enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Ahmet Karataş: Bodrumda Belediyeler Birleşmeli, Büyükşehir Modeli Uygulanmalı…

Spread the love

Ahmet Karataş Bosiad Başkanı.

Ahmet Karataş: Bodrumda Belediyeler Birleşmeli, Büyükşehir Modeli Uygulanmalı…
28.09.2010
0
A+
A-
Spread the love

Fatih Bozoğlu /Bodrum Gündem
Ahmet Karataş BOSİAD Başkanı olması yanında, KENTTV`de yaptığı «SÜZGEÇ» ve «GÜNDEM ÖZEL»  proğramları ile Bodrum gündemini belirleyebilen bir kişi. Genelde herkes tarafından sevilen sayılan ama, bir o kadarda eleştirilen Bodrum`un önemli simalarından.
Siyaset içinde aktif olarak yer almamasına karşın, her zaman siyasetin ortasında kabul ediliyor.
Sürekli okuyor, araştırıyor, söyledikleri mutlaka tartışma yaratıyor.
Kimilerinin «atom karınca» diye adlandırdığı, Bodrum’un renkli siması Ahmet Karataş ile BOSİAD’ı konuştuk. Lakin ekonomiden, siyasete, yerel yönetimlere kadar çok geniş konular yer aldı söyleşimizde.
Daha çok anlatacakları vardı ama şimdilik bu kadarla yetinin dedi.
Her görüşten Bodrumlunun  ilgiyle okuyacağı bir söyleşi oldu.



BOSİAD’ı anlatabilir misiniz?


BOSİAD yeni kurulan bir sivil toplum örgütü olmadığından bir tekrar niteliğinde olacaktır. Çalışmalaraı ile Bodrum’un önünde vizyon açmış, Bodrum’a vizyon gösterme çabalarında ön planda olmuş bir iş adamları derneğidir. 2002 yılında Bodrum’un tüm renklerini ve yelpazesini içinde barındıran ve hiçbir zaman siyasete angaje olmadan mesleki bir örgüt olarak kalmayı başarmış, ender örgütlerden biridir.


Bu soruyu asla polemik için sormuyorum. BOSİAD Bodrum iş dünyasında “MÜSİAD” ile eş tutulur. BESİAD ise “TÜSİAD” ile eşleştirilir. Bu konudaki değerlendirmenizi almak isterim.


Bu değerlendirme Bodrumluların değildir. Olaylara hayata ve insanlara at gözlüğü ile bakan, radikal ve politbüro zihniyetli kesim tarafından söylenmiş olabilir. Bununda nedeni şudur; BOSİAD gibi omurgalı ve dik duran sivil toplum örgütünü, kendi siyasetlerinin arka bahçesi olarak kullanamayacak, alet edemeyecekleri için böyle bir tanımlama ve yakıştırma yapmaktadırlar. Velevki olabilir. MÜSİAD’da yasalar çerçevesinde kurulmuş, önemli bir sivil toplum örgütüdür. Türkiye’de de etkin ve başarılı bir örgüttür. Bu yakıştırmadan rahatsız olduğum için söylemiyorum ama biz ihtiyaç duymadık. Biz Bodrum ölçeğinde işadamlarının örgütüyüz. Üyelik anlamında da herhangi bir girişimizde bu güne kadar olmamıştır. Bu aslında Bodrum’daki statükocu zihniyetin bir sonucudur. Sivil Toplum örgütleri de, derneklerde bizden sorulur. Hatta okul aile birlikleri bile bizden sorulur, diyecek kadar Bodrumluları, Bodrum’un siyasi hayatını tahakküm altına alacak, seçim dönemlerinde kendi “Truva atları” gibi kullanmak isteyen siyasal ekipler BOSİAD’dan rahatsız olabilirler. Çünkü biz hiçbir zaman siyasete angaje olmadık. Bizim yönetimimizde de, üye yapımızda da her türlü görüşten insanlar vardır ve var olacaklardır. order Robaxin online


BOSİAD ne kadar güçlüdür? Yerel anlamda bir güç müdür? Oluşumları yönlendirebilir mi?


