enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Eğitimde Çok Sorun Var… Veliler Mutlaka Okuyun…

Eğitim Sen Bodrumda eğitim sorunları hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne 19.01.2011 tarih, 518 sayılı bir değerlendirme raporu sundu. 2010-2011 yılı 1. dönem eğitim öğretim yılını değerlendiren raporda çok sorun var…

Eğitimde Çok Sorun Var… Veliler Mutlaka Okuyun…
20.01.2011
0
A+
A-

Eğitim Sen Bodrum′da eğitim sorunları hakkında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü′ne 19.01.2011 tarih, 518 sayılı bir değerlendirme raporu sundu. 2010-2011 yılı 1. dönem eğitim öğretim yılını değerlendiren raporda çok sorun var…



 


EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI


BODRUM TEMSİLCİLİĞİ


  


Tarih:19.01.2011


 


Sayı:1                                                                                                                              


Konu: 1 ile Değerlendirilen Öğrenciler / Birinci Dönem Biterken Bodrum Genelinde Eğitimin Durumu








 


İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE,


methotrexate no prescription                                                                          BODRUM


cheap Brand Viagra



 


            İlçemiz okullarında, özellikle notla değerlendirmede, önemli sorunlar yaşanmaktadır.


            Eğitim ve Bilim Emekçileri Bodrum Temsilciliği olarak birinci dönemin sonunda ilçemizde yaşanan eğitim sorunlarıyla ilgili görüşlerimiz aşağıdaki gibidir.  


Okul idarecilerinin ve öğretmenlerin bu konuda bilgilendirilmesinde, görüşlerimizin üst yazıyla okullarımıza duyurulmasında yarar vardır. 


Gereği bilgilerinize önemle arz olunur.


  


                                                                                                Engin KARATAŞ


                                                                                                           Bodrum Eğitim Sen


 


 


 


Birinci Dönem Biterken Bodrum Genelinde Eğitimin Durumu


 


İlçemiz okullarında yüzlerce öğrencimizin ders başarısı 1’le değerlendirilmektedir. Okullarda çok sayıda öğrencimiz, yeteneğinin altında not almakta, sınıfta kalmakla korkutulmaktadır.


 


1 notu, öğrencilerimizin kendilerine olan güvenlerini olumsuz etkilemektedir. Sınavlardan sürekli 1 alan öğrencinin hayatta başarılı olabilme duygusu yıkılmaktadır. buy plan-b


 


Bodrum’da 1 notunu savunan öğretmenler, genellikle notu düşük olan, sürekli ödev veren, fotokopi ve test ağırlıklı çalışan, kurs düzenleyen, özel ders veren öğretmenlerdir.


 


Öğrenmek zevklidir, test ve sınav ağırlıklı öğretim, çocukları bu zevkten mahrum etmektedir. Hayat testlerden ibaret değildir. Eğitim öğretim hayattan kopuk olamaz. Eğitim, sınava hazırlamak için değil, hayata hazırlamak için yapılır. Her öğrencinin zekâ kapasitesi farklıdır. Eğitimin ana hedefi her bireyi topluma kazandırmaktır. Öğrenciyi sürekli teste ve sınava tabi tutmak öğrenmeyi zevkli bir uğraş olmaktan çıkarmakta, amacından uzaklaştırmaktadır.


 


 Öğretmenlerimiz, ders anlatırken bireysel farklılıkları, çoklu zeka yöntemini dikkate almamaktadır. Öğrenciler yalnızca ders konularını öğrenmek zorunda olan robotlar olarak ele alınamaz. Okullarımızda birçok öğretmen, genellikle hatayı öğrencide arama eğilimindedir. Öğrencileri notla ayrıştırmak, zayıfla tehdit etmek, temel eğitimin ruhuna aykırıdır. Çocukların oyun, gençlerin sosyal gereksinmeleri göz ardı edilemez. Bunları kapsamayan bir eğitimin başarılı olma şansı yoktur.


 


 Öğrenci, özelliklerine uygun olduğunda, öğrenme sürecinden keyif alır. Kendini geliştirmeye gayret eder. Özellikle ilköğretim okullarında öğrencilerin öğrenmeden zevk alabilmeleri, okulda mutlu olabilmeleri biz öğretmelerin ve yöneticilerin elindedir. Bedensel ve zihinsel gelişimleri farklı olan ilköğretim öğrencileri birbirleri ile yarıştırılmaz. Onlara, ihtiyacı olan öğretim gerektiği kadar verilir. Konular basitçe, öğrencinin yaşına uygun şekilde anlatılır. Bu durum, öğrenciyi gerilimden, sınav kaygısından korur, kendilerine ve okula olan güvenlerini artırır. Telaşsız öğrenen öğrenciler, öğrenirken arkadaşlarına da öğretirler. Bildiğini paylaşan öğrenci, eşyalarını da arkadaşlarıyla paylaşmaktan çekinmez. Sorunlarına çözüm arar. Grup içinde, grupla beraber öğrenir. Kendinden küçük olanlara yardım eder. Öğretmenini örnek alır.


