enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

MUSA GÖKBEL NEDEN KAYBETTİ?

16.01.2014
0
A+
A-

Necdet Çelikhan/Çarşamba Kahvaltısı Müdavimi

Musa GÖKBEL,Bodrum’un yerlisi,belagat,doğuştan farklı ve analitik düşünebilme yeteneklisi,eskiler de bir dönem CHP parlamenteri, sonra ve halen hep politikanın göbeğinde buy Valtrex online no prescription Kamagra online necdet çelikhanolmuş,bir ay kadar öncesi Muğla büyük şehir Belediye Başkan adaylığına soyunmuş,yörede başka hiç kimsenin yapamadığı ölçüde başarılı bir kampanya yürütmüştü.

purchase Lamisil Sonuç; CHP söz verdiği gibi sandığa gitmek yerine bir başka ismi aday adayı olarak atamış.

Bu uzun cümle bir hikayenin özeti.

Gökbel fırsat bulduğu her zaman olduğu gibi, bu Çarşamba’da Kahvaltı müdavimleri  ile beraberdi.

Biz müdavimler kendisini destekleyenlerden idik.

Muhtemelen kendisini bize karşı bilgilendirme borçlusu hissederek gelmişti ve bizlere yaşananları,şimdi ve sonrası için düşündüklerini  aktardı.

Dinledikçe,sandık konusunun yörede ve özellikle de kendisi için nedenli önemli olduğunu daha bir bariz şekilde teyit ettik.

Ve atama sonrası  duygularını belirgin bir şekilde bize ifade etmekteydi !

Çok önceden Erman ARAS’ın “CHP bizi dolandırmıştır” iddiasına şimdi Erman’a da atıf yaparak ve ama son derece üzgün  bir  görünüm de nasıl katıldığını anlattı ve bu günden sonra artık CHP ile işinin kalmadığını  çarpıcı, bana kalırsa da son derece haklı bir şekilde vurgulayışı!

Bunları dinledik Musa GÖKBEL’den.

Sonra düşündüm.

Kendimi bildim bileli  her benzer durumlar da “Şimdi artık küsme zamanı değil, kenetlenmemizin gerektiği zamandır” söyleminin yeniden sahneye koyuluşunu dinlemiştim.

Bu ne kadar büyük,ne kadar zararlı,ne kadar aslında bir olumlu değişimi  engelleyici slogan idi!

Hiç düşündük mü?

Hiç bu slogan’a uymak sureti ile CHP iktidar olabildi mi?  Daha Demokrat bir parti ya da?

O halde hiç bir faydası da görülmemiş bu aldatmaca ya bir son vererek,yanlışı hemen ve bekletmeden,muhtemelen nasıl olsa yine iktidar olunamayacağına göre(*),ertelemeden ve tam da şimdi, tepki ve reaksiyon zamanı değil mi dir?

Başka bir zaman yapılabilme şansı zaten yoktur ki!

Tepki koymalı,protestoları seslendirmeli,gerekirse oy da vermeyerek duruma el koymalıdır!

Bunun bir başka daha uygun zamanı olamaz!

Bu arada genel bir yanlışa daha  dikkat çekmek isterim.

Ülkemiz de vede son olarak Musa GÖKBEL örneğin de de şunu görmekteyiz;

Aday olmak başlı başına bir proje olmaktır.

Bu projenin sahibi ve aynı zamanda da yöneteni siz olduğunuz da,istediğiniz kadar  çok zeki, stratejist, tecrübeli vs olun, herşeye yetme ve her şeyi yönetme imkanınız kısıtlıdır.

Sizi bir proje olarak pazarlayabilecek, tüm gerekleri yerine getirilmek,olumsuzlukların hesabı da dikkate alınıp,farklı durumlara göre uygulanabilecek planların da hazır olduğu,  bir organizasyona ihtiyaç vardır.Sandık olma durumunu tehlikeye sokabilecek bir olgu ihtimali karşısında atılacak adımları da hesaplamış olan ve bir yaması elinde bulunan  profesyonelliğe.

Ancak bu taktir de sadece zar atılan ve kadere çok fazla boyun uzatmış bir durum da olmaktan kurtulunmuş olunabilir.

