Başarı için ne kadar ‘Tutum’, ne kadar ‘Bilgi’/ Dr.Metin Aycıl Bodrum Gündem yazıları…

Dr. Metin Aycıl
Dr. Metin Aycıl
  • 07.01.2020
  • 444 kez okundu

Başarının içeriğindeki en önemli, biricik malzeme; insanlarla nasıl geçineceğini iyi bilmektir.

Theodore “Teddy” ROOSVELT

 ABD 26. Başkanı (1842 – 1910)

Stanford Üniversitesi bir araştırma yapmış. İlk olarak, akademisyen titizliği ile Stanford Üniversitesi’nin sitesinden, bu araştırmanın kaynağına ulaşmak istedim. Baktım ki iş uzayacak, alıntıyı yapan John C. Maxwell’in güvenilir bir isim olması nedeniyle, onu kaynak göstermeye karar verdim. Evet, söz konusu araştırmaya John C. Maxwell, “Tutumlar” isimli kitabında yer veriyor (S. 28, Arıtan yayınevi, Aralık 2010 İstanbul).

Üniversite tarafından yapılan çalışmanı sonucunda; başarıda bilginin payının yüzde 12,5, insanlarla doğru ilişkiler kurabilme yeteneğinin payının ise yüzde 87,5 olduğu ortaya çıkmış.  ABD’li efsanevî sanayici John D. Rockefeller de Teddy Roosvelt gibi, söz konusu araştırmadan yıllar önce şu ifadeleri kullanıyor:

İnsanlarla iyi iletişim kurabilme yeteneğini kazanabilmeyi, diğer her türlü yeteneğe tercih ederim

Kendisinin de bu özelliğe sahip olduğunu söylersek pek de yanılmış olmayız herhalde. Küçük bir köy kilisesinde ayin eşyası muhafızıyken, bir ticarî işletmeye muhasebeci olarak girmiş ve sonra komisyonculuk (simsarlık) şirketine ortak olmuştur. Rockefeller, petrol endüstrisinin vadettiği geleceği ilk sezenlerden biridir. Bu iki kısa cümle, aslında çok şey anlatıyor.

Bundan önceki yazıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, kanaatimce tutumlarımızı belirleyen üç temel olgu bulunuyor:

  • Doğuştan getirdiklerimiz
  • Ailemizin etkileri
  • Yaşarken öğrendiklerimiz

Doğuştan getirdiklerimize kendimden örnek verebilirim. Her zaman söylediğim gibi, ben iflah olmaz ve iknâ edilemez bir iyimserim; bunun yaratılış özelliğim olduğuna inanıyorum ve çok da mutluyum. Yine geçen yazımda belirttiğim gibi, tutumlarımızı değiştirebiliriz ya da geliştirebiliriz. Ben de bu doğrultuda, ifade ettiğim tutumumda, tecrübelerim ışığında bir değişiklik yapmaya çalıştım: Geçmişte, bardağın daima dolu tarafını görürdüm. Şimdi ise bardağın bütününü; yani hem dolu hem de boş tarafını görüyorum. Ancak, bardağın dolu tarafına odaklanıyorum. Zig Ziglar’in şu ifadesine tüm kalbimle katılmış ve sahiplenmişimdir:

bardağın dolu tarafını görenlerin bardakları, hayatları boyunca dolmaya devam eder; boş tarafını görenlerin ise boşalmaya devam eder.

Tutumlarımızın doğuştan getirdiğimiz payı, başarıyı tek başına garanti etmiyor belki; ancak benim sahip olduğum pay, düştüğümüz zaman kalkabilmeyi, hayata yeniden başlayabilmeyi ve ‘başarı’ denen şeyi yeniden tanımlayabilmeyi garanti ediyor. Bu nedenle böyle bir tutuma sahip olabilmenin, çok değerli olduğuna inanıyorum.

Ailemizin –olumlu ya da olumsuz- tutumlarımızı oluşturmaktaki etkisi çok güçlüdür. Bunu hepimiz, geriye baktığımızda kolaylıkla görebiliriz. Sürekli olumsuz tutumlara sahip ve her şeye tepki gösteren bir aile ortamında yetişen bir çocuk ile yukarıda sözünü ettiğim, bardağın dolu tarafını gören, olumlu ve itidal sahibi bir ortamda yetişen çocuğun tutumları, başlangıçta çok farklı olacaktır.

Olumsuz tutumlara sahip aile ortamlarına baktığımızda, burada başarı öyküsü olan, istikrarlı bireylere rastlamanın da güç olduğunu görürüz. Bu da kendi içinde tutarlı bir görünümdür. Böyle bir ortamda yetişen çocuk hayatında bunun etkilerini yaşarken mutlaka görecektir. “Yaşarken görmek”: İşte er meydanı. Bu tutumlara sahip olduğumuz için canımız yanacaktır. Eğer olumsuz tutumlarda kararlı bir şekilde kalmaya devam edersek, tüm olumsuzlukları kendi dışımızda arayacağız; insanlara kızacağız, şans ve kader diyeceğiz. Ancak bunlar bizim hayatımızı olumlu yönde değiştirmeyecek. Araştırmada gördüğümüz gibi, bilgimizin bize yardımı çok az olacaktır.

Eğer doğuştan olumlu bir kişiysek ve bardağın dolu tarafına odaklanıyorsak, canımız yandığında dönüp kendimize bakacağız ve hayatın bize ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışarak, tutumumuzu değiştirebileceğiz. Bu işte ise bize kimse yardım edemez, tek başımızayızdır.

Sonuç olarak; olumlu ve itidalli bir ortamda hayata başlayan birey, bunun tam tersi koşullarda hayata başlayana göre avantajlıdır. Hayatı gözlemlediğimizde, bunların örneklerini görebiliriz. Olumsuz tutumlar değiştirebildiğine göre, başarı hikâyesi yazmak mümkündür; maça mağlûp başlansa bile. Mağlûp durumdayken, uzatmalarda maçlar kazanılmıyor mu? Uzun mesafeler kapatılıp ip göğüslenmiyor mu? Büyük puan farkları kapatılıp şampiyon olunmuyor mu?

Mücadele büyük, zafer ise muhteşemdir. Bunun anlamı; gurur, hürriyet ve mutluluktur.

Buddha

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Fevziye AKÖZ dedi ki:

    Metin Hocanın iyimser tutumunun ve olaylara olumlu yaklaşımınin etrafındakileri nasil etkilediğinin tanıklarından biri olmaktan çok memnunum. Iyimser tutum ile iletişim kurmanın ne kadar onemli olduğunu anlatan bu yazı da kendisini anlatıyor bence.

  2. Metin Aycıl dedi ki:

    Çok teşekkür ederim Fevziye Hocam.

YORUM YAZ