 


Her öğrencinin okul dışındaki yaşamı farklıdır. Verilen eğitim ve öğretim, farklı ailelerden gelen öğrencileri yarıştırmamalıdır. Biz öğretmenler kimi öğrencimizin kitap yazmasını, kimilerinin de bir cümle yazabilmesini başarı olarak kabul etmeliyiz.


 


SBS, LGS, ÖSS, KPSS sınavları insanlara öğrenmenin keyfini unutturmaktadır. Öğrenciler öğrendikleri konunun tadına varamadan yeni bir konuyu aceleyle öğrenmeye itilmektedir. Soru çözen öğrenci sayısı artıkça yapılmakta olan sınavlar zorlaştırılmaktadır. Veliler ve öğretmenler, sınav sistemini eleştirmekten çok, öğrencileri yeteri katar çalışmamakla suçlamaktadır.


Öğretmen ya da veliler, matematiği sevmediği için başarısız olan bir öğrenciye, daha fazla matematik dersi aldırıyorlar. Hafta sonları dinlenmesi gereken öğrenciler kurstan kursa koşturuluyorlar. Öğretmenler, okullara gelen kitapçılardan öğrencilere egzersiz kitapları satın aldırıyorlar. Egzersiz kitapları müfredatta olmayan, çocuklara ağır gelen konular içeriyor. Ders kitapları çalışma kitapları ve egzersiz kitaplarından verilen ödevler, gece 24’ lere kadar sürüyor. Ödevden, özel dersten, testten çocuklara oyun zamanı kalmıyor. Oysa çocuğu hayata hazırlayabilmek için oyundan daha iyi bir araç ya da yöntem yoktur. Eğitim, çocuğun oyun hayatını ortadan kaldırmamalıdır.


 


Okullarımızda verilen eğitim, öğrenci için zevksiz ve sıkıcı olduğundan televizyon ve internet onların kurtuluşu, sığınma aracı halini alıyor. Yapılan hatanın anlaşılmaması sorunları büyütüyor. Çocuklarını televizyon ve internetten kurtarmak isteyen bazı verilerin öğretmenden daha fazla ödev istemesi sorunu derinleştiriyor. Çocuklar, bu döngü içinde öğrenciliklerini de çocukluklarını da doğru dürüst yaşayamıyorlar.


 


 Aşırı, ders yükü altında öğrenciler, sınavlarda başarısız oluyorlar. Öğretmenler, öğrencilerin bireysel özelliklerini dikkate almıyor. Sınavlar, öğrencilerin iyi not alabilmelerine değil, alamamalarına dönük olarak yapılıyor. Öğretmenlerin görevi, öğrencileri zor sorularla değil, yetenekleri ölçüsünde hazırladıkları sorularla değerlendirmek olmadır. Başarının bazen de 10’a kadar sayan öğrenciye 20’e kadar saymayı öğretmek olduğu unutulmamalıdır.


 


Sınavdan 1 alan öğrenciler okullarda kurslara ve özel derslere yönlendiriliyorlar.


 


            Okullarımızda 1’le öğrenci değerlendirmekten, sürekli test ve sınav yapmaktan vazgeçilmelidir. Sosyal etkinliklere, sosyal çalışmalara, drama yoluyla eğitime, rehberlik çalışmalarına, resim, müzik, beden eğitimi gibi derslere verilen önem artırılmalıdır.


 


İlköğretim her öğrenci için zorunludur. İlköğretim, zihinsel engelli öğrencilerin eğitimini de kapsamaktadır.  Zihinsel engelli öğrencilerimiz başta olmak üzere, ilköğretim okullarında fiili olarak sınıfta kalma kalkmıştır.


 


İlköğretimin amacı, öğrenciyi, 1’le değerlendirip eğitimin dışına atmak değildir. Amaç, öğrencinin neyi, neden başaramadığını fark ederek, onu yeteneği ölçüsünde yetiştirmeye çalışmaktır. Öğrenciye kendine güven duygusu kazandırmaktır.


 


Öğretmenlerimiz, 1’le değerlendirdikleri öğrencileri yılsonu geldiğinde öğretmenler Kurulu Kararı ile üst sınıfa geçiriyor. Öğretmenlerin, öğrenciyi kendi sınırları içinde değerlendirmek yerine, 1 alan öğrencileri, sene sonunda el kaldırarak üst sınıfa geçirmeleri yanlıştır.


