Bu İktidar Gitmeli

Dünya zor bir dönemden geçerken, ülkemiz de adeta bir yangın yerine döndü. Tüm kurumlarımızın içi boşaltılmış, sistem çökmüş, adeta karanlığa hızla giden yönetilemeyen bir ülke durumuna düştük. Herkesin ağzında genel bir söylem. “Bu iktidar gitmeli” ancak devamı olmayan içi doldurulamayan, bir söylem. Bu iktidar gitmeli ama nasıl gitmeli, muhalefet ne yapmalı, gibi soruların yanıtlarını şeffaf bir şekilde göremiyoruz. Bu yanıtları sade vatandaşlar, oy verenler üretmez üretemez. Ancak siyaset üretebilir. Halk da üretilen bu siyaseti önce dinler, sonra dillendirir. Beğenirse peşinden gider. Beğenmezse üretilen fikirler askıda kalır. Kaybedilen sadece zaman ve değerlerimiz olur.

Dün gece şafak vakti ülkemizin bağrına, olmayan demokrasisine kara bir hançer saplanmış Esenyurt’un iç barışına el konulmuştur. Kent uzlaşısını hazmedemeyen iktidar halkın uzlaşıyla seçtiği Esenyurt Belediye Başkanını tutuklamış ve daha ifadesi alınırken yerine kayyum atamıştır. Muhalefet artık tek cephe olmak zorundadır.

Vatandaş sürekli en büyük muhalif örgütlü parti olan CHP’ye çağrıda bulunuyor. Laik demokratik Türkiye Cumhuriyetine bağlı tüm yurtseverlerin gözü kulağı CHP’de. Madem ki gün birlik olma, mademki gün dayanışma içinde kalarak ortak değerlere sahip çıkma günü ise CHP’li siyasetçilere de büyük sorumluluklar düşmekte. Çok açık bir şekilde görülüyor ki Esenyurt da iktidarın yaptığı hamle tamamen CHP’nin iç dinamiklerine yöneliktir.

Yıllarca CHP içinde yerel de aktif siyasetin içinde bulunan bir kadın olarak içimdeki iktidar olma özlemiyle yaptığım mücadelenin sonunda artık Yeter diyerek isyan ediyorum. Ey siyasetçiler, siyaset yapanlar, seçilmişler artık kendinize gelin. CHP sadece CHP’ye üye olanların, oy verenlerin partisi değildir. Esenyurt Belediyesi’ne atanan kayyum sadece CHP’li bir belediyeye yapılmamıştır. Halkın iradesine ve demokrasimize yapılmıştır. Unutmayalım CHP M.K Atatürk’e ve değerlerine sahip çıkan herkesin umududur. Güvenli limanıdır. Hal böyle iken “neden partimize oy vermiyorlar” diye düşünüldüğünde karşımızdakileri değil, önce kendimize dönüp bakmalıyız. Özellikle böylesi zorlu bir süreçte hiç kimsenin özellikle seçmenlerin sabrını ve desteğini zorlamaya hiçbir CHP’li siyasetçinin hakkı yoktur.

%10’u geçmeyen bir oy oranıyla Türkiye’yi yönetebilecek siyasi beceriye sahip MHP’nin ve Bahçeli’nin peşine takılan MHP olmadan var olamayacak bir yapıyla kalan AKP’nin peşine ve gündemine asla takılmadan hareket etmek zorundadır. CHP’li yöneticiler, ister genel merkezde, ister yerel siyasette, ister seçilmiş yerel yönetimlerde hiç kimsenin hangi makamda ve konumda olursa olsun aklına estiği gibi konuşma, fikir üretme lüksü yoktur. Kimsenin kendini tek siyaset belirleyicisi olarak görmemeleri gerekir.

Bodrum’daki Cumhuriyet kutlamalarında yaşananlar kutlamalara gölge düşürmüştür. Özellikle bayram kutlamalarına sponsor olan belediyeler hangi görüşten olursa olsun halkın katılımının olduğu durumlarda sahneleri siyasi mitinglere çevirmemelidir. Yaşanılan gecede genç yaşına, henüz 6 aylık başkan olmasına rağmen tecrübeli birçok siyasetçiden daha olgun davranış ve söylemleriyle ortamı yatıştırarak Cumhuriyet coşkusunu Bodrum halkına yaşatan Belediye Başkanımız sevgili Tamer Mandalinci’yi umutlarımızı yeşerttiği için yürekten alkışlıyorum. CHP iktidar olmak istiyorsa önce yerelde çok iyi hizmetler üretmek zorundadır. Seçilmiş, atanmış siyasi yöneticiler hak, hukuk ve adaleti önce kendi kurumlarında sağlayarak halkın içinde güven duygusunu tekrar kazanmak zorundalardır. Dilerim cumhuriyetin 101. Yıl kutlamalarına Bodrum’da gölge düşüren davranışlar ve söylemler ders olur bir daha Bodrum’da ve başka hiçbir yerde yaşanmaz.

Bodrum ve Bodrum halkı başkadır. Bodrum aydınlığın, demokrasinin barışın merkezidir. Bugün Esenyurt’ta her iki kişiden birinin oyunu alarak seçilen belediye Başkanını tutuklayan zihniyeti her an yakınımızda hissedebiliriz. Her şeyi beklemek mümkündür. Esenyurt’ta, Bodrum’da diğer birçok yerde oynanabilecek kirli oyunları ancak halkın iradesini halkın desteğini yanlarına alabilen örgütlü siyaset karşılayabilir. O nedenle artık gitmesi gereken bu iktidara karşı tek bir seste buluşmak ve örgütlenmek zorunda olduğumuzu görmeliyiz. CHP Türkiye’nin tek güvenli limanı olduğunu tüm şeffaflığı ve güvenilirliği ile halka anlatmak zorundadır.

Nuran Yüksel

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.