Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yolunu açtığı “kadınlar kentlerini yönetiyor” projesi kapsamında yapılan toplantıların 1.sine cumartesi günü katıldık. Muğla’nın ilçelerinde kurulan 19 mahalle kadın meclisleri sözcüleri ve üyeleriyle bir araya gelerek Muğla’yı kadınlar için daha güvenli, daha adil, daha yaşanabilir bir kent nasıl yaratabilirizi konuştuk. Kadınlar hayallerini ve projelerini anlattı. Ahmet Başkan dinledi notlarını aldı.
Ula, Menteşe, Bodrum, Akyaka’da kurulan kadın mahalle meclislerinin farklı öncelikleri olsa da hepsinin tek bir ortak noktası vardı. Şiddetin olmadığı, farklılıklar olsa da eşitliğin sağlandığı, sokaklarında özgürce dolaşabildikleri, geceleri parklarında korkusuzca oturabildikleri bir kentlerinin olmasıydı özlemleri.
2000’li yıllardan beri Bodrum/Muğla yerel siyasetinin içinde öncelikleri kadın, kültür ve eğitim politikaları olmak üzere aktif siyaset yapan ve üretmeye çalışan bir yerel kadın olarak toplantıya Bitez Kadın Meclisi sözcüsü olarak katılmıştım. Özellikle genç kadınları, hayallerini, heyecanlarını dikkatle dinledim. Program da söz sahibi olanları izledim. Zaman zaman kalbim sıkıştı. Zaman zaman gözlerim doldu. Zaman zaman umutlarım çoğaldı. Zaman zaman omuzlarım düştü.
Yıl 2025 ve biz kadınların yıllardır söylediğimiz aynı şarkıyı söylemeye devam ettiğimizi gördüm. Ancak çok farklı bir gerçek vardı ki kadınlar olarak hala aynı şarkıyı söylüyor olsak da süreçte kadınlar olarak çok yol alınmıştı. Süreçte kadınlar çok daha kararlı ve inançlı olmuşlar dayanışmanın önemini görmüşlerdi. Eğer isterlerse kaderlerini, her şeyi dönüştüre bileceklerini fark etmişlerdi. O nedenle sesler daha güçlü çıkıyordu. Yeter ki örgütlenmelerinde yanlış yönlendirmeler yapılmasın. Yeter ki kadınlar günümüz yanlış siyasetinin, siyasetçilerin yarattığı kirli sokaklarında kaybedilmesin.
“yiğidi öldür, hakkını ver” diye bir deyiş vardır. Ahmet Aras Başkanın kadınlarla ilgili izlediği politika ve yol açıcılığı tartışılmaz. Bu güne kadar kadınlar adına yapılması gereken politikaları Belediye bünyesinde kısa sürede kurumsallaştıran ilk başkandır. Belediye Bünyesin de “kadın aile müdürlük”lerinin kurulması, Muğla Büyükşehir’de ve tüm ilçelerinde Kadın mahalle meclislerinin kurulmasını öncelikleri arasında görerek kısa sürede hayata geçirilmesini sağlaması çok çok önemlidir. Bu sonuç elbette sadece bugünü yaşayan kadınların talebi değildir. On yıllardır mücadeleden vazgeçmeyen kadın haklarına saygı duyan kadın erkek anlayışlarında sonucudur. Evet… Kadınlar hakları ve kazanımları için mücadele etmekten asla vazgeçmemelidir. Ancak yerelde ve genelde seçilmişlerin, atanmışların kadınların taleplerine, seslerine sözde değil, özde sahip çıkmaları çok önemlidir. Biz Muğlalı kadınlar olarak şimdilik şanslı olduğumuzu söyleyebiliriz.
Ayrıca yönetimlerin, kurumlarında planlanan, programlanan kadın çalışmalarının ayrıştırıcı değil, birleştirici ve dayanışmayı güçlendirici bir şekilde sürdürülmesine dikkat çekilerek aynı grupta olmasalar da tüm kadın yapılanmalarının aktif olmasının sağlanması bunun için uyarıların takip edilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda da en büyük sorumluluk yine aktif olarak çalışan, öncü görevlilere ve gönüllülere düşmektedir. Kadın mücadeleci gücünün yanı sıra bir o kadarda kırılgan bir yapıya sahiptir. Çok bağıran, çok konuşan, profesyonelce yol alanların gölgesinde ve sessizliğinde hiçbir kadın kaybedilmemelidir. Kadın mücadelesine inanan kadınların böyle bir lüksleri asla olamaz.
Yıllardır hayallerimin en başında yer alan bu konuda çok yazıp çizerek ve Bitez’de son üç yıldır kadın meclisi olarak anlatmaya oldurmaya çalıştığımız “KADIN YAŞAM MERKEZİ”nin bir an önce açılması ve diğer mahallelere de örnek olmasını heyecanla bekliyor takip ediyoruz. Bu konuların yerel yönetimlerin su, kanalizasyon kadar gündemlerinde ve öncelikleri arasında olmaları gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.
Ülkemiz çok zor günlerden geçiyor. Yoksulluğun ve adaletsizliğin her geçen gün arttığı ülkemizde (her ne kadar Muğla ve ilçelerinde yaşayan şanslı kadınlar olsak da) acıyı ve trajediyi en fazla kadınlar ve çocuklarımız yaşıyor. İşte bu yüzden eşit ve özgür bir hayatı biz kadınlar kuracağız. Kendi adımıza karar vermemizi, hayatlarımızı nasıl yaşayacağımızı, seçmemizi ve seçilmemizi engelleyen veya zorlaştıran, özgürlük mücadelemizin önünde duranlara karşı dayanışmamızı güçlendirmek zorundayız. Ortak değerlerimizde önce kadın olarak bir arada durabilmeyi, birbirimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Tekrar bir kez daha diyorum ki eşitlik, adalet özgürlük, emek, barış ve dayanışma için söylenecek sözlerimiz, değiştirecek gücümüz vardır.
Yeter ki “yaşasın kadın dayanışması” sloganını sözde değil yürekten inanarak, severek söyleyen kadınları çoğaltacak çalışmaların içinde olalım. Destek verelim, sahip çıkalım.
Nuran Yüksel/Mart 2025