enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı

2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kalkmasına tepki gösterdi. Nazlıaka; “Sözleşme yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014’den bu yana uygulansaydı, bugün en az 2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı.” dedi.

Bodrum Gündem Haber

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yaptığı açıklama şu şekilde;

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gece yarısı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’ni tek taraflı fesih ettiğini duyurduğu hukuksuz kararın üzerinden, tam 103 gün geçti.

103 günde basına en az 83 kadın cinayeti yansıdı.

Aksaray’da yaşayan Yemen Akoda evli olduğu Eşref Akoda tarafından öldürüldü. Kızı; “50 kere şikâyet ettik, 50 kere, hepinizin Allah belasını versin” diyerek isyan etti.

30 yaşındaki İlknur Çavuş, evli olduğu Erdal Çavuş tarafından göğsünden vurularak öldürüldü.

Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşayan 43 yaşındaki Sadriye Şen, evli olduğu Recep Şen tarafından ruhsatsız silahla vurularak öldürüldü.

Nermin U. dört yıl önce boşandığı Mahir A.’ye yönelik “beni öldürecek” diyerek koruma kararı istediği karakoldan dönerken, sokakta aynı erkek tarafından öldürüldü.

Emine Karakaş, Halime Uyar, Arzu Rahman Güney, Şebnem Köker, Medine Seyis, Hacer Başkaya, Kamile Yavuz, Fatma Öz, Sibel Kaman ve daha nice kız kardeşimiz, eşleri, sevgilileri, babaları ya da birlikte olmayı kabul etmedikleri erkekler tarafından öldürüldü.

Yüzlerce kadın şiddete uğradı. Kayseri’de evli olduğu A.Ş.’yi darp ettiği gerekçesiyle tutuksuz yargılanan Yalçın Ş.’ye 2 bin 240 TL para cezası verildi.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı alarak kadınların hayatını tehlikeye atan tek adam hükümeti döneminde, kadına yönelik şiddetin bedeli 2 bin 240 TL olarak belirlendi!

Soma’da 3 çocuk annesi İ.Ç., 3 ay önce boşandığı T.Ç. tarafından saldırıya uğradı. Kafedeki kadınların dayanışması sayesinde İ.Ç ve kundaktaki bebek saldırgandan kurtulabildi.

Bu 103 günde, kadınlara ve çocuklara cinsel istismarda bulunanlar cezasızlıkla ödüllendirildi.

G.Y’ye yönelik ‘çocuğun cinsel istismarı suçundan’ açılan davada, sanık Ramazan Güney ilk celsede ‘delil yetersizliğinden’ beraat etti. G.Y’nin mahkemeye delil olarak sunduğu ‘suçun itiraf edildiği telefon görüşmesi’ delil niteliğinde sayılmadı. Mahkeme, çocuğun İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde gördüğü psikolojik tedaviye ilişkin rapor dahi istemedi.

İstanbul’da yaşayan 17 yaşındaki T.K., öz babası Y.K.’nin uzun yıllar cinsel istismarına maruz kaldığını Adli Tıp Kurumu raporu ile belgeledi. Buna rağmen mahkeme, Y.K.’nın delil yetersizliğinden beraatına karar verdi.

Antalya Elmalı’da 2 çocuk uğradıkları cinsel istismarı yazarak, çizerek anlatmalarına ve Adli Tıp raporu ile belgelemelerine rağmen istismarcılar tahliye edildi.

Bu 103 günde, katiller, kadına yönelik şiddet uygulayanlar, iyi hal indirimleri ile ödüllendirildi.

23 kez suç duyurusunda bulunan Ayşe Tuba Arslan’nın başına defalarca satırla vurarak öldüren Yalçın Özalpay’a iyi hal indirimi uygulandı. İndirimin gerekçesi “boşanmaya rağmen sadakat yükümlülüğü” oldu…

Rukiye Ay ve 1,5 yaşındaki kızı Eylül’ün üzerlerine kaynar su döken Ali Ay’a iyi hal indirimi uygulandı. Topu topu 4,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Ali Ay, indirim sonrasında 3 yıl 9 ay ceza aldı.

İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilme kararı alındığı günden itibaren, kadınların ve çocukların payına, ölüm, istismar, şiddet düştü. Sadece 103 günde yaşadığımız bu karanlık tablonun sebebi bellidir.

300’ü aşkın kadın derneğinin üye olduğu EŞİK Platformu’nun verilerine göre, Sözleşme yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014’den bu yana uygulansaydı, bugün en az 2 bin 336 kadın yaşıyor olacaktı.

Çünkü devlet, kadına karşı şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri almış olacaktı. Kadınları etkin şekilde koruyacak, şiddeti önleyemediği koşulda da adil yargılama ve cezalandırma süreçlerini işletecekti.

Kısacası İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülükleri yerine getirilmiş olsaydı; kadınlar sokak ortasında göz göre göre öldürülemeyecekti, kadınları katledenler cezasızlıkla ya da iyi hal indirimleriyle ödüllendirilmeyecekti. Çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunanlar, delil yetersizliği gerekçesi ile tahliye edilmeyecekti; cinsel istismar mağduru çocuk, delil sunmak için istismarcısı ile ikinci kez bir araya gelip ses kaydı almaya çalışırken tekrar taciz edilmeyecekti…

Birçok kadın örgütünün, siyasi partinin ve bireyin Danıştay’a açtığı dava, iki gün önce reddedildi. Ancak, Danıştay 10. Dairesi’nde ara karar veren heyetin değiştirildiğini ve oylamanın 3 kabul oyuna karşı 2 red oyu ile sonuçlandığını biliyoruz. Yürütmenin durdurulması yönünde oy veren üyelerden biri, uluslararası andlaşmaların yasa hükmünde olduğunu, fesih edilmesine ilişkin işlemlerde Cumhurbaşkanı’nın yetkisinin bulunmadığını belirtti. Karşı oy veren diğer üye ise; “yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereği bir işlem hangi usule uyularak tesis edilmişse, aynı usule uyularak geri alınmalı, kaldırılmalı veya feshedilmelidir” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oyladığı uluslararası sözleşmelerin sadece yürütme organı işlemiyle feshedilmesi mümkün değildir” vurgusunu yaptı.

Telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasına rağmen yürütmeyi durdurma kararı vermeyen Danıştay’a soruyoruz:

Kadına yönelik şiddeti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık gibi, siz de mi tolere edilebilir buluyorsunuz?

Şu çok net bilinmelidir ki; yaşanan her kadın cinayetinin ve çocuğa yönelik istismarın sorumlusu, tek adam hükümetidir; çünkü kadın cinayetleri politiktir. Kadına yönelik şiddete bedel biçenler şiddeti bitirmek istemiyor! Tacizcileri, tecavüzcüleri cezasızlıkla ödüllendirenler, yaşam hakkımıza sahip çıkmıyor! Her fırsatta erken evliliğe göz kırpanlar, çocuk yaşta evliliği yasaklamak istemiyor!

Ancak biz, kadınlara tacizi, tecavüzü, ölümü reva görmelerine izin vermeyeceğiz.

Kadınların canıyla oynayan bu kararın hesabını ilk seçimlerde sandıkta soracağız!

İktidara geldiğimiz ilk hafta içinde İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini sağlayacağız. Sözleşmeyi uygulamaya koyduğumuzda bütün yükümlülüklerini yerine getirerek, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, istismarın nasıl sonlandırılacağını göstereceğiz. Türkiye’yi yeniden hukuk devletine dönüştüreceğiz. Halkın partisi olarak, halkla birlikte bu vahşeti sona erdireceğiz.

Çünkü biliyoruz ki: Adam Tek Biz Çoğuz!”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.