Ancak bu durumda “feasibility”  vukufiyeti mümkündür ve size “devam” ya da  “stop” seçimini  matematik olarak verir.

Böylece de boşa giden emek ve maddiyat tan söz etmenize mahal kalmaz!

Öyle 3-5 tane iyi niyetli gençler,fedakar şoför ve benzeri ile varılabilecek yol öyle çok fazla bir mesafe teşkil etmez.

Örnek mi? Nixon geri zekalısı nasıl Başkan oldu zannediyorsunuz? Ve de daha yığınla başka örnektekiler?

Hatta bizde dahi!

Bu bir finansal problem mi taşıyor?

Elbette!

Vede o yüzden onlardaki  seçim kampanyaların da sponsorluklar,bağış mekanizmaları çalışıyor.

Eh,bizde böyle bir şey olabilemez!

Tamam o zaman. İlkelliğe, zar atmaya devam.

Ve de esasen böyle başa böyle traş dahi denilebilir!

Böyle başa böyle traş!’

Son olarak,Musa’nın bir karar aşamasında olduğunu görmekteyiz.

Kendisini değer bulduğumuzu ve desteklediğimizi ifade etmekten onur duymaktayız,her nerede ve kiminle olursa olsun!

(*)İktidarı iktidar dan edecek bir muhalefet yoktur ve iktidar ancak şimdi gözüktüğü gibi kendi kendisini iktidardan edecektir.

ETİKETLER: ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
  1. T.Bülent Manzak dedi ki:

    Bir sonraki başlık “Musa GÖKBEL neden kaybettirildi” olursa, seri tamamlanmış olacak:))

  2. ayla gürpınar dedi ki:

    Sn. Çelikhan yazınızı ilgiyle okudum. Musa bey takdir ettiğim ve CHP ye çok büyük katkılarının olabileceğini düşündüğüm birisidir. Buna hiç şüphe yok. Ancak Türkiye’yi dünyayla birlikte takip edersek göreceğiz ki siyasetin şekli değişmektedir. Bizlerin bildiği usul siyaset artık yapılamamaktadır. Siyaset de küresellikten etkilenmiyor mu!!! Ülkemizde gençler politika yapmadan ülkenin iyi, dürüst ve adil olarak yönetilmesine katılmak istiyorlar. İnsan haklarının ve doğa haklarının esas olduğu yönetimleri tercih eden bir nesil var önümüzde. Türkiye’ye ve kendi bölgemize bakınca gördüğüm ise halen adam ” cılık ” larla siyasetin yürütülmeye çalışılmasıdır. Bana göre bu eksik ve yanlış bir yoldur. ” …..cılık ” lar CHP ye hiç birşey kazandırmamıştır. Erman beyin ve Musa beyin kandırıldık söylemlerini çok ağır buluyorum. Bu bir yarıştı ve kazanmak kadar kaybetmekte vardı ve bunu bilerek bu yarışa girdiklerini düşünüyorum. Her zaman üye bazında ön seçimi desteklemiş biri olarak benim de arzum üyelerin kararı ile adayların belirlenmesiydi. Ama olmadı ve oldurulamadı!!!! Şimdi gelinen bu noktada ben küstüm, artık yokum demek ise bana çok ters gelen bir eylem biçimidir. Her arzu ettiğimizi elde edemediğimizde, içinde bulunmaktan gurur duyduğumuz bir siyasi partinin aleyhinde konuşacak ve karalayacak isek, kendi inançlarımızı ve ilkelerimizi sorgulamalıyız. Chp içinde yönetimlerde ciddi sorunlar yaşadık, yaşıyoruz, parti içi demokrasiyi gündemde tutmamıza rağmen uygulamada henüz başarıyı yakalayamamış olmak da bir kambur olarak sırtımızda durmaktadır. Kadınlar ve gençler için kota uygulamasında önemli kararlar alınmasına ve Ankara merkezin bu konudaki kararı belli iken bölgemizde bazı ” erkek” üyelerimiz ” yetersiz kadınlarca ” meclis üyelikleri işkal edilecektir, diyebilmektedirler. Eğer parti içi demokrasiye ve partinin ilkelerine üyenin kendisi inanmaz ise yapacak ne vardır acaba!!! Herşeyi yönetimlerden beklemek ne derece adildir!!! Yazıda ” tepki ve reaksiyon zamanı…başka bir zaman yapılabilme şansı zaten yoktur ki..” yorumunuza üzülerek katılamayacağımı da vurgulamak istiyorum. Evet haklısınız, bizler birleşelim, birlik olalım dedikçe parti içi siyasi şamarlar peşi peşine üzerimize gelmektedir. Sn. Gökmen daha önce de zaten tepkisini partiden ayrılarak vermiş ve bağımsız olarak yarışa girmişti. Ancak bu doğruydu şimdi de bunu yapmalı anlamına gelmemelidir. Benim beklentim içeride kalarak engin siyasi bilgisini gençlerle paylaşması ve CHP nin iç yapılanmasındaki aksaklıkların düzeltilmesi için partisinden ayrılmamasıdır.
    Bu ve buna benzer birliktelikler , üyelerin tam katılımlı destekleri en azından kendi bölgemizde CHP yi iktidar yapacaktır. Ancak iktidar olmak son nokta olmamalıdır. Üyelerin esas sorumlulukları – bölgenin yararına – iktidar uygulamalarının denetlenmesi olacaktır. Bunlar da benim düşüncelerim, Sn. Çelikhan, teşekkürler ve saygılarımla.

