1960’ların sonunda Ankara’dan bir ileri gelenimiz resmi bir ziyaret için Amerika’ya gitmiş. Onu program gereği büyük bir üniversitenin devasa bir binasına götürmüşler. “Efendim, burası kompüter merkezi ( o zaman öyle diyorlarmış) , bu makineler her türlü veriyle besleniyor, müthiş bir hafızaları var, her şeyi biliyorlar. Acaba bir soru sormak ister...