Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Sabahattin Duman, yaptığı yazılı açıklamada, Yunan adalarına gerçekleştirdiği kısa seyahatin ardından Bodrum turizmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Duman, Yunan adalarının bütçe ve orta segmentte geniş bir konaklama envanterine sahip olduğunu belirterek, bu tesislerde konaklayan turistlerin günün büyük bölümünü otel dışında geçirdiğini, meydanlarda vakit geçirdiğini, restoran, fırın, pazar ve hediyelik eşya dükkanlarını ziyaret ettiğini ifade etti.
Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Sabahattin Duman tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;
“Bodrum Çarşıdan değil Karşıdan okuduk
Yunan adalarına yaptığımız kısa seyahat, Bodrum’un sorunlarını değil; aslında turizmde değişen rekabeti gösterdi. Çarşıya bakarak değil, karşı kıyıya bakarak okumamız gereken yeni bir dönem başladı.
Geçtiğimiz günlerde yaptığım kısa Yunan adaları seyahatinde, turizmci gözüyle bir kez daha şunu gördüm:
Rekabet artık çok uzağımızda değil.
Feribota biniyorsunuz, bir saat sonra rakibinizin nasıl çalıştığını yerinde görüyorsunuz.
Yunan adalarının önemli bir avantajı, bütçe ve orta segmentte çok geniş bir konaklama envanterine sahip olmaları. Küçük oteller, pansiyonlar ve ekonomik tesisler oldukça fazla.
Bu tesislerde kalan misafirin tatil alışkanlığı da farklı.
Sabah kahvesini meydanda içiyor, öğle yemeğini bir tavernada yiyor, akşam başka bir sokakta dolaşıyor. Hediyelik eşya alıyor, fırına uğruyor, pazarı geziyor. Günün büyük bölümünü otelin dışında geçiriyor.
Dolayısıyla sokaklar canlı görünüyor.
Bodrum’da ise yıllardır farklı bir yatırım eğilimi oluştu.
Arz-talep analizi yapılmadan neredeyse her yeni tesis Butik, Luxury, Deluxe, Royal ya da benzeri isimlerle üst segmente konumlandırıldı. Sanki pazarın tamamı lüks tatil arıyormuş gibi hareket edildi.
Oysa turizmde her segmentin bir alıcısı vardır. Sorun, ürün dağılımındaki dengenin bozulmasıdır.
Lüks segmentte konaklayan misafir ise çok farklı davranıyor.
Sabah kahvaltısını otelde yapıyor, gününü otelin plajında geçiriyor, öğle ve akşam yemeklerini otelde yiyor. Çarşıya daha az çıkıyor, pazarda daha az vakit geçiriyor.
Bu yüzden bugün Bodrum’da otellerin doluluk oranı yüksek olsa bile çarşı beklenen kadar hareketli görünmeyebiliyor.
İşte en büyük yanılgı burada başlıyor.
Her yıl 19 Mayıs hareketliliğinin ardından birkaç sakin gün yaşanıyor. Sonra aynı senaryo…
Bir anda herkes turizm profesörü oluyor.
Her medya kuruluşu farklı bir açıdan “Bodrum krizde” haberleri yapıyor. Çünkü kabul edelim; Bodrum adı haber değeri yüksek bir marka.
Ve tabii yazın değişmeyen klasiği…
Lahmacun haberleri…
Tek bir işletmedeki sıra dışı fiyat, sanki Bodrum’daki binlerce işletmenin ortak fiyat politikasıymış gibi günlerce konuşuluyor.
Oysa bu yaklaşım ne kadar doğru?
Nasıl ki bir havaalanındaki restoran fiyatlarına bakıp “İstanbul’da her yerde fiyatlar böyle.” demiyorsak, Bodrum’daki birkaç yüksek fiyatlı işletmeye bakarak da bütün destinasyonu aynı kefeye koyamayız.
Her şehirde olduğu gibi Bodrum’da da her bütçeye uygun işletmeler var. Lüks restoran da var, mahalle esnaf lokantası da; beach club da var, uygun fiyatlı aile işletmesi de.
İstisnaları genelleştirmek haber olabilir, ama gerçeği anlatmaz.
Bodrum’un ihtiyacı daha fazla “lüks” tabelası değil…
Her gelir grubuna hitap eden, doğru planlanmış ve dengeli bir konaklama envanteri.
Çünkü güçlü bir destinasyon; yalnızca otellerini değil, çarşısını, restoranını, esnafını ve sokaklarını da besleyebildiği ölçüde kazanır.
Belki de artık “Bodrum dolu mu, boş mu?” sorusunu bırakıp şu soruyu sormalıyız:
Bodrum’a gelen turist, otelinden çıkıyor mu?
Asıl bu da konuşmamız gereken konulardan biridir.”