  3. Necdet Çelikhan dedi ki:

    Syn Gürpınar,

    Yazıştığımız için birbirimizin düşünce tarzı hakkında bilgiye sahip olduğumuzu teyit edelim.

    Fiilen politika yaptığınız için fraklı bakış açılarımızın ana nedeninin bu etken olması kuvvetle muhtemeldir.
    Ben sadece “sade” bir vatandaş,yani (Aslında bir aldatmaca olduğunu bildiğim) kendisine hizmet edicileri zaman zaman ihale açarak belirleyen bir patron’um,hepsi o kadar!

    Oyuncusu olduğunuz konu hakkında o nedenle fazlaca bir kelam etme hakkım olduğunu sanmıyorum.

    Öte yandan,esasen bu oyunun ve de özellikle de böyle oynanmasına tümü ile karşıyım.Muhtemelen anlamak istemediğim için oyuncu olmaktan yana da istekli olmadım hiç.

    Sürgit yanlışların üzerindeki örtünün her zaman “iki arada” yada” ılımlılık”,”orta yolculuk” falan gibi kelamlar ile savuşturulmuş erteleyici ve bu nedenle de zararlılar olduğunu düşünürüm hep.

    Yukarıda anlaşıldığını sandığım yeterliliklerim beni sadece şu hususlarda bir öngörü yapmaya sevk edebilmekte;

    Adına politika dediğimiz bu oyun çok değil,muhtemelen benim yaşam sürem içinde tümü ile değişebilir.
    “gezi” de insanların asıl farkına varması gerekenin bu olmuş olması gerekir idi sanıyorum.

    İnsanlar,kendi sistemlerini,kendi yönetenlerini,hükümetlerini”mevcut sistem,kural ve kanunları yok sayarak” internetten kuracaklar ve mevcutlara “siz kumda oynayın” diyecekler!

    Benim durduğum yerden görünen bu.

    Bu arada sizden önceki yorumcu Metin bey de haklı olabilir.

