Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Araştırmacıların görüştüğü bazı mağdurlar şiddet ve cinsel saldırıya maruz kaldıklarını itiraf ederler ancak çevrelerindeki insanlardan kopma korkusuyla şikâyette bulunmayı reddettiler. Zanlılar adaletin yerini bulmasını beklerken hâlâ pratiklerine birçok kuruluşlarda devam ediyorlar. Aralık 2021’de Lille savcılığına yeni bir şikâyet gelir ve diğerlerinin de onu takip etmesi bekleniyor… Aşağıda okuyacağınız gibi Riaumont manastırında olanlar maalesef sadece Fransa’nın değil birkaç Avrupa ülkesinde de tatbik ediliyor.

Yukarda resmi görülen ve Fransa’nın kuzeyinde yer alan Riaumont manastırında papazlar ve rahipler onlarca yıl, 2019 senesine kadar küçük çocukları istismar etmişler.
Onlarca yıldır, köklü bir Katolik cemaati tarafından yönetilen Liévin’deki Riaumont çocuk köyünün sakinleri istismar ve cinsel şiddetin kurbanı olmuş. Kamu yetkililerinin tutumunu sorgulayan eğitici bir soruşturma ve yürek burkan ifadelerin yer aldığı bu dokümanter içler acısı.

6 ile 9 yaş arasındaki çocuklar bu manastıra getiriliyorlar ve fiziksel istismara uğruyorlardı. Daha da büyüyünce Allah adına iğfal ediliyorlardı.
Cehennemde yaşayan gençler.
1960 yılında Liévin’de kurulan Riaumont çocuk köyü, çoğunlukla güvensizlik yüzünden ve şiddet nedeniyle zarar gören ailelerden gelen, zor durumdaki çocukları ve ergenleri eğitmeyi kendisine misyon edinmişti. Çiftliği, hayvanları ve kilisesiyle, önce Adalet Bakanlıkları, ardından Milli Eğitim Bakanlıkları tarafından onaylanıp finanse edilen ortam cennetti andırıyordu, diyor oradaki eski talebeler.
Ancak masalsı ortamın ardında genç sakinlerin hayatları hızla bir kâbusa dönüşür. Kökten dinci bir Katolik cemaati tarafından yönetilen kurum, yalnızca katı bir disiplin empoze etmiyor; kötü muameleyi ve istismarı çoğaltıyormuş.
Yumruk, tekme veya kemerle cezalandırma, duşlara hapsetme, yeni binalar inşa etmek için zorla çalıştırma, yaz kış Hitler Gençliği’ni anımsatan deri şortlar giyen gençlerin günlük yaşamlarını cehenneme çeviriyordu.

Yobaz katolikler tarafından öncelikle din dersi adına beyinleri yıkanan gençler daha sonra cinsel istismara uğrayacaklar.. Taaa 2019 yılına kadar.. Onlarca yıl
VAHŞET
Merkezin kurucusu Peder Albert Revet, SS üniformaları ve çivili miğferler toplayarak Nazi ideolojisine olan hayranlığını gizlemiyormuş. Kimliklerin kontrol altına alınması ve yok edilmesine yönelik bu çalışmayı tamamlamak için düzinelerce çocuk, kendileriyle ilgilenmesi gereken yetişkinler tarafından gerçekleştirilen cinsel saldırı veya tecavüzün kurbanı oluyor. Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettişin belirli suistimallere dikkat çekmesi on beş yıldan fazla zaman almış, ardından komşu üniversiteden bir profesör yetkilileri uyarmıştı. Ancak Riaumont çocuk köyü, kuruluşundan altmış yıl sonra ancak 2019’da kapatıldı.