En basit bir spor kulübü seçimlerinde bile, mutlaka siyasal oluşumlar tarafından nemalanan insanlar ve kesimler vardır. Ticaret odası, yerel ve genel seçimlerinde yöntem ve argüman geliştirmedik ve taraf olmadık. Nedenine gelince; BOSİAD tüzüğünde demokratik seçimlerde Ticaret odası, esnaf odası yada yerel ve genel seçimlerinde benim adıma falanca partiyi, kişiyi veya grubu destekleyebilirsin diye yetki vermemiştir. Dolayısı ile tüzüğümüz gereği böyle bir şeye kalkışmayız. Faaliyetlerimiz tüzük gereği sadece mesleki faaliyetlerdir. Sosyo-ekonomik ve kültürel faaliyetlerdir. Bu üyelerimize yapılmış bir saygısızlık olarak görüyoruz. Özellikle oda seçimlerinde de hangi gruptan isterse girebilir, bizde ona ancak kişisel olarak destek verebiliriz. Dernek ve sivil toplumculuk ta bunu gerektirir. Bu bağlamda güç ve güçlülük ölçülemez, çünkü bir aleti yoktur. En doğru duruş bizim duruşumuzdur.


Bodrum Yarımadasında Belediyelerin birleşmesi ile ilgili olarak Muğla eski Valimiz tarafından verilen bir önerge var. Lakin bir türlü bu konu konuşulamıyor, tartışılamıyor. BOSİAD bu konuda 2003 yılında yapılan sempozyumda görüşlerinizi kamuoyu ile paylaşmıştınız. Belediyelerin birleşmesi ile ilgili değerlendirmenizi okuyucularımız ile paylaşabilir misiniz?


Biraz önceki sorunuzda güç sorusu burada daha iyi anlaşılacaktır. Kurulduktan bir yıl sonra  “Bosiad Bodrum Raporu” diye kendi çapımızda bir rapor hazırladık. Bu raporda “Bodrum Belediyeler Birliğinin” gerek yasal yetersizlikler nedeni ile gerekse belediyeler arası iç çekişmeler nedeni ile verimli ve üretken olmadığını, olmayacağını ve yarımadanın turizme endeksli sorunlarının ve yatırımlarının çözülemediğini gördük. Bodrum’a sahip çıkma ve Bodrum’u yaşatma sorumluluğu gereği, bu mevcut yasalar ile olamayacağını söylemiştik. Daha sonra bizlerin tazyik ve önerileri ile ofis ve sekretarya oluşturuldu. Son aşamadaki durumu bilemiyorum, Bodrum Belediyeler Birliği çalışamıyorsa eğer iki aşamalı bir görüş dile getirmiştik; Boğaziçi imar modelinde olduğu gibi, Yarımadaya bütüncül bir bakış açısı ile tek bir imar üssü kurulması ve iyi yönetilmesi ile ilgili öneri ve eleştirilerimizi sunduk. İkinci aşaması ise özel statü ile “İlçe Büyükşehir Modeli” önerisini ilk defa biz dile getirdik. Bodrum dükalığı, gerilimlerden nemalanan, siyasi kulisler ile dinazor anlayışı Ankara ile iletişimi hiçbir zaman istemedi. Biz hep söyledik, Ankara ile kavga ederek bir yere varamazsınız. Bu küçük bir yasa teklifi ile hallolacak bir iştir. Böylece imar ve büyük projeler Büyükşehir belediyesi tarafından yapılır. Bu bir ara çözümdür. generic Retin-A


1999 yılında uygulamaya başlanan 11 belediye tekrar birleştirilmesi yönünde çalışmalar devam ediyor, sanıyorum bu bir şekilde gerçekleşecek. Bu aşamaya neden gelindi?


Bu bir Fransız modeliydi. Avrupa bu sistemi denedi ve başarılı olamadı. Şimdi artık bütünleşik belediyeler uygulanması doğru bir yöntem. Vizyon sahibi bir dernek olarak biz bunu 2003 yılında dile getirdik. On bir belediye demek, on bir itfaiye, sanayi sitesi, arıtma, personel gideri, ve bir sürü alet makine. Her bir belediye bunları ayrı ayrı edinmek, sahip olmak zorunda. Bu bir kaynak israfıdır. Bu nedenle belediye sayısı azaltılmalı dedik.


Kaç tane olmalı peki?