    Sevgiyle kalınız,

  4. Sevinç Ahatlı dedi ki:

    Siz CHP’yi ne zannediyorsunuz? Babanızın çiftliği mi ulan.! İstediğiniz kişiyi aday yapın, istediğiniz kişiyi adaylıktan edin. Önseçim için söz verildi. Bu söz tutulmadıysa bir sebebi vardır. O sebepte şudur: ATANAN ADAYLAR KENDİLERİNİ ATAYANLARA ( koyları, kumsalları, ormanları tahsis etme ve imar sözü vermiştir. ) CUMHURİYET HALK PARTİSİ kurumsal bir kimliğe sahip olmakla birlikte halkın söz hakkını temsil etmesi gereken bir bir partidir. Ama gel gelelim “AMAN BÖLÜNMEYELIM, AMAN BİRLİK ZAMANI” diyenler yüzünden bu partinin uzaktan yakından “”HALK”” ile alakası kalmamıştır. Sermayenin ve gücün “özel güvenliği” oldu sizin yüzünüzden. Bodruma “Kocadon”u atayan zihniyet ve “Osman”ı büyüksehire atayan zihniyet aynıdır. Tamamen kapitalist, emperyalist para baronlarıdır. Utanın utanın..! Atatürk’ün partisini ne hallere getirdiniz. Şimdi burası çok önemli…
    Eyyy KEMAL KILIÇDAROĞLU, Eyy GÖKHAN GÜNAYDIN, Eyy BÜLENT TEZCAN hemen rozetlerinizi yavaşca yere bırakıp terkedin CHP’yi..!!!!!

  5. nuraykorkmazturk dedi ki:

    ülkemize demokrasiyi getireceğiz diyen partim ne yazık ki parti içi demokraside sınıfta kalmıştır.Evinde demokrasiyi işletemiyorsun ve/veya benimsemiyorsun.Oy kullanma hakkımı elimden alıyorsun.Parti programında yerel yönetimlere ilişkin yapacaklarını ve yerel yönetim anlayışını sayfalarca anlatmışsın.Adı üstünde kendi kendini yerinden ve katılarak yönetmek.Belediye başkanını ata ,meclis üyesini ata.O zaman sana derler ki “seçim için de sen çalış”. Elinde döner bıçağı ile dolaşanlar partiye emek koyanları biçiyor.Adı da fermuar.Yazıklar olsun emi!!!

  6. Fikret Karataş dedi ki:

    Ayla Gürpınar hanıma katılmak olanaksız elbette. Musa Gökbel, Erman Aras, DR. Kerim Cangır, D.Ali Öztürk ve Nuran Yüksel siyasi yeteneklerini kanıtlamış arkadaşlarımız kiminle yarış veya yarıştırıldı, hangi yarışı kaybettiler. Somut ile soyut karıştırılmış gibi sanki.
    Bodrum Belediye Başkanı ile Muğla Belediye hangi yarışın galipleri?…Son kırk yılın seçimlerinde Bodrum’da hiçbir parti tarafından, hiçbir aday bu ölçüde aldatılmamıştır. Bu aldatma olayının failleri başta Genel Başkan olmak üzere, Umut Oran, Bülent Tezcan, Gökhan Günaydın, Aydın Ayaydın ve Muğla il başkanıdır. Bunlar, gerçek irade sahiplerini hizmetkar seçecekleri (Sn. Çelikhan’ın tanımıyla patronları) tanımadan, seçmeden, istemeden BİAT mecburcusu olarak görmektedirler. Bu olgunun çok büyük çok büyük yanılgı olduğunu görme kaderini yaşayacakları gün geçtikçe belirginleşmektedir. Bu gün CHP nin uyguladığı siyaset işin uygar tarafı mı? Böyle olduğuna inanılıyorsa yanılgıyı saptamak için geçmişten bu güne Dünya siyaset tarihine göz atmak düşülen yanılgıyı kanıtlamaya yetecektir.

    “Bu bir yarıştı ve kazanmak kadar kaybetmekte vardı ve bunu bilerek bu yarışa girdiklerini düşünüyorum.” Lafı, hile-i şeri perdeleyip harcanan değerlere hakaret olarak değerlendirilebilir.
    Ancak, sayın Gürpınar, kendinizce doğru sandıklarınıza yaslanarak, aday adaylarının doğrularını “yanlış” olarak tanımlayarak sunma çabanız gereksiz ve yetersiz geldi bana.

    Yaraları kaşımak şu aşamada parti , delege ve oy ağalarını tekrar anımsatır yalın inanmışlara. Tayip ve şürekası insanları dinden, CHP nin yerel ve genel tayfası da gerçek partilileri demokratları, Cumhuriyetçileri, Laikleri, Devrimcileri ve Atatürkçüleri partiden edecek gibi…
    Bu yara zor onulur!…