enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Vücud İkliminin Sultânı – Süresiz Yazılar

Yıl 2004-2005 Bodrum’da amatör bir koroya devam ediyorum. Amacım sosyalleşmek ve birazda iş-ev-iş düzeninde geçen yaşantımın tek düzeliğini kırmak.

Çeşitli mesleklerden, Bodrumlu olan olmayan ve farklı yaşlarda birçok insan var. Ortak noktamız Türk Müziğinin eserlerini doğru biçimde söylemek.

Koro şefi bize şarkıları çalıştırırken Türk Müziği hakkında nazariyat (teori) dersleri de veriyor. Makam, usul nedir, karar perdesi nedir az da olsa öğreniyoruz. Sonuçta hiçbirimiz yorumcu olmayacağız, amatörüz.

Koro içinde bu işleri daha iyi bilen ve profesyonellere taş çıkartan seslerde var. Kimi konservatuar sınavlarına giriyorlar ama meşhur hastalığımız torpil nedeniyle seçilemiyorlar.

Kış sezonu boyunca çalıştığımız şarkıları baharda konserler düzenleyerek müzikseverlerin karşısına çıkıyoruz. Salonlar doluyor, alkışlarla konserlerimiz bitiyor. Heyecan içinde konser sonrası çiçekler alıyor, fotoğraflar çekiniyoruz. Konserin beğenilmesinden dolayı herkes mutlu ayrılıyor.

Bu çalışmalara zaman ayırmak her zaman mümkün olmuyor. Korolarda tanıdığımız müstesna insanlar var. Yeni dostluklar kurmaya vesile oluyor.

Korolarda bir profesyonel olmasakta en azından iyi ve kötü yorumu ayırt etmeyi ve iyi bir Türk Müziği dinleyicisi olmayı öğrendik.

Milletimizin çok bağıran sanatçıyı alkışlama huyu bizde olmuyor. Aksine iyi ve kuralına uygun söyleyeni dinlemenin güzelliğini keşfediyoruz.

Koronun konsere çıkması da disiplinli olmayı gerektiriyor. Herkesin görünmesi için ayağımızın sığacağı kadar ahşaptan yapılmış platformlara kadınlar önde erkekler arkada diziliyoruz. Konserler 2 saatten fazla sürüyor. İlk yarım saat pek bir şey hissedilmiyor, gayet rahatız. Açılış şarkısı seyirciye hitaben her zaman Avni Anıl’ın Safalar getirdiniz bestesiyle başlıyor.

Safâlar getirdiniz
Safâ geldiniz dostlar
Bezme revnâk verdiniz
Safâ geldiniz dostlar
Ye iç gül eğlen dostlar
Esenlikler sizin dostlar

Dedikten sonra usulüne uygun makam sırasıyla daha söylemesi zor şarkılara geçiyoruz. Şarkı söylerken pek anlaşılmıyor ama dar bir alanda dik ve uzun süre kıpırdamadan durmak oldukça zorlayıcı oluyor.

2005 Mayıs ayındaki konserimize ülkemizin ilk Avrupa Güzeli Günseli Başar ve Türk Müziği sanatçısı Nigar Uluerer katıldı. Her ikisi de ebediyete göçtüler, saygıyla anıyorum.

Günseli Başar Bodrumda yaşarken sosyal organizasyonlara katılır, toplum yararına işler için çaba gösterirdi.

Nigar Uluerer, Bodrumda hayvan hakları konularında çalışmalar yaptı. Konserimizde seyirciler arasında olduğu anons edilince seyircilerin ısrarlı alkışlarıyla sahneye geldi ve bizlerle beraber Haydar Haydar’ı söyledi. 80 yaşında olmasına rağmen yılların sesinden ve sahne hâkimiyetinden bir şey kaybettirmediğini gördük. Nakarat kısımlarına salondaki seyircilerde eşlik etti. Bütün salon tek bir koroya dönüştü.

Türk Müziği engin bir deniz daldıkça birçok mücevher var. Yazımın başlığı olan nihavend şarkıyıda ben ilk defa koroda duydum. Şarkı aslında 3 cümleden oluşuyor. Bestesini Hacı Arif Bey yapmış. Şarkıyı provalarda çalışırken koroda güzel bir uyum yakalandı. Türk Müziği gibi değilde adeta kalabalık bir koroyla senfonik bir eser seslendiriyoruz. Şarkının sözlerinin cismani değil ruhani olduğunu ve Peygambere ithafen yazıldığını okumuştum.

Vücud ikliminin sultânısın sen

Efendim derdimin dermanısın sen

Bu cism-ü na-tüvânın cânısın sen

Efendim derdimin dermânısın sen.

Şarkının erkek sesine yazıldığını söyleseler de çok iyi okuyan kadın sanatçılarda var.

Türk Müziğinin asaleti olarak tanınan rahmetli İnci Çayırlı  https://www.youtube.com/watch?v=Ltj-Ung-tk4

Ve  erkek sesi olarak Münip Utandı’nın yorumu en beğendiğim yorumlar arasında… https://www.youtube.com/watch?v=j7gaRu7yn2w

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.