Bunu ben söyleyemem. Bu yerel yöneticiler, teknik ekipler ve bürokratların bir araya gelmesi ile belirlenebilir. Ama maksimum dört belediye bilemediniz beş belediye yeterlidir. Eğer olamıyorsa “İlçe Büyükşehir Modeli” de uygulanabilecek bir yöntemdir. Bu kararın alınması için iç çekişmeler ve kıskançlıklar ortaya çıkacaktır. Bu yine halka sorulması lazım, halkın bilmediği noktaları anlatmak ve ikna etmek lazım. Asla ben yaptım oldu olmamalı, mutlaka halkında görüşü alınmalıdır.


Bu konuları içeren bir sempozyum yaptınız ve kitap haline getirdiniz, biraz bahsedebilir misiniz?


Bu sempozyum Bodrum’da en derin iz bırakan bir çalışmadır. Bodrum’un yeniden yapılanması ve vizyonu oluşturan stratejik plan yapan böyle bir çalışma henüz yapılamamıştır. Bosiad bunu gerçekleştirmiş bir yol açmıştır. Bu toplantıda konuşanların, tebliğ sunanları kitap haline getirdik. Belediyeciler var, teknokratlar var, akademisyenler var. Önemli bir şey daha Bodrum’u dışarıdan görenler var. Bütün görüşler ortaya kondu ve burada çıkan ortak kanat “Bodrum gerçekten kötüye gidiyor”. Bodrum’un yeniden yapılandırılmaya, yeni bir yapısal ve yönetsel anlayışa ihtiyaç var. Bu devletin 2023 vizyon mantığı ile de örtüşen bir mantık açısı. Muğla eski valimiz tarafından da bu konu bir önerge ile süreç hızlandı. Bu konu kamuoyu tarafından da tartışılıyor ve biliniyor.


Purchase Retin-A

Bodrum’un sorunları çok, neler sizce?


Su projesi ile ilgili sorun var, çünkü her belediyenin arıtması yok, Bodrum belediyesinin arıtma tesisi bile çağdığı. Katı atık sorunu, vahşi çöp toplama sorunu var, turizm sektörünün eleman sorunu var, ihtiyaçtan fazla işyerleri sorunu var, ihtiyaçtan çok çok fazla marketler zinciri sorunu var.


Bu konu yarımadanın en önemli ekonomik sorunu olduğunu herkes söylüyor ama çözüme yönelik bir çalışma var mı peki?


Bu esnafın belini büken en önemli sorundur. İş dünyası ve alım gücü açısından da , daralma açısından da, sermayenin el değiştirmesi açısından da açık ve net olarak Bodrum’un daha çok fakirleştiğini, daha da kötüye gittiğini, halk olarak görüyoruz. Zamanında biz bunu da dile getirmiştik, raporlarını hazırlamıştık. Ama yerel yöneticiler birkaç makine ve araç hediye alma uğruna, üç beş partilinin işinin görülmesi adına, maalesef bu tür iş yerlerine haddinden fazla, hatta imar yasalarını da zorlayarak, yer verme konusunda yarıştılar. Elbette serbest piyasa koşullarında karşı çıkmak mümkün değil. Ama belediyelerin elinde bir çok yaptırım gücü var. Fakat belediyeler bu konuda hep taraf tuttular. Hiper marketlerin Bodrum ekonomisine zerre kadar faydası yoktur. Tüketici açısından üç beş kuruş ucuz gibi görünse de genel iş yapısına etkisini değerlendirdiğinizde, ucuz aldım diyen vatandaşın da bir şekilde ticari işlerini etkiliyorsa o ucuza alacak parayı da bulamayacak ve dolaylı olarak etkilenecektir. Buna kendi bindiği dalı kesmek denir. Bodrum içindeki sermaye dönüşümü sekteye uğramış oluyor. Halbuki kendi içimizde de bu rekabeti oluşturur tüketici memnuniyetini sağlayabilir, sermayeyi dışarı kaçırmamış olurduk. Belediyeler asla bu konuda bize destekleyici olmadılar, aksine çanak tuttular. Bu da Bodrum’un daha çok sömürülmesine neden olmaktadır. Biz iş adamaları derneği olarak yatırımcıya karşı olamayız elbette, ama bu işin ölçüsü ayarı kaçtı.


