Bodrumspor Stadyumunun Kimlik Eksikliği

Bu yıl Bodrum’un kalbi, ilk kez Süper Lig’e atmaya başladı. Bodrumspor’un bu başarıyla birlikte, merkezdeki stadyumda yoğun ve heyecan verici bir çalışma süreci başladı. Tüm yaz boyunca stadyum adeta baştan yaratıldı. Tribünlerden sahaya, kulüp odalarından dış cepheye kadar hiçbir ayrıntı göz ardı edilmedi. Bu hummalı çalışmalar sayesinde Bodrumspor, nihayet kendi sahasında rakiplerini ağırlamaya başladı; bu durum, yalnızca sporseverlerin değil, turizmcilerin ve esnafın da yüzünü güldürdü. Maç günleri Bodrum’un ekonomisine can verdi ve spor turizminin katkısı arttı. Bir de üç büyükleri kendi sahamızda ağırlamaya başlayalım, değmeyin keyfimize.

Ancak, bu coşkunun ardında göze çarpan bir eksiklik var: Stadyumun Bodrum’a dair en ufak bir iz taşımaması. Seyircilere harika bir müsabaka alanı sunulmasına rağmen, Bodrum’u anlatan özgün detaylar eksik. Yüzlerce emekle yenilenen bu yapı, sıradan bir ilçe stadyumu izlenimi veriyor. Özellikle maçları televizyondan izleyenler, buranın Bodrum olduğunu hissettiren hiçbir unsur bulamıyor.

Stadyumun en üst kısmını çevreleyen canlı yayın yapılan alan ve demir parmaklıklar, burasının futbol mabedinden çok bir hapishaneyi andırmasına neden oluyor.  Al Kadraz hapishanesini çağrıştıran bu yüksek ve soğuk demir çerçeve, buraya gelenleri adeta açık ceza evine girmiş gibi hissettiriyor. Bodrumspor’un süper ligdeki mücadelelerini coşkuyla yaşatması gereken bu alan, bu renksiz, gri parmaklıklarla sarılıyken Bodrum’un özgür ruhunu nasıl yansıtabilir? Maalesef, bu yapı Bodrum’a ait o sıcak ve davetkar dokuyu hiçbir şekilde veremiyor.

Stadyum, yeşil ve beyaz renklerle belki begonvil görselleriyle Bodrum’un sembollerini taşımalı ve geçmişten bugüne kadar taşıdığı özgür ruhunu yansıtmalıydı. Bodrumspor şehre güç katmışken, stadyumun ruhu Bodrum’a ait detaylarla yeniden şekillendirilmeli. Gelecek sezonu izleyen milyonlarca insan, ekranlarına baktığında buranın Bodrum olduğunu hissetmeli. Hem takıma hem de şehre hak ettiği değeri göstermek, bu ruhu stada kazandırmaktan geçiyor gibi.

Üstelik, stadyumun en üst kısmındaki yükseltiler, bir gözetleme kulesi izlenimi yaratıyor. Kulenin içinden her an eli silahlı bir görevli çıkıp sahaya ve seyirciye düzen verecekmiş gibi bir algı yaratıyor. Protokolün ve seyircilerin bu açıdan gördüğü manzara oldukça iç karartıcı. Bodrum gibi özgürlüğü ve deniz havasını temsil eden bir yere bu soğuk, demir parmaklıklı yapı bu haliyle hiç yakışmıyor.

Bu durumu dile getirmem, yalnızca bir futbol yazısı kaleme almaktan değil, futbola ve stadyumlara duyduğum derin sevgiden kaynaklanıyor. Bodrum’da uzun yıllardır aktif olarak sahada çalışan kadın bir gazeteci olarak sahaya duyduğum tutku, küçüklüğümden bu yana benimle. Mahalle maçlarından başlayarak, lise yıllarımda Beşiktaş İnönü Stadyumu’nda yaşadığım heyecan verici maç deneyimlerine kadar uzanan bir yolculuk bu. Lise yıllarında, Yeni Levent Lisesi’ndeki müdürümüz Aycihan Hergülman’ın kurduğu kız takımı sayesinde futbol benim için bir sevdaya dönüştü. Babamla birlikte TRT’deki spor programlarını izleyip yaptığımız tartışmalar, bu tutkumu bir yaşam biçimi haline getirdi. Stadyumların coşkusunu yaşamanın güzelliği bambaşka; İnönü Stadyumu’ndaki maçlarda hissettiğim o duygu, başka hiçbir yerde yoktu.

Fakat şimdi Bodrum’un stadına baktığımda, bu coşku ve Bodrum’a özgü olan özgürlük havasının eksik kaldığını hissediyorum. Maçı televizyondan izleyenler, buranın Bodrum olduğuna dair en ufak bir ipucu bile bulamıyor. Bu soğuk ve kapalı görüntü, Bodrum’un ruhunu hissetmemizi imkansız kılıyor.

Kim bilir belki sahamızda oynadığımız maçlarda stadyuma baktığı noktalarda göreceği simgelerle Bodrumlu olma duygusunu benim gibi arayanlar da vardır.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.