Dr.Metin Aycıl Yazıları/YİNE KADIN ÜZERİNE…

Dr. Metin Aycıl
Dr. Metin Aycıl
  • 22.05.2018
  • 971 kez okundu

Mart ayı “Dünya Kadınlar Günü” ile başlıyor âdeta; ay boyunca da bu konuda konuşuluyor ve yazılıyor. Düşünüyorum da aslında bu konu erkeklerin hayatları boyunca devam eden bir süreç.

Bodrum Gündem Dergisi’nin Mart sayısı ‘Kadın’ konulu idi ve o sayı için yirmili yaşlardaki notlarımı paylaşmıştım. https://www.bodrumgundem.com/2018/04/26/metin-aycil-bg-dergi-yazilari-kadinin-bagimsizligi-2 Bu yazımda ise, evliliğinin otuzuncu yılına adım atmış biri olarak, gözlemlerimi ve deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Yirmili yaşlarımdaki yazdıklarımın hâlâ arkasında olduğumu da bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Burada paylaştıklarım herhalde herkesin malumu; dolayısı ile benim söylediklerim, farklı sözlerle malumun ilanı olacak belki de.

Kadınlar erkeklerden daha zeki ve geleceği daha boyutlu öngörebiliyorlar. Zamanla şunu gördüm ki; Karım bir şey söylüyorsa, o söz satranç oyununun son hamlesidir. Bununla ne demek istediğimi, yaşadığım bir örnekle anlatmaya çalışayım:

Karım bir gün önemli bir konuda girişimde bulunmamız için somut bir öneri getirmişti. Konu önemli olduğu için ben fikir beyan etmek konusunda tam hazır değildim; bu konuda o güne kadar sistemli ve planlı bir şekilde düşünmemiştim de. Kendisine o gün için olumlu ya da olumsuz bir cevap veremedim. Ben hazır olana kadar ise zaman geçti, konu cazibesini yitirdi ve biz de bu işten zararlı çıktık. O günden sonra Karım ne derse peşinen “evet” diyorum ve sonra anlamaya çalışıyorum. Biliyorum ki, bizim iyiliğimiz için bir şeyler söylüyor.

Söylediği sözün şu aşamalardan geçtiğini anladım: Düşünceler, satrancın taşları gibi satranç tahtasına yerleştiriliyor. Hamleler yapılıyor ve son hamle yapılarak oyun tamamlanıyor. Bana söylenen de, şahın mat olduğu o son hamle.

Düşündüm: Benim Karıma doğru cevap verebilmem için taşları satranç tahtasına dizmem gerekir ki, onu yapabilirim; ancak onun yaptığı hamleleri, o kadar kısa sürede ve onun kadar başarılı yapabilmem söz konusu olamaz. Bunda Karımın özel olarak çok zeki olmasının payı mutlaka vardır.

Sürtüşmelerimizi ve tartışmalarımızı düşündüm geriye bakıp. Karım kendisini ifade edemediğini zannederek üzülüyordu; oysa bu doğru değildi. Karım kendisini ifade ediyordu; ancak ben onu tam anlamıyordum. Tabii bunlar daha erken yılların konusuydu.

Netice olarak Karımın söylediklerini her zaman çok önemsiyorum; zira söyledikleri her zaman doğru çıkıyor. Bu konudaki düşüncelerimi de çevremde paylaşıyorum. Özellikle, öğrencilerimin çoğunluğunun evli olduğu Yüksek Lisans sınıflarımda bu konuya daha geniş yer veriyorum. Erkek öğrencilerime şunları sıklıkla söylüyorum:

Karınıza karşı ‘Kazak Erkek’ rolü takınmayın! Söylediğinizin olduğunu zannedersiniz; ancak Karınızın dediği oluyordur, fark etmezsiniz. Kendinizi bu zavallı duruma düşürmeyin! Karınıza kulak verin hayatın ne kadar kolay ve güzel olduğunu keşfedeceksiniz.

Tahminen bundan on yıl kadar önce, İstanbul’da bir Yüksek Lisans sınıfımda subay öğrencilerim vardı. Ben yine yukarıdaki konuşmamı yaptım. Ertesi hafta subay öğrencilerimden biri erken gelmiş beni bekliyordu. Bana şunları anlattı:

Hocam bir haftadır söylediklerinizi yapıyorum, acayip rahat ve huzurluyum.

Paylaşmak istediğim bir diğer anım ise KOSGEB Girişimcilik eğitimleri verdiğim sınıflardan birindeki öğrencim ile ilgili. Ders sonrası birlikte vapur ile Eminönü’nden Üsküdar’a geçiyorduk. Sohbete başladık. Muşlu olduğunu, zor bir hayat geçirdiğini anlattı. Akrabalarıyla yaptığı ortak bir işte iflas ettiğini ve yeni bir işe başlamadan önce bu eğitimi almak istediğini söyledi.

Karısını şikâyet etmeye başladı bir ara. “Neden şikâyet ediyorsun Karından?” diye sordum. “Çok konuşuyor, sürekli şikâyet ediyor Hocam. Oysa ben Taksim’de parkta bile yattım” dedi. Ben de kendisine; “Sen parkta yatarken, Karın akşam çayını Hilton’da mı alıyordu?” diye sordum. Durakladı ve acı bir tebessüm belirdi yüzünde. “Hayır Hocam, ailece çektik sıkıntılarımızı” dedi. “Karın neye kızıyordu?” diye sordum. “Yine o akrabalarınla iş yapmaya kalkıyorsun, sonumuz yine aynı olacak” diyormuş. Ben de Einstein’ın bir söylemini yüksek sesle dillendirdim:

Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek budalalıktır.”

Çok hoşuna gitmişti. Şunu söyledim sonuç olarak: “Einstein söyleyince hoşuna gidiyor da Karın söyleyince neden kızıyorsun?” Üsküdar’da vedalaşırken söylediği şu oldu: “Hocam bundan sonra hayatı Karımla daha çok paylaşacağım.” Dilerim öyle olmuştur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Fevziyeakoz dedi ki:

    Metin Hocam
    Kadınlar ile ilgili görüşleriniz için kadınlar adına teşekkür ederim. Erkeklerin okuması gereken bir yazı. Umarım okurlar ve üzerine biraz düşünürler…

  2. Metin Aycıl dedi ki:

    Fevziye Hocam,
    Çok teşekkür ederim. Biliyorsunuz ben iknâ edilemez ve iflah olmaz iyimserimdir; ancak Kadın konulu bir önceki yazım diğer yazılarımdan çok daha az okundu. Dilerim bu yazımla daha çok okura ulaşabilirim.

YORUM YAZ