Süpermarketler konusunu “Vizyon 2023” kitabında nasıl çözümlenmesini önermiştiniz?


Artık geçti tabi. Bu saatten sonra ne açılanları kapatabilecek yetkiniz var, nede belediyelerin yenilerinin açılmaması için iradesi var. Biz o zaman da belirtmiştik. Eğer Büyükşehir belediyesi olsa idi, tek açıdan bakılacak Ortakent’te yapıldıktan sonra yanına bir tane daha yapılamaz derdik. Boşluk nerede var, Yalıkavak’ta. Oraya yapılsın derdik. Ya da güvercinlikte şehrin dışında organize ederdik. Böylece yerli esnafı korumuş olurduk. Bunun en önemli sebebi yarımada da belediyelerin çokluğundandır. Neden? Her başkan kendi beldesinin daha popüler olması, daha çok gelir elde edebilmesi için, üç beş iş makinası için ve rant için izin verdi. Bir nevi peşkeş çekildi. Geldiğimiz noktada herkes pişman, herkes muzdarip. Eğer bizim 2003 deki vizyon önerilerimiz göz önünde tutularak geliştirilebilseydi bu kadar vahşi kapitalizm hakim olmayacaktı. Ama hala zaman geçmiş değildir.


Bodrum 20-30 sene sonra nasıl olmalı, yada nasıl olacak?


Bodrum’un bir stratejik planı, master planı olmak zorundadır. Bodrum 20 yıl sonra İstanbul’dan Ankara’dan İzmir’den kaçan büyük kentlerden bıkan insanların yeni bir yaşam alanı mı olmalı? Bodrum modern bir toplu konut alanı mı olmalı? Duyuyorsunuz bir holding patronu 2-3 milyon Euro’ya ev aldı diye. Evet eğer daha az yapılaşma ve daha kaliteli bir turizm anlayışına yelken açabilirse, bu gün yaşanan sorunların hiçbir olmazdı. Bodrum belediyelerinin her biri giderleri için imar açmak zorundaydı. O nedenle her yapılan planı birileri iptal ettirdi. Bunun vebali planı iptal ettirenlerin üzerindedir. Çünkü her iptal edilen plan bir üç yıl daha beklenmesine, dolayısı ile gecikmeye neden olmuştur. Hep bundan nemalandılar. En kötü plan bile, plansızlıktan daha iyidir. Eğer planlar yapılmış olsaydı, o plan üzerindeki plan tadilatları daha kısa zamanda ve daha kolay yapılabilirdi. Ama bunu bilerek yaptılar. Bunu meslek odaları da, siyasi partiler de, belediyeler de bilerek yaptı. Buranın kabadayısı, efesi biziz mantığı ile yaptılar. 30 yıllık plansızlığın geldiği sonuç budur. Bu konuları merak eden okuyucularınız bizimle iletişim kursunlar, “VİZYON 2023” kitabını ücretsiz edinebilirler.


Yani Bodrum 1 milyon nüfuslu bir kent mi olacak?


O kararı bodrum verecek. Aranılan, doğası dokusu bozulmamış, kültürü yozlaşmamış, para basan bir turizm kenti olmak için karar vermek zorunda. Bodrum hala nereye gideceğine karar verememiş, kavşakta dönüp duruyor. İşte sonuçlarını görüyoruz hepimiz. Bodrum Belediyesinin utanç abidesi diyorum buna. Arıtma tesisi. Bodrum’un gerdanlığı, en güzel noktası, günlük teknelerin, pahalı yatların gelip geçtiği yer, değirmenler burnuna bir hançer sokuldu. En iptidai bir arıtma tesisi konduruverdiler. Halbuki Bodrum, Konacık, Bitez, Ortakent’i kapsayan bir arıtma bu işi çözerdi. Ama ona uygun bir üst imar planı ile. Bu olamıyor, neden? Çünkü çok başlılık var. Büyükşehir modeli ve belediye sayılarının azaltılmasından başka Bodrum’un kurtulur hiçbir yanı yoktur. Bununla beraber Bodrum Stratejik Planın yapılması da gerekmektedir.


Turizmde her şey dahil sistemi konusunda ne düşünüyorsunuz? Bazı oteller oda kahvaltıya dönmeye başladı.