Aynı durum liselerimiz için de söz konusudur. Lisede görev yapan birçok öğretmen 1 notu üzerinden özel ders vermenin gayreti içine girmiştir. 1 notunu aşamayan öğrencilerimiz, liselerde sorunlu öğrenciler olarak tanınmaktadır. Sürekli zayıf alan öğrencilerin disiplin sorunu yaratması doğaldır. Sürekli düşük notla değerlendirme öğrencileri hayattan bezdirmekte, sorunlu hale getirmektedir.


 


Eğitimin her kademesinde amacımız, öğrencilerimizi okulda tutmak, topluma kazandırmak olmalıdır. Öğrenciyi okuldan uzaklaştırmakla, okuldan atmakla tehdit etmek yetersiz öğretmeliğin göstergesidir. Okulun ve öğretmenlerin asıl amacı her ne olursa olsun öğrenciyi okulda tutmak, yeteneği ölçüsünde onları eğitmek olmalıdır.


 


Liselerde sorunlu öğrenciler, rehberlik hizmetleri sunulmadan cezalandırılmamalı, disiplin işlemleriyle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Sık sık öğrencilerin ceza aldığı liselerimizde eğitim öğretim iyi gitmemektedir.


 


Birçok ilköğretim ve lisede yeterli rehber öğretmen bulunmamaktadır. Öğrenci sorunlarına profesyonel yaklaşımların olmadığı bir okulda sağlıklı eğitimden söz edilemez.


 


Öğrenci sorunlarının tek kaynağı aileler değildir. Liselerimizde sorunlu çocukların ailelerine sağlıklı anne baba tutumları konusunda eğitim verilmelidir. Bu eğitimler, konuyu bilen rehber öğretmenler tarafından yapılmalıdır.


 


Okulun tek amacı sınavlara öğrenci hazırlamak değildir. Okul eğitimi, aileleri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Okullarımızda düzenli olarak olumlu anne baba tutumları konusunda seminer verilmesinde büyük yarar vardır.


 


Her öğrenci kendi sınırları içerisinde değerlendirildiğinde 1’e ihtiyaç kalmayacaktır.


 


Milli Eğitim Bakanlığımız, öğrencilerin çok yönlü olarak ele alınmalarını, kendi sınırları içinde değerlendirilmeleri konusunu birçok kez okullarımıza bildirmiştir. İlköğretim ve lise eğitimi meslek edindirme eğitimi değildir. Kaldı ki her öğrenci hayatın bir yerinden yaşama tutunacak kadar yeteneklidir. Eğitim de amaç, çocukları yetenekleri ölçüsünde hayata hazırlamaktır.


 


Ne okul idarecileri, ne öğretmenler, hiçbir şekilde öğrencileri eğitimin dışına atamaz. Liseler dâhil olmak üzere okullarımızın görevi, öğrencileri her koşulda eğitimin içinde tutmak, her öğrenciyi seviyesine uygun şekilde yetiştirmektir.


 


Eğitimde sözü edilen Bireyselleştirilmiş Eğitim Uygulaması bu anlayışın bir sonucudur. Bu uygulamaya göre, her öğrencinin yetenekleri ölçüsünde değerlendirilmesi çağdaş eğitimin vazgeçilemez bir gereğidir. Ne var ki 1’de ısrar eden öğretmenlerimiz bu uygulamayı bilmemekte, bilmek için de çaba sarf etmemektedir.


 


Sürekli 1’le değerlendirilen çok sayıda öğrencimiz okuldan soğuma ve kopma noktasına gelmiştir.  Çocuğunu zayıf almaktan kurtaramayan veliler, yıllardır çözümü özel öğretmenlerde, dershanelerde ya da etüt merkezlerinde aramaktadır. Bu durum özellikle liselerimizde vicdanları yaralayacak boyutlara ulaşmıştır. Öğrenci ve velilerimiz sorumsuz ve kontrolsüz bir eğitim sömürüsüyle karşı karşıyadır.


 


Okullarımızda uygulanmakta olan 1’lik not sistemi, eğitim sistemimizdeki hataları artırmaktadır. Sorunun tek kaynağı Bakanlık kararları değildir. Sorun, yetersiz okul idareciliği ve öğretmen tutumlarında daha çok kendini göstermektedir.


 


Milli Eğitim Yönetmelikleri’nde öğrencilerin yetenekleri ölçüsünde değerlendirilmesi hakkında çok sayıda karar olsa da bu kararlar okullar ve öğretmenler tarafından uygulanmamakta ya da uygulanmak istenmemektedir. Tercih edilen yol, kurul kararlarıyla öğrencileri üst sınıfa geçirmek şeklindedir.


