enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yiğit Mi Yiğit, Bir Yönetici – Muhsin Durucan Bodrum Gündem yazıları

Yiğit Mi Yiğit, Bir Yönetici – Muhsin Durucan Bodrum Gündem yazıları

“Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim, göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi.”

Yunus Emre

*

İşte bir gencin ölümü ancak bu kadar sade, içli ve etkili anlatılabilir. Genç kişi, bir gök ekindir. Ölüm, onu biçer! Biraz önce, göğe doğru dimdik duran başak, şimdi yere düşmüş, ayaklar altında eziliyor, durumunu arz etmektedir.

Dostum, arkadaşım, eğitimci yazar Hüseyin Erkan alıntı bir metin gönderdi. Birkaç kez içselleştirerek okudum. “Tüylerim diken diken oldu. ” Derler ya, bende de öylesi oldu! Bir alışkanlığa dönüş yaparak aşağıdaki özgün metni okurlarımla paylaşmak istedim.

***

“Mersin’e dair tarihi bir hikâye anlatayım…1900’lü yılların başı… Yer Mersin, 1860’lı yıllarda başlayan Amerikan iç savaşı sonrası Çukurova’da pamuk üretimi başlar ve Mersin Çukurova’nın ihracat ve ticaret merkezi haline gelir. Şehirde 12 konsolosluk ile çok sayıda yabancı acente ve temsilcilikler vardır. Birçok yabancı işadamı yaşamakta ve ticaret yapmaktadır. Yoksul ailelerin çocukları ise hamallık yaparak, yoğurt pazarından (Bugün hala Yoğurt Pazarı olarak mevcuttur.) ya da limandan alışveriş yapanların yüklerini taşıyarak ailelerine katkıda bulunmaktadır. 12 yaşındaki Memet de bunlardan biridir.

Mersin’de yaşayan İngiliz Lord Thompson, bir gün yurt dışından gelen eşyalarını taşıtmak için Memet’i çağırır. Memet, eşyalar çok ağır olduğu için ilk anda kaldıramaz. Fakat çevresindekilerin yardımıyla yük Memet’in sırtına yüklenir. Lord’un malikânesinin taş avlusuna taşır yükü. Ve parasını ister. Fakat lord ödemez parayı. Memet ısrar edince elindeki topuzlu bastonla Memet’in kafasına vurur ve Memet oracıkta ölür!
O sırada Mersin’in başında yönetici olarak mutasarrıf Nazım Paşa bulunmaktadır. (Mutasarrıf, Vali ile aynı yetkilere sahip idarecidir ) Nazım Paşa olayı duyunca derhal lordu makamına çağırır. Lord suçunu inkâr etmez. Osmanlı kanunlarına göre cezası ölümdür, fakat lord İngiliz olmasına güvenir ve kapitülasyonlar uyarınca kendisine yargılama yapılamayacağını söylemektedir. Fakat Nazım Paşa lordu derhal tutuklatıp, mahkemeye gönderir. Olay İngiliz konsolosluğu aracılığıyla, Mersin açıklarında bekleyen İngiliz savaş gemisine ve İstanbul’a akseder.
İngiliz savaş gemisinin komutanı, lord serbest bırakılmazsa, Mersin’i bombalayacağını söyler. Nazım Paşa bunun üzerine şehirdeki yabancıların, Mersin dışına çıkışını yasaklar. Lordu hızla mahkemeye çıkarıp, idam kararı verir ve bugünkü Yoğurt Pazarı meydanında darağacı kurdurup asar!

Ayrıca savaş gemisinin şehri bombalaması halinde tüm İngilizleri asacağını söyler. Böylece şehir bombalanmaktan kurtulur. Konu padişah 2. Abdülhamit’e aksettiğinde artık çok geçtir, lord asılmıştır! Zaten Nazım Paşa birkaç yıl öncesinde de Avusturya başkonsolosunu kovmuştur!

Yani vukuatlıdır… Abdülhamit’e İngilizler tarafından, Nazım Paşa’nın cezalandırılması yönünde büyük baskı vardır. Abdülhamit bunun üzerine, Nazım Paşa’yı bir liman ve ticaret kenti olarak dış dünyaya açık olan Mersin mutasarrıflığından alır ve Kayseri mutasarrıflığına atar.

İşte 12 yaşındaki bir çocuk için, gözünü kırpmadan İngiliz lordunu asan, şehrin bombalanması tehditlerine dik durarak gerekli cevabı veren o Nazım Paşa, Nazım Hikmet’in dedesidir.”

***

İster deli desinler, ister kararlı desinler, ister dik duruşlu desinler ve isterse yiğit bir yönetici desinler… Sonuçta bu metin, onurlu bir devlet adamlığına örnek değil mi? Demek ki yiğitlik genlerde var, düşüncesindeyim.

İngiliz Lordu idam eden Adana Valisi Nazım Paşa, yerin aydınlık olsun, huzur İçinde Uyu!

*

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.