enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Katilleri Koruyanlar ve Alkışlayanlar Var

Katilleri Koruyanlar ve Alkışlayanlar Var
01.02.2014
0
A+
A-

Gazeteci Yazar Abdi İpekçi 1 şubat 1979 günü faillerinin belli olmasına karşın hala faili meçhul olarak değerlendirilen bir suikast ile öldürülmüştü. 35.ölüm yıldönümünde gazeteciler ve ailesi mezarı başında Abdi İpekçi’yi andı.

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem 1 Şubat 2014

1 Şubat 79’da Genel Yayın Yönetmeni olduğu Milliyet Gazetesinden çıkıp evine geldiği sırada çapraz ateş ile hunharca katledilen Abdi İpekçi’nin ölümü ile Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştı. 12 Eylül darbesinin ilk sinyali gazeteci Abdi İpekçi’nin öldürülmesi ile verilmişti. 35 yıl öncesinde faili meçhul hale getirilmek istenen bu suikast hala faili meçhul olarak gösterilmek isteniyor.

Mezarı başında yapılan anma töreninde konuşan Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, babasının öldürülmesiyle ilgili, “Asıl o cellatları yönlendiren, görevlendirenler var. Destekçileri, alkışçıları, koruyan ve kollayanları var, örgütleri var” ifadesini kullandı.

Uğranılan haksızlık ve adaletsizlikler bakımından herkesin eşit olduğunu belirten İpekçi, “Bu tür suçların zamanla aşınamayacağını şimdiye kadar hiç kimseye anlatamadık, bir sonuca varamadık. Dosyaların ortadan kaldırılmasına, o katledilen canların yok hükmünde sayılmasına karşı çoklu suç duyurularında bulunamadık” Propranolol best prices diye konuştu.

“İpekçi, Türk basını için abide bir isimdir”

Gazeteci Fikret Bila, İpekçi’yi büyük özlem, saygı ve rahmetle andıklarını belirterek, “Abdi İpekçi sadece Milliyet gazetesi için değil, Türk basını için abide bir isimdir” order methotrexate dedi.

Abdi İpekçi (9 Ağustos 1929 – 1 Şubat 1979), gazeteci, yazar… Cheap Lamisil
İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres Gazetesi gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan’ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürü (1954), bir süre sonra da genel yayın müdürü oldu.
1961 senesinden öldürüldüğü 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Yazılarında Atatürkçülüğü, barışı, düşünce özgürlüğünü, ülkenin bağımsızlık ve bütünlüğünü savundu.
Suikast ve ölümü
1970’li yıllardaki anarşi ve terörün önlenmesi için iktidarla muhalefet liderleri arasında da yapıcı bir diyalog kurulmasından yana olan, devlet yönetiminde partizanlığın ve duygusallığın yerini akılcı, çağdaş, ılımlı bir uygulamanın almasını isteyen İpekçi, 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka’daki evinin yakınlarında arabasında iken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Mehmet Ali Ağca’nın verdiği ifade de Abdi İpekçi’ye 5 – 6 el ateş ettiğini söylemiştir. Fakat olay yerinde 9 mermi ele geçirilmiştir. Bu da bir ikinci kişinin olduğunu göstermiştir. O da Oral Çelik’tir. Oral Çelik ve Mehmet Şener suikastı beraber planlamış Mehmet Ali Ağca da tetikçi olarak sonradan aralarına katılmıştır.
Mehmet Ali Ağca, İpekçi suikastinden idamla yargılanırken 1979 yılında ülkenin en iyi korunan askeri cezaevlerinden biri olan Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı.
Abdullah Çatlı, Bedrettin Cömert suikastinden aranırken 1978 Ağustos’unda Sakarya’da yakalandı. 48 saat sonra serbest bırakıldı. Uğur Mumcu’nun İpekçi cinayetinin kilit ismi dediği Çatlı 1982 Şubat’ında bu kez “MHP” davasıyla aranırken, Zürih’te Mehmet Şener ile birlikte sahte pasaportla yakalandı ve yine 48 saat sonra salıverildi.
Uğur Mumcu; “Şener iade edilirse İpekçi cinayeti aydınlatılır, yitirilen her saniye önemli.” Diye yazdı. Ama değil saniye, aylar geçti Şener yargılandı ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.
Oral Çelik 1982 yılında İsviçre’de yakalandı. 10 gün sonra serbest bırakıldı. Türkiye’ye döndükten sonra Malatya’da süren bir cinayet davasında dosyada bir evrakın kaybolması üzerine tahliyesine karar verildi.
Ağca’nın, İpekçi cinayetinde tetik çektiğini söylediği Yalçın Özbey ise 1983 yılında Almanya’da işlettiği lokalde gözaltına alındı ve 2 ay sonra salıverildi.
Mehmet Ali Ağca’nın açıklaması
“Yavuz (Çaylan), İpekçi’nin arabasının geldiğini bana bildirdi ve ben kaçmadan arabaya gidip çalıştırmasını söyledim. İpekçi’nin arabası köşede yavaşladığı zaman koştum ve 4 veya 5 el ateş ettim. Tekrar koşarak arabamıza geldim. Yavuz çalışır vaziyette ön tarafta oturduk son süratle kaçtık.”

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.