enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Zamanlama Becerisi

Zamanlama Becerisi

Emin Varol Bodrum Gündem Ankara yazıları….

İngilizce’de “timing“ kelimesi dilimize, “zamanlama” olarak tercüme edilmiştir. Bir konuda en iyi sonucu almak istiyorsanız, zamanı iyi planlamanız gerekir. Zamanlama hataları bazen, sizi açıkta da bırakabilir.

Geçtiğimiz hafta, korkunç bir şekilde öldürülen 27 yaşındaki Pınar Gültekin davasına odaklandık. Bu dava, Muğla sınırını aşarak Türkiye gündemine yerleşti. İlk duruşması da 4 Ocak’ta yapıldı.

Duruşma öncesi Baba Sıddık Gültekin’in bir iddiası, davaya siyasetin bulaşmasına, İstanbul üzerinden Ankara’daki Parti Genel Merkezlerine kadar uzanmasına neden oldu.

Baba Gültekin “bir zamanlama hatası” yaparak, , cinayetten 5,5 ay sonra CHP’nin Muğla’daki 4 milletvekilinden birisini suçladı. Gültekin, ismini vermediği CHP’li milletvekilinin “Cinayetten bir gün sonra kendisini aradığını ve ‘davadan vazgeç’ dediğini” iddia etti.

Muğla-İstanbul-Ankara şeytan üçgeni…

Pınar Gültekin cinayeti, 17 Temmuz 2020 tarihinde işlendi. Baba Gültekin’e göre CHP’li milletvekili bir gün sonra kendisini aradı. Ancak “davadan vazgeç” iddiası, aradan  5 ay 10 gün geçtikten sonra, 27 Aralık 2020 tarihinde,  “Türkiye Gündemi” oldu.

Peki, baba Gültekin niye yaklaşık altı ay beklemişti?

Veya CHP’yi de kurumsal olarak zan altında bırakan bu iddia, neden aylar sonra Türkiye gündemine, “servis” edilmişti?

Zamanlama becerisi...

Aralık ayında CHP,  AK Parti’nin saldırısı altındaydı. İktidar Partisi, CHP’yi yıpratmak için en ufak fırsatı değerlendiriyordu.

CHP’de “taciz” iddialarını sorguluyor, CHP’li eski ve yeni Mersin Milletvekilleri, Fikri Sağlar’ın “türbanlı hakimler”, Ali Mahir Başarır’ın, anında düzeltmesine rağmen, “ordu satıldı…” sözlerini zirveye taşıyor, İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’na “terörist” yakıştırmasıyla, sağlı sollu, CHP’ye vuruyordu.

Hedef CHP’miydi?

Böyle bir ortamda;

– Muğla Milletvekili üzerinden, CHP’ye yeni bir saldırı başlatmak için Pınar Gültekin cinayetini kullanabilir miydi?

-AK Partili sözcüler, Fahrettin Altun, Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş, Mahir Ünal ve Bülent Turan gibi isimler harekete geçirilerek, yapacakları açıklamalarla CHP yıpratılabilir miydi?

Bu soruların cevabı için, Baba Sıddık Gültekin’in iddiasının, yol haritasına bakmak lazım.

Zamanlama devrede..

Bu iddia, önce, Muğla’dan-İstanbul’a, oradan da Ankara ve Partilerin Genel Merkezlerine, Türkiye gündemine nasıl taşındı?

Baba Gültekin, Avukat, Gazeteci ve CHP’lilerin açıklamalarına göre;

“ Baba Sıddık Gültekin, İstanbul’dan anlaştığı bir avukata,  “CHP’li bir milletvekilinin, cinayetten bir gün sonra kendisini aradığını ve ‘davadan vazgeç’ dediğini” anlatıyor.

Avukat, 5,5 ay sonra ortaya çıkan bu iddiayı, Muğla’dan alarak, İstanbul’a dönüyor. Ve, yine İstanbul’da yaşayan bir gazeteciye aktarıyor.  

Gazeteci de , bu korkunç iddiayı ve CHP’li  milletvekilinin kim olduğunu sorgulayan bir yazı yazıyor.” 

Yol haritası böyle..

Köşe yazarı, Türkiye gündemini değiştiren bu yazıyı, 27 Aralık 2020 tarihinde kaleme alıyor. Böylece, 17 Temmuz’da meydana gelen Pınar Gültekin cinayetinden tam 5 ay 10 gün sonra, Ankara’ya taşınmış oluyordu.

CHP’nin zamanlaması…

İktidar Partisi’nin yakın takibinde olan CHP, AK Parti’ye yeni bir koz vermemek acil olarak toplandı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, grup başkanvekillerine, “gereğini yapın” talimatı verdi. Grup başkanvekilleri, CHP’nin 4 Muğla Milletvekiline video konferansla ulaştı ve “ o milletvekili kim ?” diye sordu.

3 Milletvekili “ben değilim” dedi.

Süleyman Gergin ise, “Evet, ben konuştum. Cinayetten bir gün sonra Baba Gültekin’i aradım ve baş sağlığı diledim. Ancak, ‘davadan vazgeç’ demedim. Zaten 1 dakika 26 saniye konuştuk. HTS kayıtlarını isteyeceğim” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Süleyman Girgin’i aradı. Girgin, grup başkanvekillerine anlattıklarını, genel başkana da tekrarladı.