Yukardaki resimde baş papaz, Revet iki çocuk ile beraber. Bu papaz cani olarak adlandırılmış. Dövmeyi, isdirap çektirmeyi ve istismar etmeye bayılıyormuş.
Varsayılan sadizm.
Kurbanların tanıklıklarını ve askeri taburlarda yürüyen çocukların tüyler ürpertici görüntülerini çoğaltan bu belgesel, temel bir soruyu soruyor: Toplum, pek çok kişinin hâlâ kurtulmaya çalıştığı böyle bir tuzağa nasıl ortak olabilir?
Ebeveynler, mülkün komşuları, jandarmalar, çocuk hâkimleri, sosyal hizmet uzmanları, yerel yönetimlerin yetkilileri, adli, sosyal ve eğitimsel yönetimler veya denetleyici bakanlıklar, nesiller boyunca işlenen bu suçlara nasıl bu kadar uzun süre göz yumabilir? Topluluğun Fransız, Alman ve Belçikalı aşırı sağ ağlarla olan bağlantılarını da ortaya çıkaran soruşturma, kötülüğün köklerine kadar uzanıyor.

Çocuklara ve gençlere aşırı sağ işaretleri öğretiliyor, yapmayanlar ya dayak yiyorlardı ya da akşamları iğfal ediliyorlardı.
Geceleri papazlar ve rahiplerin bir kısmı yatak odalara gidip, aşağı yukarı 10-14 yaşlarındaki erkek çocuklara dokunup, okşamaya başlıyorlarmış, fazla karşı gelmeyenlere ise cinsel istismarda bulunuyorlarmış. Din adına.
Çocukların bazıları yaşadıkları hayatı tanıdıklarına anlattıkları zaman, manastır ve kilise hemen harekete geçip olay çıkmaması, daha doğrusu skandal çıkmaması için şikâyet ettikleri şahısları psikoloji yoluyla durduruyorlarmış. Uzun yıllar kimse şikâyetçi olmamış.
1986 senesinde bu tarikatın kurucusu ölmüş, lakin aynı sistem devam etmiş.

Faşist askerler gibi yetiştirilen, dayak yiyen, iğfal edilen çocuk ve gençler Avrupa da kendileri gibi aşırı sağcı dini tarikatlar ile bir araya gelip toplantılar düzenliyorlarmış. Tarikatların kurduğu aşağı yukarı 100 adet muhafazakâr katolik kiliseleri Vatikan tarafından kabul edilmemiş, yani tanınmamış.
1989 yılında Fransa Milli Eğitim Bakanlığı burayı ortaokul ve liseye çeviriyor. Lakin yine bir şey değişmemiş.

Talebeler yine sanki hapiste yaşıyorlarmış gibi hayatlarına devam etmişler. Okul sadece yatılı olduğu için dışarıyla da temasları olmuyormuş. Rahipler Milli Eğitim Bakanlığının birçok kitaplarındaki işlerine gelmeyen sayfaları yırtıyorlarmış. Bir talebe dert yanıyor ve diyor ki ‘’kitabın üçte birinin sayfaları yırtılmış. Biyoloji olsun, tarih olsun, katolik muhafazakarlarının işine gelmiyorsa o sayfalar ders kitaplarından çıkarılıyorlardı.’’
İşte İSA’nın askerleri böyle yetiştiriliyorlardı. Dayak, hakaret, iğfal vb.
Bu gibi koyu muhafazakar katolik tarikatlar, dünyanın her yerinde hala mevcut.
Amaçları
Hristiyan ve sadece tenleri beyazlardan oluşan bir Avrupa yaratmak. Ben bunlara ’White Trash’ diyorum.

Bu amaç için izci kıyafetleriyle toplanan Avrupa gençliğine acı çekme, acı çektirme, iğfal edip, iğfal ettirmeyi öğretiyorlar.
Ben bunlara cehennem çocukları adını yakıştırdım. Daha doğrusu istemeyerek cehennem hayatını yeryüzünde çoğaltmaya çalışan çocuklar.
Nihayet 2017 yılında artık manastır birçok kişiler ve organizasyonlar tarafından şikâyet edilmiş. Başpapaz 5 er yıl hapse mahkûm olmuş.
2019 yılında ise tamamen kapatıldı. Lakin başta belirttiğim gibi Fransa da başka kasabalarda bu gibi faaliyetler devam etmektedir.