Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

1961 Anayasasını hazırlayan komisyon üyeleri
27 Mayıs 1960 yılı öncesi ekonomik ve siyasal karmaşanın yoğun olan bir dönemdir. 1957’den sonra yaşanan ekonomik krizle birlikte maaş ve ücretler yetersiz kalması giderek artan siyasal ve sosyal krizlere neden oluyordu. İktidar “ TBMM’nde Mecliste 18 Nisan 1960 yılında kabul edilen “ TBMM tahkikat Encümenlerinin vazife ve salahiyetleri hakkındaki kanun ile “ meclis içinden seçilen komisyon basın ve muhalefet partilerinin çalışmalarının sınırlandırılmasını amaçlıyordu. Muhalefete yapılan demokrasi dışı siyası engeller, baskılar ve öğrenci olayları karşısında, gelişen olaylar demokrat parti ile muhalefet partisi arasında gerginliğin hızla tırmanmasına neden oluyordu.
Devlet Başkanı Cemal Gürsel tarafından; 27 Mayıs 1960 ile kısa zamanda kurucu meclisin yasası çıkartılır.1961 Anayasası komisyon üyelerinin seçilmesi kurucu meclis üyeleri arasından seçilmesi kararlaştırılır. Anayasa hazırlama komisyonu başkanlığına Prof. Dr. Turhan Fevzioğlu’nu ve anayasa bilim komisyonu başkanlığına Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu görevlendirilir. Anayasa komisyonu sözcüsü olarak Prof. Dr. Muammer Aksoy seçilir. Kurucu meclis temsilcileri olarak; Ord. Prof. Dr. Enver ziya Karal, Avukat Emin Paksüt, TMM Milet vekili yazar Coşkun Kırca, Asliye Hukuk Hâkimi Amil Artus, araştırmacı tarih yazarı Doğan Avcıoğlu, hukukçu Prof. Dr. Münci Kapani, Barolar birliği temsilcisi avukat Muin Küley, Öğretim üyesi Prof. Dr. Ragıp Sarıca, Ankara üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bahri Savcı, Maliye müfettişi Celel Sait Siren, Siyasal bilgiler fakültesi dekanı, Prof. Dr. Mümtaz Sosyal, Avukat Cafer Tüzel, Öğretim üyesi Prof. Dr. Abdülhak Kemal Yörük, TBMM Afyon milletvekili emekli general Sadık Aldoğan, Avukat Nurettin Ardıçoğlu, Avukat Nazım Dağlı olmak üzere kurucu meclis tarafından oylama yapılarak yirmi kişilik anayasa hazırlama komisyonu üyesi seçilir.
1961 Anayasası ve başlangıç ilkeleri,
1961 anayasası anayasa komisyonu üyelerince bir yıla yakın çalışmalarla hazırlanan anayasa maddeleri ve başlangıç ilkeleri cumhuriyet değerlerini yansıtan gerçek yol haritası niteliğindedir.
Anayasa komisyon üyeleri temsilciler kurulu üyeleri arasından seçilen on iki kişi hukukçu akademisyen, altı kişi siyasal bilgisi fakültesi mezunu, bir kişi tarihçi öğretim üyesi, bir kişi harp okulu mezunu milletvekili emekli generaldir. Ayrıca üyelerin tamamı temsilciler meclisine üyeliklerine kamu kurumları ve milletvekilleri arasından seçilmiştir. Anayasa komisyonu üyeliklerine seçilen üyelerin her biri hukuk alanında uzman, ya da kendi alanın da bilimsel kariyere sahipti. Üyelerin bir kısmı değişik bakanlıklarda kamu görevinde bulunmuştu. Komisyon üyelerinin her biri anayasal sistemin üstünlüğüne inanmış cumhuriyet değerlerinin aydınlanmasını savunan erdemli aydınlardı.
1961 Anayasasını hazırlayan komisyon üyelerinin tamamına yakını iktidarda olan Demokrat Partinin anayasa ihlal edilerek yapılan siyasi baskıların ideolojik tahribatının farkındaydı.
