Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Türkiye’de kıyı şeridinin kullanım hakkı Türkiye’yi yaz sezonu öncesinde ikiye böldü.
Bu bölünme özellikle bu hakkın savunucuları ile işletme sahipleri arasında yaşanıyor.
Yıllardır işletmelerinin önündeki plaj konumundaki kumsala servislerini açan işletmeler, yaz sezonunu başlamak üzere olduğu günümüzde karşı göstericilerle karşı karşıya geliyorlar.
-Uygulayıcısı kim olacak belli değil
Yıllardır hep sahil şeridinin kullanım hakkının halka ait olduğuna yönelik tartışmaları dinler ve bunun Anayasal bir hak olduğunu okur ve duyarız
-Ancak bu hak bir türlü uygulanmazdı.
Bu sene bu uygulama üzerinde bir odaklaşma ve mücadeleci bir çalışma ulusal medyaya taşındı ve köşe yazarları da bu konuda yazılar yazmaya başladı.
Bakalım bu sene yaşama girebilecek mi?
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan bu yılı Emekliler Yılı olarak ilan etmişti. Ben de yıllardır Anayasal bir hak olmasına rağmen yaşama giremeyen sahil şeridi halka aittir hakkından hareket ederek. Bu yılı “Sahiller Halkındır” diye ilan edip işlerlik kazandırılmasını öneriyorum.
Sanki bu hak sadece Bodrum’da ihlal ediliyor
Sanki sadece kıyı şeridi hakkı Bodrum’da ihlal ediliyormuş gibi de bir hava oluşturuldu. Bu kıyı şeridi kullanımı ihlalleri tüm Türkiye’nin sorunudur.
Ancak bu vatandaşa ait kıyı şeridindeki hakkın tam çizgileri net belli değildir.
Bir kere bu ihlallerin muhatabı kim? Belediye mi? Kaymakamlık mı? Valilik mi? Bunlar da belli değil.
İşletmelerin hakkı ne?
Örneğin Türkiye’de öyle sahil şeritleri var ki, alabildiğine uzanıyor. Ulaşımı var ise vatandaş oraya gider istediği gibi de kullanabilir.
Ancak bir de bu kıyı şeridini kullanma hakkı vatandaşa ait olduğu halde işletmelere ecrimisil yani işgaliye cezası ödetilerek kullandırılan yerler de var. Zaten sıkıntı bu yerlerde başlıyor.
-Bu işletmelerin durumu ne olacak?
Şimdiye kadar Allah’ın bir kulu çıkıp da bu konuyu masaya yatırmadı.
Örneğin Bodrum’un en merkezi yerindeki Kumbahçe, bu konuya en iyi örnek olan yerleşim yeridir.
Burada yan yana olan restoran, kafe, bar gibi işletmeler plaj olarak kullanılacak kumsalı işletmelerine servis alanı olarak 24 saat işgal ediyorlar.
Bu sahil gündüzleri plaj kültürüne yakışmaya acayip aksesuarla donatılarak, akşam servisi için adata ablukaya alınmış gibi istila ediliyor.
Aynı zamanda burası Bodrum’un en tarihi yeri Bodrum Kalesi’nin dibinde yapılıyor.
Turizm için vizyoner olmak gerekir diyoruz ya işte o garip. İnsan sormak istiyor bu rezaletle mi sizin vizyonerliğiniz diye?
Bu sözlerim Bodrum’un yeni Belediye Başkanı Sayın Tamer Mandalinci’ye veya Bodrum Kaymakamı Sayın Mustafa Çit’e değil.
Çünkü yıllardır bu Kumbahçe’de 24 saat saçma sapan aksesuarlarla donatılıyordu. Onlar bu rezaleti kucaklarında buldular.
-Bir de son günlerde Kumbahçe lobisi çıktı.
Burada sözü Bodrum’da geçerli zatlar oturduğu için buraya bir şey yapılamazmış diye de fısıltılar da yayılıyor.
İşte bu kıyı şeridine koruma akımının başlattığı bu mücadele de göreceğiz Kumbahçe lobisinin gücünü. Evet, Bodrum Kumbahçe bu yasanın uygulanırlığında çok iyi bir test yeridir.
Eğer burada etkili olunmaz ise büyük adaletsizlik ve haksızlık olur. Bu da Türkiye’ye yakışmaz. Gündüzleri o masalar, sandalyeler ve yerinden kalkmayacak kadar ağır saçma sapan o aksesuarlar kalkıp sahil kuma terk edilecek.
Vatandaş da denize girecek.
Akşamları da bu işletmeler praktik masa ve sandalyelerini atarak hizmetlerini verebilir. İşte size en sağlıklı herkesi memnun eden barışçı çözüm.
Yoksa Kumbahçe’ye masa, sandalye attır, Paşatarlası’na attırma bu tepki alır ve bu tartışmayı ve kavgayı sonlandırmaz. En azından ben sonlandırmam.
Tandoğan Uysal/ Stockholm