yetkisi konuları gündeme getirilmiştir. Kürtaja erişimin yasal ve güvenli olması gerektiği fikrinde buluşan feministler için bile geriye kürtaj konusunda cevaplanması gereken pek çok soru kalmaktadır. Bunlardan biri de cinsiyet seçimi için yapılan kürtajın kadının bilgi edinme ve seçme hakkına zarar vermeden nasıl engelleneceğidir.

Yaşama hakkı ne zaman başlıyor? İşte ana konu budur.

Naçizane, bu konuda köşemde makaleler yazdım. ABD deki IANDS ın Belçika kolunda üyeydim, 1990-1994 yılları arasında Brüksel de ölümle burun buruna gelen, komadayken, nabzı duran, kalbi çalışmayan kişilerin nasıl vücutlarından çıktıklarını, hatta ve hatta hastanedeki bazı odalarında cereyan eden olayları uyandıktan sonra anlattıkları hakkında seminerlere katıldım.

Tıp dünyası karşı gelerek, ‘’her ölmekte olan insan beyinden akan bir sıvı ile halüsinasyon görebilir’ dedi.

Cevabı hemen vermiştik.

Ama değilik kıtalarda, değişik dinlere bağlı, ateist olsun, ırkçı olsun, dindar olsun herkes hemen hemen aynı şeyi görüyor. Halüsinashyonm olsaydı herkes değişik şeyler görürdü.

Nokta!

Özetleyeyim, bana göre yaşama hakkı ne zaman başlar diye bir kavram olamaz. Yaşam her zaman vardır, çünkü bizim ‘ben’ dediğimiz ruh hiçbir zaman ölmez, kaybolmaz, sadece kabuk değiştirir. Kısaca hamileliğin ilk dakikasında bile yaşam vardır. Hatta ve hatta, sevişme anında bile karına girecek ruh canlıdır.

Herkesin bir karması vardır, o karmayla dünyaya geliriz, ama önemli olan yaşadığımız zamanda bu karmamımızın büyük bir kısmını değiştirebiliriz.

Brezilya daki ve buna benzer katolik ülkelerde-ki ben katoliğim-kanunlar maalesef son derece ilkel kalmıştır.

Genç bir kız iğfal edildiğinde din, kürtaja izin vermez ve o genç kız zorla çocuk doğurursa bu karmasını ödüyor diye algılanabilir, lakin bu karmayı değiştirme hakkına sahibiz, kısaca doğruyu yaparak. O da kürtaja izin vererek. O çocuğu aldırmak.

Takdiri İlahe yi biz insanlar, hayata bağlanarak, kendi mutluluğumuzu öne koyarak, gerçekleştirebiliriz. Hükümetler kendi halkının refahı ve mutluluğunu düşünerek kanunlar çıkarmalıdırlar. 14 yaşından küçük kızların bu hayattaki günahlari nedir? Bana göre geçmiş hayatlarındaki yaptıkları hataların bedellerini ödemek midir? Cevap olıumlu bile olsa, bu genç kız zaten isdırap çekerek ödedi, daha fazla dini kanunlarla hayatını zehir etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Konumuza devam edelim.

Meksika, Arjantin ve Kolombiya kürtajın yasallaştırılması alanında ilerleme kaydederken, Brezilya’da kürtaj konusu giderek tabu haline getiriliyor, yılda bir milyon olduğu tahmin edilen gizli kürtajların sayısı azalmıyor.

Ülke neden bu soruya bu kadar kapalı kalıyor? Bu, Brezilyalı feministlerin açıklamakta zorlandığı bir olgudur, ancak Brezilya’nın bu konularda çok muhafazakar olduğu, çok dindar olduğu açıktır, çünkü 2010’daki son nüfus sayımına göre Brezilyalıların %90’ından fazlası ibadet ettiklerini söylüyor ve nüfus da bu konularda çok dindar ve kürtaja genel olarak karşı çıkıyorlar.