Yirmi kişilik anayasa komisyonu üyelerinin her birisi üniversitelerde ve kamu hukuku içeresinde ki çalışmalardan hukuk ve çeşitli alanlarda bilimsel otorite sahibidir. Ayrıca kariyer sahibi olarak kurucu meclis üyeleri içinden seçilmiş olmaları başka bir özelliktir. Anayasa üyelerinin ortak yönü yeni hazırlanacak anayasanın lafsı ve ruhunda cumhuriyet devrimlerini ve değerlerinin öncelikli olarak ele alınması görüşü hâkimdir. Nitekim bu görüş üyelerin ortak görüşü olarak 1961 Anayasasının başlangıç ilkelerinde en açık bir şekilde yansımıştır. ( * )
1961 Anayasası komisyon üyelerinin önemli bir kısmı hukuk otoritesi olarak kendi alanında seçkin eserler ve yüzlerce bilimsel makale ve yazılı esere sahiptir. Komisyon yeni anayasanın hazırlanmasında cumhuriyet değerlerine bağlı olarak akıl ve bilimin ışığında hazırlanması yönünde oldukça farklı özel önem göstermişlerdi. 1961 Anayasasının hazırlayan üyelerin önemli bir ayrıcalığı kurtuluş savaşını ve cumhuriyetin kuruluş döneminin içinden gelen aydın kuşağın öncüleri olmalarıdır. Bütün bu ayrıntılar 1961 Anayasasının günümüze kadar dünyanın en modern ve çağdaş anayasası olma özelliğini ortaya koymaktadır. 1961 Anayasasının hazırlanmasında önemli katkıları bulunan değerli bilim adamları ve aydınları saygı ile anmak gerekir.
( * ) “ tarih boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyet için savaşmış olan ve Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kayıp eden bir iktidara karşı direnme hakkını kullanan 27 Mayıs 1960 devrimini yapan Türk Milleti; “ Yurtta sulh, Cihanda sulh” ilkesini, milli Mücadele ruhunu, milli egemenliğinin, Atatürk devrimlerine bağlılığın ve Türklüğün tam şuuruna sahip olarak demokratik hukuk devletini kurma azmiyle; insan hak ve hürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak bütün hukuki ve sosyal temelleri kurmak için Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilan ve onu asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancı ile hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçilerine emanet eder.[1][2]
Başlangıç ilkeleri ve anayasa maddeleri komisyonu ve temsilciler meclisinde müzekkere edilerek kabul edilir. Yeni Anayasada temel öğe olarak; Atatürk ilke ve inkılaplarını milli egemenlik ve meclis üstünlüğünü benimsemiştir. Devlet iktidarı, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile sınırlandırılmış yasama yetkisi ise bağımsız mahkemelere verilir. Parlamento Millet Meclisi ve Cumhuriyet senatosundan oluşan çift meclisli bir sistem yer alır. MGK Kurulu Anayasanın üstünlüğü ilkesi kabul edilmiş ve kanunların anayasaya uygunluğu denetlemek için Anayasa Mahkemesi kurulur. İşçilere ve kamu çalışanlarına sendika kurma, toplu söyleşme ve grev hakkı verilir.
1961 Anayasası ve cumhuriyet değerleri,
1961 Anayasasında çoğulcu demokrasi ilkesi benimsenir. “Anayasal yapı içeresinde kamu hukuku ve demokratik layık sosyal hukuk devleti kavramı ön plana çıkarılmıştır ”. Yargı, yürütme, denetim için güçler ayrılığı sağlanır. TBMM egemenlik hakkını kullanan tek organ olmanın dışında, kişinin temel hak ve özgürlükleri anayasa ile güvence altına alınır. Parlamanda hazırlanan yasaların anayasaya uygunluğu esas alınır. Adli mahkeme kararları karşın anayasa mahkemesi kararı esas alınmıştır. Cumhurbaşkanının partisi ile bağlantısı kesilir. TBMM, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olmak üzere iki ayrı meclisten oluşur. Yargı bağımsızlığı sağlanır. Yürütme ve yönetimin tüm idari eylemleri, kararları anayasal bir kuruluş olan Danıştay denetimine verilir.” Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmezi olarak görülür.” İşçi ve memurlara sendika kurma hakkı ile grev hakkı üniversiteler ve TRT’ ye özerklik sağlanırken yerel yönetimlerin yetkileri artırılır.
