İnsan Nerede

Her gün değişen gündem, aşırı yaz sıcakları, aile içindeki sağlık sorunları, her şeye rağmen umutlarımızı çoğaltan mutluluğumuza mutluluk katan sevgili torunum İzzet Emir bebeğimizin dünyaya gelişi ve artık önceliklerim “torunlarım” derken uzunca bir süredir yazamadım. Yazmanın, düşüncelerimi paylaşmanın verdiği huzurdan, heyecandan uzak kaldım. Onun için öncelikle sevgili okurlarıma “merhaba” demek istiyorum. “MERHABA” sevgili okur.

Artık dayanamıyorum. İçimdeki isyan öfkeye dönüştü. Bizler bunca yıl “ne yaptık” veya “ne yapmadık” da güzel ülkemiz yangın yerine döndü. Gençlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız, emeklilerimiz, işçilerimiz bugün bu halde. Kimler suçlu, kimler suskun, kimler seyirci, kimler daha ahlaklı, kimler daha dürüst. Dürüst kime denir? Siyasetçi kimdir? Yurtseverlik nedir? Her şeyden ötesi artık kimler insan, kimler insan değil. Birlikte yol yürüdüklerimizin asıl amaçlarının sadece bir sonra ki seçimler mi olduğu, Vatan ve memleket sevdasının ne olduğu, siyasetin nasıl yürüdüğü gibi onlarca beynimde netleşen ama anlamak tan korktuğum yüreğimi sıkıştıran içimde binlerce deli soru.

Türkiye de artık huzurlu bir güne uyanmıyoruz. Son aylarda yaşadıklarımız. 8 yaşında katledilen NARİN’in unutturulan gerçekleri, her gün işlenen kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, tecavüzleri. Asla birer tesadüf değildir. Onlar, bizim gördüklerimiz aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır.

İçinde yaşadığımız, çoğu zaman sanki her şey normalmiş gibi sessizce bakıp günleri geçirdiğimiz, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” der gibi katlandığımız bu sistemde artık bu toplum çocuklarından katil yaratıyor. Çocuklarını katlediyor. İşçilerini, emeklilerini aç bırakıyor. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapıyor. Hastaneleri, eğitim kurumları ticarethaneye dönüşmüş.

Narin cinayeti ve Yeni doğan bebek çetesiyle toplumsal çürümenin en son somut örneğiyle karşı karşıya kalan yüreğimiz artık dayanamıyor. Yaşadığımız acılar, bu zorbalık düzeni mutlaka son bulmalı. Bu acıların, cinayetlerin toplumsal, siyasal, tarihsel nedenleriyle mutlaka yüzleşmek zorundayız. Etrafımızdaki organize olmuş ve çoğalan kötülüklere karşı organize iyilikleri çoğaltmaya mecburuz.

Peki, bunu nasıl başaracağız. Kokuşmuş, çökmüş sistemi nasıl değiştireceğiz. İçimizdeki yangını nasıl söndüreceğiz. Güzel ülkemin üzerindeki kara bulutları nasıl yok edeceğiz. Unutmayalım ve kabul edelim ki bugünün sorumlusu hepimiziz. ilk öncelik de siyaset kurumlarındadır. Sorumlu yıllardır gözümüzün önünde örgütlenen cehaletin karşısında örgütlenemeyen muhalefettir. İlkelliğin, feodalizmin, tarikatçılığın yansıması olan günümüz sisteminin karşısında ortak değerlerde buluşamayan siyasetçi ve siyaset kurumlarındadır.

O nedenle sorun çok büyük. İşin sosyolojik, siyasal, geleneksel boyutunu boyutlarını kendilerine siyasetçiyim diyenler öncelikleri görmez gereğini yapmazlarsa daha çok bebek cinayetlerini görürüz. Kadınlarımızı, kızlarımızı, çocuklarımızı kaybederiz. Mecliste bir milletvekili kürsüden “biz 600 milletvekili ne yapıyoruz.” diyor. Ben de soruyorum. “ey siyasetçiler daha ne kadar bekleyeceğiz. Toplumda, halkın nezdinde siyasetçiye ve siyaset kurumlarına güvenin hiç olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Unutmayalım ki güven ve adalet duygusunun yitirildiği toplumlarda huzur da, refah da olamaz. Ancak yanlış iktidarın farklı türevlerinin ortaya çıkmasına yer değiştirmesine sebep olur. Onun için kendine siyasetçiyim diyenler, sosyal medya hesaplarındaki profillerinde siyasetçi yazanlar, özellikle siyaset kurumlarındaki yöneticiler artık uyanma zamanı gelmedi mi?

Atatürkçü, Atatürk milliyetçisi, sosyal demokrat bir kadın olarak,  torunlarının ve yetiştirdiği binlerce öğrencisinin geleceği için,  siyasete bir yaşam biçimi bir duruştur diyen bir insan olarak bir kez daha ARTIK YETER diyorum. Halk eşitlik, adalet dürüstlük samimiyet, vicdan, demokrasi istiyor.

Cumhuriyetin 101. yılında ve daima YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, YAŞASIN LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ diyerek bir kez daha haykırıyor en büyük bayramımız kutlu olsun diyorum.

Nuran Yüksel

21 Ekim 2024

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Şadan Dedeoğlu dedi ki:

    Yüreğinize kaleminize sağlık Nuran Hanım.
    Yaşananlar duyduklarımız ve giderek tırmanan yolsuzluklar rezalettir.
    Hem sosyal hem siyasi ahlak dibe vurmuş adeta.
    Geleceğimiz, yavrularımız,daha şimdiden ,dünyaya gözünü açar açmaz gözü dönmüş tacirlerin elinde rant uğruna yok ediliyorlar. Bir Cana kavuşmak kolay mı?
    Artık seçtiğimiz temsilcilerimiz ,halkımız ,her türlü. siyasi hesapları bir yana bırakıp birlik olmalıyız.
    Her şey bitip gemi batarken hiçbir siyasi tavır öncelik alamaz .Unutulan insani değerlerin yok olmadan ;acilen , siyasi farklılık gözetmeden ,bizlere; onca yoksulluk varken mücadele edilip
    armağan edilen Vatanımıza Cumhuriyet değerlerimize sahip çıkmalıyız.

  2. Firdevs Şengül dedi ki:

    Malesef sevgili Nuran Yüksel sanki içimizi boşaltıyorlar. Acı acı acı her gün daha çok acı…