Mao nun ‘din bir zehirdir’ cümlesine katılmıyorum, yaratıcı vardır yani Allahın varlığı gerçektir ama bunu daha çok bilimsel yönden incelemek gerekir. Hepimiz bir üniversal atomuz ve Tanrı görünmeyen büyük bitr atomdur, hepimiz buradan üredik ve kabuk değiştire değiştire taa ki spiritüelliğin zirvesine ulaşıncaya kadar dünyaya gidip gidip geleceğiz.

Dünyadaki bütün dinler yanlış anlaşılmıştır, insanoğlu istediği gibi dinleri siyasilerin katkısıyla kendisine göre adapte etmiş ve bu yüzden ‘’vay bu senin dinin’’ ve ‘ vay bu benim dinim’ diye milyonlarca insan katledilmiştir.

Hder zaman yazdım, din ailde de doğru tatbik edildiği zaman bir ilaçtır, ama siyasete bulaştırıldığı zaman bir zehir haline geliyor.

Devam edelim Brezilya konusuna.

Brezilya’daki başkanlık kampanyası sırasında kürtajın yasallaştırılması Lula’nın programında yer almamasına rağmen aşırı sağ tarafından sola karşı gelmek için bir argüman olarak bile kullanılıyor.

Zaten 2010 yılında, eski başkan Dilma Rousseff bir mektupta kürtajı taahhüt etmek zorunda kalırken, muhalifleri kürtajı yasallaştıracağını tekrarlamıştı. Bu yıl da durum aynı: Jair Bolsonaro’yu destekleyen aşırı sağ ve kökten dinci papazlar tapınaklarda Lula’nın kürtajı yasallaştıracağını tekrarlıyor. Dolayısıyla bu davanın yakın zamanda ilerlemeyeceği kesindir.

Tek ilerleme, kadınların, Misoprostol de dahil olmak üzere, kadınların yaşam risklerini azaltan ilaçlarla daha sık kürtaj yapmasıdır. Yalnızca reçeteyle alınabiliyor, ancak feminist ağlar bunu sağlayabiliyor. Bu şehirlerde işe yarıyor ama bu kıtada kırsal kesimdeki birçok genç kızın bundan haberi yok ve bazen 15 ya da 16 yaşlarında olmak üzere çok genç anneler oluyorlar.

İşin en kötü tarafı da bu annelerin önemli bir kısmı iğfaller sonuncunda anne oluyorlar ve katolik kanunlarına göre boşanamıyorlar.

Halbuki ben çok iyi biliyorum ki Vatikan kanunlarına göre evliliği zorla kabul eden kadın olsun erkek olsun sivil boşanmaları gerçekleştikten sonra yaşadıkları şehirdeki DIOCESE e müracaat ettiklerinde, Vatikan bu davayı kabul ediyor. Önce Diocese de dini mahkeme oluyor, eğer mağdur zorla veya mecburen evlendirildiğini ispat ederse, o zaman hakim bir üst mahkemenin karar vermesini ister. O da ArchiDiocese dir. O zaman yılda iki kez bir Eveque, Vatikan dan o şehri ziyaret ettiğinde davayı görür ve tasdik ederse o zaman karı-koca dini yönden de boşanmış olurlar. Daha doğrusu dini evlilik iptal olunur. İşin en garip tarafı ise eğer erkek müracaat ederse, kadının haberi bile olmaz çünkü Vatikan Dini kanunlarına göre kadının söz söyleme hakkı yoktur maalesef.

İşte size gelişmiş dünyamızdan bir haber yazdım.

Lakin bu kanunları genelde halk bilmez, çok Vatikan kanunları açıkça yazılmış değildir.

Kamu sağlık sistemi rakamlarına göre, 2012 ile 2022 yılları arasında Brezilya’da yaşları 10 ile 14 arasında 247.000’den fazla çocuk anne oldu.