1961 Anayasasında yer verilen anayasa mahkemesinin kuruluşu ile anayasanın üstünlük ilkesi benimsenmiştir. Ayrıca anayasada Yüksek Hâkimler Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu, Anayasa mahkemesi, Devlet Planlama teşkilatı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluşuna yer verilir. TRT ve Üniversitelere özerklik getirilir. İnsan haklarına dayalı demokratik devlet, sosyal devlet ve hukuk devleti ilk defa anayasada yer alır. Milliyetçilik ilkesi yerine ulusal birlik önceliğinde milli devlet ilkesine yer verilmiştir. Toplumsal yapı için sosyal hak ve ödevler düzenlenmiştir. Herkese izin almaksızın dernek kurma hakkı yer almaktadır.
1961 Anayasası demokratik düzenlemeler sosyal devlet düzenlemesi, üretim araçlarını bölgesel planlamaya dayandırılan bir sisteme öncelik verilmektedir. Demokratik sosyal hukuk devleti ilkeleri kapitalizmin iradesine bağlı olmadan, objektif koşulların geliştirdiği demokratik, layık sosyal bir hukuk devleti ilkeleri yer almaktadır.
1961 anayasasının temel yapısı demokratik özgürlükle ve sosyal nizamın içeresinde; sosyal bilimleri, sanat bilimi, teknolojiyi uygar toplumun en değerli varlıkları olarak ön plana almaktadır.
Devlet özel teşebbüsü destekleyici önlemleri alırken milli ekonominin paylaşımında sosyal devletin gereklerini gösterir. Devletin hür teşebbüsü özel mülkiyeti klasik yaklaşımla kollanırken sınırsız imkânlara ve özellikle kamusal kuruluşlar için imtiyazlı ayrıcalıklara izin vermez. Mülkiyet haklarının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
1961 Anayasası kişilerin gelişimi ve kazanmaları için kişilerin önünde engel olabilecek siyasi, sosyal ve ekonomik engelleri kaldırarak ölçülü bir fırsat eşitliği yaratacak sistemleri düzenlemelere yer vermektedir. Örneğin fakir öğrencilerin okutulması ve maddi destek vermek durumundadır. Yaşlı ve yoksul vatandaşlara insan haysiyetine yakışır koşulları yaratacak planlamanın yapılması öngörülmüştür. Anayasalar yoksul kimsenin, yaşlının, kadının, çocuğun, öğrencinin teminatı olarak düzenlenmiştir. Her şeye rağmen tarihsel süreçte, cumhuriyet değerlerine karşı silahlı güçler ya da egemen güçler tarafından darbe yapılması asla kabul edilmez.
Çalışma hayatının temel öğesini oluşturan sendika kurma grev ve sözleşme hakları ön plana çıkar. Burada temel esas sosyal devlet ve sosyal eşitsizliği zorlayan olumsuzlukları azaltmak ve toplum içinde yer alan ekonomik sarsıntıya maruz kalan sınıf ve gurupların ihtiyaçlarını karşılayacak planlama önlemlerin önceden alınması sağlanır.
Planlı ekonominin de hâkim unsur rekabetin dışına taşan haksız kazançlara karşı düzenleyici önlemlerin alınmasını demokratik sosyal devlet ilkesini ön plana çıkarmıştır. Kalkınma planlarının hazırlanması ve uygulanması fikri benimsenerek 1961 Anayasası ile iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı gerçekleştirecek kalkınma planlarının hazırlanması için “ Devlet Planlama Teşkilatının kurulması anayasal teminat altına alınır.