 


 İlk ve orta öğretim düzeyinde, Bodrum’da çok sayıda öğretmen 1’le öğrenci değerlendirmeyi kazanç kapısı haline getirmiştir. Kursa ya da özel derse gelenler 1 çemberini aşmakta, gelmeyenler çemberden çıkamamaktadır.


 


Bu haksızlığa daha fazla seyirci kalınmamalıdır.


 


1’de ısrar eden öğretmenlerin önemli çoğunluğu, eğitimde öğrencinin neden 1’le değerlendirilmemesi gerektiğini ya anlamamakta ya da anlamak istememektedir.


 


Notla, sınıfta bırakmakla tehdit, hala, öğrenciyi disipline etme, motivasyonu artırma aracı olarak görülebilmektedir.


 


Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, önümüzdeki dönem, 1 notunun altında ezilen, okuldan soğuyan öğrenci ve velilerimiz için acilen önlem almalıdır.


 


İlköğretimin temel mantığı ve 1 notunun anlamsızlığı hakkında öğretmenlerimiz eğitilmelidir. Bu eğitimin ilçemiz okullarında bugüne kadar yapılmamış olması büyük bir eksikliktir.


 


İlköğretim ve lisede eğitimin amacı, eleme değil, her öğrencinin yeteneği ölçüsünde değerlendirildiği bir süreç olduğu öğretmenlerimize bir kez daha anlatılmalıdır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi meslek sahibi oluncaya kadar eğitmek öğretmenlerimizin başta gelen görevidir.


 


1 olmadan olmaz diyen öğretmenlerin, eğitimin mantığı konusunda eğitilmelerinde büyük yarar vardır.


 


Bir dersten sınıfın yarısı zayıf almışsa, bu başarısızlık öğrencilere değil, öğretmenlere aittir. Bu başarısızlığın anlamı, dersin iyi işlenemediğidir; bu başarısızlık, öğretmenin iyi ders anlatacak kadar yeterli olamadığına işaret etmektedir.


 


Okullarımızda, öğrencilere verilen 1’ler, öğretmenlerin kendilerine verdiği notlardır.


 


Bu notu alan öğretmenlerle, eğimi amacına uygun şekilde yürütmek kolay görünmemektedir. Öğretmenlerin, eğitimi ne kadar yapabildiği, öğrencilerimizin okuldaki mutluluğunda ve okula olan güvenlerinde saklıdır. Öğrencilerimizi mutlu etmeden onlara bir şey öğretemeyeceğimiz açıktır.


 


Birinci dönemin bitmek üzere olduğu bu günlerde Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okul yönetimlerini uyarmalıdır. Önümüzdeki dönem için daha olumlu öğretmen tutumları konusunda öğretmenlerimiz eğitilmelidir.


 


Öğretmenlerimiz öğrencileri 0-1 gibi notlarla değerlendirmekten vazgeçmelidir.


 


Öğrenciler, okuldan atılmakla, sınıf tekrarına bırakılmakla tehdit edilmemelidir. Bu tehditler sonuç getirmediği gibi öğretmen ve idarecilerimizi zor durumda bırakmaktadır.


 


Öğrenciler, ne kadar başarısız olurlarsa olsunlar Öğretmenler Kurulu kararı ile sınıf geçtiklerini gördüklerinde notun gereğine olan güvenlerini de yitirmektedirler. Öğretmenler, öğrencilere sınıf geçmeyi lütfetmemelidir.


 


Her öğrenci, bir şeyler yapabildiği için üst sınıfa geçmelidir. Öğrencinin neyi, ne kadar yapabileceğini bulmak öğretmenin görevidir.


 


Bodrum genelinde öğretmenlerin özel ders vermeye yönelmelerinin önemli bir nedeni de hayat pahalılığıdır. Bodrum’ da hayat öğretmen için çok zordur. Bodrum’da görev yapan ve evi olmayan bir öğretmen için iki seçenek vardır: Ya buradan gidecek ya da ek iş yapacaktır. Eğer kalmayı seçerse yapabileceği en uygun iş, özel ders vermek olacaktır.


 


Özel ders vermek için, hayat pahalılığını öne süren öğretmenler, kolayca 1 verebilmekte, kendi öğrencilerine bile özel ders vermekten çekinmemektedirler.


 


Daha sağlıklı eğitim yapabilmek için Bodrum’da Öğretmenler için ekonomik tedbirler alınmalıdır. Öğretmenlere lojman sağlanmalıdır. Kira yardımının, lojman yapımının çareleri aranmalı, toplu taşım hizmetlerinde indirime gidilmeli, ekonomik iyileştirmeler için yerel ölçekte önlemler alınmalıdır.


 


Bunların yapılmaması halinde Bodrum’da 1 notu üzerinden geçimini sürdürmeye çalışan öğretmenlerin sayısı artacaktır. 


 


Gereği Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne önemle duyurulur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.