Yaklaşık 24 saniye süren yıldırım oylamayla projenin acilen Temsilciler Meclisi’ne geçmesi onaylandı. Yani tematik komisyonlardan geçmeyecek, doğrudan genel kurulda yoluna devam edecek. Ancak bu tasarı aynı zamanda Brezilya’daki farklı güçler arasındaki ayrılığı da gösteriyor.

Avrupa’ya yaptığı resmi gezide Başkan Lula konu hakkında kısaca konuştu. Kürtaja “kişisel olarak” karşı olduğunu teyit ederken, tasarıyı “çılgınlık” olarak nitelendirdi ve kürtajın bir halk sağlığı meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Brezilya’da resmi istatistiklere göre her on beş dakikada bir 13 yaşın altındaki bir kız çocuğuna tecavüz ediliyor.

2022 yılında Brezilya da 75000 kadın iğfal edildi. Bu rakama 14 yaş küçük kızlar da dahil.

Çocuk yaştaki kızların iğfal edilme oranı her sene 15% daha artıyor.

Şimdi herkes kendisini sıkı tutsun.

Tecavüzlerin üçte ikisinden fazlası (%68,3) mağdurların evlerinde meydana gelmiş. Yaşları 0 ile 13 arasında değişen mağdurların büyük çoğunluğu ise tanıdıkları (%86,1) ya da aile üyeleri (%64,4) tarafından tecavüze uğramıştır.

Bu rakamlar arasında kendi öz kızını da iğfal eden babalr da mevcut, bunu biliyorum çünkü bazı yerel haberlerde okudum. Ama artık bu kadarı da resmen açıklanmıyor.

Covid zamanında aile içerisinde inanılmaz iğfaller gerçekleşmiş.

France İnfo nun başka bir başlığı ise şöyle.

2021 yılında Brezilya da her on dakikada bir kadın iğfal edildi.

Dünya genelinde durum.

  • Dünyadaki 2 ila 4 yaş arası çocukların dörtte üçü (yaklaşık 300 milyon) evdeki bakıcıları tarafından psikolojik saldırıya ve/veya fiziksel cezaya maruz kalıyor;
  • Verileri mevcut olan 30 ülkede, bir yaşındaki her 10 çocuktan yaklaşık 6’sı düzenli olarak şiddet içeren disipline maruz kalıyor. Bir yaşındaki çocukların neredeyse dörtte biri ceza olarak fiziksel olarak sarsılıyor ve yaklaşık 10 çocuktan 1’i yüzüne, kafasına veya kulaklarına vuruluyor veya tokatlanıyor.
  • Dünya çapında beş yaşın altındaki her 4 çocuktan 1’i (176 milyon) yakın partnerden şiddet gören bir anneyle yaşıyor.

Kız ve erkek çocuklarına yönelik cinsel şiddet:

  • Dünya çapında, 15 ila 19 yaşları arasındaki yaklaşık 15 milyon ergen kız, yaşamları boyunca zorla cinsel ilişkiye veya diğer zorla cinsel eylemlere maruz kalmıştır.
  • Cinsel şiddete maruz kalan ergen kızların yalnızca yüzde 1’i profesyonel yardıma başvurduğunu söyledi.
  • Verilerin bulunduğu 28 ülkede, zorla cinsel ilişkiye giren ergen kızların ortalama yüzde 90’ı, ilk olayın failini tanıdıklarını söyledi. Altı ülkeden elde edilen veriler, ergenlik çağındaki erkek çocuklara yönelik cinsel şiddetin en sık bahsedilen failleri arasında arkadaşların, sınıf arkadaşlarının ve partnerlerin olduğunu ortaya koyuyor.

Görüşmek üzere.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Kezban Alan dedi ki:

    Teşekkürler, çok önemli bir konuyu işlemişsiniz. Kadın sorunu, çocuklara eziyet malesef dünyanın sorunu. Hükümetler ve uluslararası örgütler bu konuya daha çok kaynak ayırmalı.