1961 Anayasasıyla kurulan kamu niteliğinde kuruluşlar.
Türkiye Odalar Borsalar Birliği, Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere 19 adet meslek kuruluşları kamu kurumu niteliğinde olması sağlanır; Türkiye Barolar Birliği ( TBB ), Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu ( TESK ), Türk Mimarlar Ve Mühendis Odaları Birliği ( TMMOB ), Türkiye Noterler Birliği ( TNB ), Türkiye Odalar Borsalar Birliği ( TOBB ), Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirleri Yemenili Mali Müşavirleri Birliği ( TÜRMOB ), Türk Tabipler Birliği ( TTB ) , Türk Eczacılar Birliği ( TEB ), Türk Diş Hekimleri Birliği TDB ), Türk Veteriner Hekimler Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ( TZOB ), Türkiye Bankalar Birliği ( TBB), Türkiye Katılım Bankaları Birliği ( TKBB ), Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kurumlar Birliği ( TSPAKB ), Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRSB ), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TURSAB ), Turist Rehberleri Birliği, (TUREB), on dokuz yeni kuruluşa 1961 anayasasıyla özel yasa düzenlemesine alınır.
1961 Anayasası ve Devlet Planlama Teşkilatı ( DPT )
1961 Anlayasında yer alan Devlet Planlama Teşkilatı ( DPT ) kurulması ekonomik kalkınmanın temelini teşkil ediyordu. Anayasada yer alan DPT’nın hedefleri arasında içte ve dışta emperyalizme karşı sömürü son bulacaktı. Bu temel yapı Türkiye’nin kurucu üye olarak yer aldığı, 14 Aralık 1961 tarihinde Avrupa Ekonomik Kalkınma İş Birliği Örgütü ( OECD ) kurtuluşuna katılan ülkeler arasında yer almaktadır. OECD’nin kuruluş esaslarında; tarım, ticaret endüstri üretimi ve eğitim değerlerinin bilimsel olarak planlanması yer alıyordu. OECD aynı zamanda üye ülkelere ulusal değerlerde dengeli ve sürekli ekonomik gelişme desteği sağlayacaktı. Üye devletlerin ulusal sömürü, savurganlık, yolsuzluk, israf ve yoksulluğa son verilmesi öngörülüyordu.
Ne yazık ki Avrupa Ekonomik Kalkınma İş Birliği Örgütünün ( OECD ) kurucu üyesi olan Türkiye, anayasasında yer alan Devlet Planlama Teşkilatının bilimsel analizler ve gerçekliliğine hiçbir zaman uymadı. Popülist siyasetçiler; “bize plan değil pilav gerekli“ ya da “bu anayasa ile toplum yöneltilemez, Bir başka siyasetçi, “anayasayı bir defa delsek ne olur.” Söylemleri tekrarlıyordu.
Hâlbuki OECD’si hedeflerinde öngörülen “ Bilimsel Planlama“ sistemlerine karşı, Türkiye’de planlama üzerine yapılan tartışmalar sonunda devlet planlama teşkilatı kapatılırken, GSMH dakik kişi başı ulusal geliri 6.500 – 7.000 dolar olarak gösterilmektedir.
Avrupa Ekonomik Kalkınma İş Birliği Örgütüne ( OECD ) sonradan katılan Güney Kore, 1961 yılı gayrı safi milli hasılası ( GSMH ) kişi başı ulusal geliri 76 dolardır. Bu gün için G7 ülkeleri arasındaki 11. sırada yer alırken, GSMH’deki kişi başı geliri 30.000. doların üzerine çıkardığı görülmektedir.
1961 Anayasası ve bilimsel görüşler,
Türk devrim tarihi ve hukuk üzerinde önemli çalışmaları olan değerli bilim adamı hukukçu, Milli Birlik Temsilciler Kurulu üyesi, Prof. Dr. Hamza EROĞLU 1961 Anayasasını Cumhuriyet değerlerinin yol haritası olduğunu ifade eder ve şu görüşleri sıralar;
“ Yeni Anayasa, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir Devletin kuruluşunu, hukuki yönden öngörüyor ve bunu değerlendiriyordu. Yeni Anayasa aynı zamanda milli hâkimiyeti esas kılan ve vatanın kaderine milli hâkimiyetin temsilcisi olarak Büyük Millet Meclisinin el koymasını mümkün kılan bir siyasi ve hukuki vesika olmakta idi.