CHP lideri milletvekiline inanmıştı.

Süleyman Girgin, tartışmaların önünü kesmek için kamu oyuna, “Baba Sıddık Gültekin ispat etsin, partiden de milletvekilliğinden de istifa edeceğim.” dyerek saldırıya geçti.

AK Parti sessiz, iki milletvekili hariç…

CHP’de bunlar yaşanırken, AK Parti Genel Merkezi’nin sessizliği dikkati çekiyordu.

İktidar Partisi’nin eline büyük bir koz geçmişti. Ancak, AK Parti’nin sözcüleri, Altun, Çelik, Turan, Kurtulmuş ve Ünal’dan hiç bir açıklama gelmiyordu. Genel Merkez, herhalde CHP’yi suçlayacak somut verilere ulaşamamıştı.

Belki de CHP’nin elini çabuk tutarak, soruşturma başlatması onlara geri adım attırmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun, “Doğruysa partiden atarım”, Süleyman Girgin’in ise “İspat edin, hem partiden, hem de milletvekilliğinden istifa ederim “ açıklamaları etkili olmuştu…

AK Parti Muğla Milletvekilleri hariç, AK Parti, Muğla teşkilatı da olaya tepki göstermemişti.

AK Parti Milletvekillerinin zamanlama hatası…

Yazının başında da zamanlamanın öneminden söz etmiştim. Aceleye getirirseniz, zamanlamayı iyi yapmazsanız açığa düşer, yalnız kalırsınız.

AK Parti Genel Merkezi’nin, CHP ile ilgili iddialar karşısında, “temkinli-itidalli” hareket etmesine rağmen, AK Parti Muğla Milletvekilleri Yavuz Demir ve Yelda Erol Gökcan’ın, yazının yayınlandığı gün acele ile açıklamaları, ilgimi çekti.

İki Milletvekilinin acele ile yaptıkları açıklamaları, bana da geldi. Henüz iddianın başındaydık, CHP’li vekilin ismi bile belirlenmemişti.

Açıklamaları okuyunca,  “zamanlama hatası mı yapıyorlar?” diye düşündüm.

Partileri ayrı olsa da, Muğla’dan seçilen (4 CHP, 2 AK Parti, Bir İyi Parti) 7 milletvekilinin, Meclis’te her an yüz yüze bakıyor olmaları, ayrıca zaman zaman yemeklerde bir araya gelerek Muğla’nın sorunlarını tartıştıklarını biliyorum.

Bu ne aceleydi?

Baba Gültekin’in “Davadan vazgeç” iddiasının Türkiye gündemine düştüğü gün, ilk olarak AK Parti Muğla Milletvekili Mehmet Yavuz Demir’in açıklaması geldi.

Mehmet Yavuz Demir açıklamasında, “Geçtiğimiz temmuz ayında vahşi bir cinayete kurban giden Pınar Gültekin kızımızın ailesinin ortaya attığı son derece önemli iddiayı büyük bir üzüntüyle öğrendik. Doğru olmadığına inanmak istediğimiz bu iddiayla ilgili ailenin ve avukatların söylemlerini dikkatle takip ediyoruz.”  diyordu.

Yelda Erol Gökcan da açıklamasında CHP’yi suçluyor ve şunları söylüyordu:

Cinayetin sevginin, saygının, hoşgörünün ve insani değerlerin yüksek olduğu güzel Muğla’mızda yaşanması ve CHP Muğla Milletvekilinin adının olaya karışması Muğlalı olarak bizleri ikinci kez üzmüştür.

Son günlerde CHP’de, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Partisi’ne yakışmayan olaylar yaşanmaktadır.

ATATÜRK sağ olsa “Bu Parti benim kurduğum Parti mi” diye düşünür ve kemikleri sızlardı.

Eğer iddialar doğru ise bir Milletvekilinin bu tür işlere bulaşması vahim bir durumdur ve asla kabul edilemez. CHP’de adını anmaktan hicap duyduğum skandallara bir de bu iddianın eklenmesi, CHP’nin içinde bulunduğu acziyeti göstermektedir. “

Pınar Gültekin cinayeti davasında ilk duruşma, 4 Ocak’ta yapıldı. Baba Sıddık Gültekin, daha önce gazete ve televizyonlara konuştuğu için, duruşma günü  yeni bir açıklama yapmadı…

Ancak, baba Gültekin mahkemelik olmaktan da kurtulamadı.

Çünkü, “O milletvekili benim” diyerek ortaya çıkan, CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, iddia sahibi Baba Gültekin hakkında suç duyurusunda bulundu. Ve kendisi üzerinden CHP’nin kurumsal kimliğinin hedef alındığı iddiayı, ispat etmesini istedi.

Sonuçta, Pınar Gültekin cinayeti üzerinden, Muğla-İstanbul-Ankara üçgeninde oluşturulmak istenen, CHP’yi yıpratma algısı, buzdolabına kaldırıldı.

Bu olay, bir kez daha zamanı iyi planlamanın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyordu.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.