Bu toptancı zihniyetten kurtulmamız gerekiyor. Turizmde de statükoculuk kendini gösteriyor. Her şey dahilden vazgeçen bazı ülkeler tekrar geri dönüyor her şey dahile. Bu arz talep meselesidir. Her şey dahil isteyen var, yada butik tarz isteyen var. Bodrum’un stratejik planı olmadığı için hep tek tipçiliğe, ırgatlığa özendiriliyor. Eğer Bodrum turizm planlaması tek merkezden yönetilebilseydi, Bodrum’un belli çevreleri, kaliteli turist grubunu ağırlayacak şekilde dizayn edilirdi. Belli bölgeler eğlence sektörüne ayrılırdı. Kongre merkezine uygun yerler belirlenebilirdi. Turizm artık çok kültürlü, farklı ekonomik yapıya sahip insanları barındırabilecek halde düşünülmek zorundadır. Tek tip, toptancı zihniyeti artık geçerli değildir.


Bodrum ekonomisinde yer bulmaya çalışan mandalinanın endüstrileşmesi ile ilgili çalışmaları nasıl bulunuyorsunuz?


Ticaret Odasının ekonomik bir faaliyette bulunması bana göre doğru değil. Ticaret Odası ancak ekonomik, ticari faaliyette bulunan insanları, yaşatmak ve onlara destek olmak için kurulmuş bir örgüttür. Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde karma ekonomik model olarak ortaya sunduğu devletçilik o dönemde gerekiyordu. Ama artık devletçiliği savunan bir Allah’ın kulu yoktur. O nedenle yatırımları özendirmek ve önünü açmakla görevlidir sadece.


Çarşı esnafına BOSİAD’ın bakış açısı nedir? İmitasyonun çok olması, envanterin uygulanamaması konusunda ki değerlendirir misiniz?


İl örgütlü hareketi biz başlattık. Bosiad oradan doğdu zaten. İmitasyonla bir yere varılamaz. İmitasyon talebi var. Bunu pazarcı yapsın, çünkü pazarcını değişken bir müşterisi var. İmitasyondan hem ahlaki hem de ekonomik anlamda kaçınılmalıdır.


Bodrum’a yapılan yatırımlar konusunda, özellikle sosyal yatırımlarda sizin katkılarınız ve teşvikleriniz oluyor mu? Örneğin hastane, okul gibi.


Bu konuda bir rapor hazırlamıştık. Kentsel ölçekte markalaşma stratejisi var bir maddemizde. Bütün bunların babası olarak değerlendirilebilecek, eğitim sorunu var. Turizm bölgelerindeki işletmelerin ihtiyacı olabilecek kalifiye elemanların oluşturulması. Ama yasal düzenlemeler gerekiyor tabi. Fakat Bodrum’un Ankara ile bir uyum sorunu var. Herkes kendi siyasi çıkarlarını korumak adına, hükümet ile kavga etmeyi marifet sanıyor. Halbuki benim yasa teklifine ihtiyacım var. Turizm bölgesinde çalışacak insanlara sürücü ehliyeti gibi bir turizm ehliyeti olması gerekiyor. Hata yaptığında da ehliyetini alacaksın ve belli bir süre hiçbir yerde çalışamayacağını bilmesi gerekiyor. Eğitim ile ilgili bu önerimizi Bodrum dikkate almıyor nedense. İmitasyon da böyle önlenir.


Turizmin çeşitlenmesi ile ilgili önerileriniz var mı?


Örneğin sağlık turizmi var. Ama akla ilk gelen termal turizm değil. Yurtdışından gelen bir çok turist burada tedavi oluyor. Üstelik tatili ile birlikte, memleketinde vereceği paranın yarısına. Hem tatilini yapıyor hem tedavi oluyor. Bu konuda çok geliştik biz. Diş, göz ve başka bir çok dalda bu uygulanabilir. Kongre turizmi için Bodrum mimarisi uygun değil. O nedenle Bodrum imar planında yok. Buda hükümet katılımı ve katkısı ile olması gerekiyor. Bir diğer yaptığımız proje ise Türk Kültürünü Yaşatma ve Koruma. Avrupa’daki Türk çocuklarına ve ailelerine tatil yaptırma projesi. Çocuklarımıza Türkçe öğretmek ve Anavatanlarını öğretmek amacı ile düşünüldü. Bakanlık tarafından kabul edildi ama kamuoyunun kabulü için biraz beklememiz gerekiyor. Avrupa’dan sonra Türki Cumhuriyetleri sonraki aşamada ise İslam ülkelerini de bu projeye dahil etmek hedeflenmelidir. Bu uygulamalar yapılıyor dünyada. Türk Kolejleri var bir çok yerde. Türk kültürünü yaymak adına bu çalışmalar çok önemlidir.