Türk İnkılabının bir temel ilkesi olan milli egemenlik ilkesinin, Türk siyasi hayatında yer alışı ve kamu hukukuna girişi, Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ile Türk İnkılabının aksiyon evresi ile başlar. Yeni Türk devletinin kuruluş hazırlıkları içinde, fikri ve nazari yönden gelişen ve oluşan milli egemenlik ilkesi yeni devlet kuruluşu ile kamu hukukunun bir ilkesi ve anayasamıza girmiştir.
1961 Anayasası lafsı ve ruhu, açık ve belirli bir şekilde hiçbir sınıfın diğer sınıf üzerinde hâkimiyet kurmasına, bir sınıfın diğer bir sınıf aleyhine tercih edilmesine, proletarya diktatörlüğünün kurulmasına imkân ve fırsat vermeyecek şekilde kesindir. Egemenliğin bölünmezliği ve millete aidiyeti kadar milli egemenliğin demokratik niteliği de bunu gerektirir.” [3]
Prof. Dr. Mümtaz Sosyal 1961 ve 1982 Anayasasını karşılaştırmalarını yaparken;
1961 yılının en büyük talihsizliği uygulanış döneminin çok büyük bir kısmı kendisine yürekten inanmamış iktidarların eline düşmemiş olmamasıdır.” Başlangıçta anayasanın hazırlanışına katılmamış olanların kendi iktidarları döneminde kendi başarısızlıklarını anayasada aramış olmalarıdır. Söylemlerde ki karşı çıkışlar şu dur. “ Bu anayasa ile toplum yönetilemez. “ [4]
Adalet duygusunun çok tartışıldığı 2024 yılına geldiği dönemde; Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in 2024’de Anıtkabir’in özel defterine yazdıkları, adalete yönelik görüşleri bu gün için oldukça sevindirici görüşleri arz etmektedir.
“ Kurduğunuz Cumhuriyet hukuk devleti ilkeleri üzerine inşa edilmiştir ve bizler de bu mirasın emanetçileri olarak adaletin tecellisi için var gücümüzle çalışıyoruz. Yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını en üst düzeyde koruyarak hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmayı sürdüreceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu olarak bize gösterdiğiniz çağdaş medeniyet seviyesine ulaşma hedefinde, adaletin ışığıyla yolumuza devam edeceğiz. Sizi minnetle, şükranla ve saygıyla anıyoruz. Ruhunuz şad olsun “ [5]
Tarihsel süreçte gelinen nokta olarak Cumhuriyetin kurucu değerlerinde yer alan ilk dört madde; 1924, 1961, 1982 Anayasalarında yer almaktadır. Türk toplumu için vazgeçilmez temel ögeleri oluşturan ilk dört maddenin yok sayılarak, teokratik monarşi düzeni kurmak isteyen, marjinal siyasi partilerin iradesine bırakılması söz konusu olamaz.
İsmail Bozkurt
[1] 1961 Anayasası | Anayasa Mahkemesi
[2] Fatih Nalbant 1961 Anayasası’nda İktisadî Düzenlemelere İlişkin Tartışmalar, ET001631.pdf (istanbul.edu.tr)
[3] Prof. Dr. Hamza EROĞLU ; https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/306/tur
[4] Prof. Dr. Mümtaz SOSYAL Prof. Dr. Mümtaz Sosyal 1961 ve 1982 Anayasaları karşılaştırmaları – Arama (bing.com)
[5] Adnan Binyazar’ın Cumhuriyet Gazetesi Ayna Başlıklı 6 Eylül 2024 Tarihli Yazısı,
II. İyiniyet
Madde 3 – Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.