Buna bağlı olarak bir soru daha sormak istiyorum. BOSİAD 18 Mart’larda yapılan etkinlikler için, bu işadamları derneğinin işimidir diye sorgulandı. Bu konuda ne diyeceksiniz?


Bosiad tüzüğünün gerektirdiği şekilde faaliyetler göstermektedir. Bu sorguyu yapan zevatın art niyeti yoksa eğer şöyle cevaplayabilirim; TÜSİAD’ın yeni Anayasa hazırlamakla ne işi olabilir? Siyasal demeçler vermesi, ülke yönetimine talip olacakmışcasına renk belli etmesini nereye koyacağız? Demekki her sivil Toplum Örgütü toplumun ihtiyaç duyduğu kültürel, sosyo-ekonomik, politik faaliyetlerde bulunması göz ardı edilemez ve bulunmak zorundadır. Ben asker kökenli bir insanım, Çanakkale savaşları bize Atatürk’ü hediye etmiştir. Atatürk’ün düşmana karşı göstermiş olduğu liderlik duruşu ile tanımıştır. Atatürk kendini orada kanıtlamıştır. Bu Milli Kurtuluş Savaşının anahtarı ve önsözü olmuştur. Eğer o gün olmasaydı, Cumhuriyet kurulmasaydı biz bu gün ticaret yapıyor olabilir miydik. İnsan geldiği noktayı, buradaki varlık sebebini Milli birlik bilinci ile anlamak ve anlatmak zorunda. Milli duygu ve hassasiyetimiz nekadar fazla olursa ticaretimizde o kadar canlı olur. Atatürk İktisat Kongresinde dediği gibi, “Bağımsızlığımız kazandık, ancak iktisaden tam bağımsızlığımızı kazanamazsak tan bağımsız sayılamayız”. O zaman Ticaret Odasının ramazanda erzak yardımı nereden çıktı diye sormak gerekmez mi? Meslek örgütleri dolaylı da olsa toplumun ihtiyaçları ile ilgilenmek zorundadır. Bu eleştirilerin bilmeden yada kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum.


Son olarak Bodrum Gündem okuyucularına vereceğiniz Bodrum Ekonomisi ile ilgili bir mesajınız nedir?


Mesajım şu. Gerek uluslar arası kredilendirme kuruluşları, Avrupa’daki bir çok ekonomik kuruluşlar Türkiye’nin kredibilitesinin çok yüksek olduğunu, hatta son dönemde, kalkınma hızı olarak ÇİN’i bile geçtiğimizi ifade ediyorlar. Şimdi herkes kabul ediyor ki Türkiye bu krizi teğet atlatmıştır. Eğer delip geçseydi bu gün bir tek bankacılık kurumu kalmazdı. Bir ülkenin ekonomik istikrarının göstergesi bankaların gücü ve sağlamlığıdır. Son verilere ve Merkez Bankası Başkanının açıklamalarına göre karlar eridi bahar geldi ve çiçekler açmaya başladı. Ama unutmamalı ki erken açan çiçeği kırağı vurabilir. O nedenle kriz gevşedi diye rehavete girmemek gerekiyor. Yatırımlarını çok iyi fizibilite etmeli, sermaye ve yatırım giderlerinin dengesini iyi tutmalı, şu an en önemli yapılması gereken mevcut işletmeyi korumak ve güçlendirmektir. Var ise banka kredi kurtularak yeni bir yapılanmaya gidilmesi en doğru yöntem olacaktır. Sonbahar’dan sonra ileriyi gören işletmeler yeni yatırımlara, yeni risklere, esnafımız, tüccarımız gidebilir. Şu anda tedbiren mevcudu korumanın en önemli yöntem olduğunu düşünüyorum.


Çok teşekkür ediyoruz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.