Artık Yeter!

(bu yazı ülkeyi yönetenlere acık bir suç duyurusu ve çağrıdır.)

Yine aylardan Ocak. Yeni Yılın ilk ayı Umutla acıyla harmanlanan bir aydır.

Bu ülkede ocak ayı yıllardır yas ayı oldu.

Kurşunun söze, karanlığın akla galip geldiği ay oldu.

Yüzleşmeyenlerin takvimi oldu.

Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Musa Anter, Hrant Dink, Abdi İpekçi ve onlarca demokrasi Şehitlerimizi içimizde ki bitmeyen acılarla andığımız “unutmadık, unutturmayacağız” dediğimiz ay oldu ocak ayı.

Evet, bugün içim çok daha fazla acıyor. Çünkü şimdi sıranın çocuklara geldiğini görüyorum. Atlas 15 yaşındaydı. Onu öldüren de 15 yaşında bir çocuk. Son yıllarda yaşdaşları tarafından öldürülen çocuklar o kadar çoğaldı ki. Ali İsmail Korkmaz, Özge Can, Ahmet Minguzi ve sonuncusu Atlas. İsimlerini artık ezberleyemiyoruz. Çünkü bu ülke ölümlere alıştı… Ve ben çok korkuyorum. Çünkü Asıl felaketin ALIŞMAK olduğunu görüyorum.

Uğur Mumcu’yu öldüren zihniyetle, Hrand Dink’i hedef gösteren iklimle bugün çocukları birbirine öldürten, çocuk mafyaları yaratan karanlık sistem aynıdır. Aynı nefret dili. Aynı cezasızlık. Aynı suskunluk. Sadece tetiği çekenlerin yaşı küçüldü.

Bir öğretmen olarak isyan ediyorum.

Çocuklara düşünmeyi, sorgulamayı değil, iteati; vicdan değil öfke öğretildi.

19 yıl önce Hrand Dink’in katili bir çocuktu. O çocukla yüzleşilmedi. Onu yaratan düzenle hesaplaşılmadı. O korudu, sembolleştirildi, aklandı… Şimdi başka çocuklar o karanlığın içine düşüyor. Ve hala “münferit” olaylar deniliyor. Hayır, Atlas’ın ölümü münferit değildir. Bu ölüm sistematik bir çürümenin sonucudur…

Bir siyasetçi olarak isyan ediyorum. Kürsülerden akan nefretin her kelimesinde bugünü yönetenlerin imzası var.

Bir anne, bir büyükanne olarak haykırıyorum. Hiçbir çocuk doğuştan katil değildir. Çocukları katil yapan sistemin bitmesini istemediniz. Çocuklarımızı korumadınız. Onları karanlığa teslim ettiniz.

Bu ülke önce aydınlarını kaybetti. Şimdi çocuklarını kaybediyor. Unutmayalım ki ölen çocuklarımızla beraber sadece aileleri ölmüyor. Kentlerin de huzuru ölüyor. Sokakta rahatça dolaşma özgürlüğü de ölüyor. Kafe de çay içebilme, parklarda dolaşma özgürlüğü de ölüyor.

Bugün çocuk ölümleri artık milli güvenlik meselesi haline gelmiştir… Ve ben gerçekten ilk kez çok korkuyorum. Çocuklarımız tehlikede. Çocuk çeteleri arasındaki savaş kızışmış diyorlar. Yeni nesil çocuk mafyaları içinde ölende, öldürende 15 -16 yaşlarındaki çocuklar.

Dün Uğur Mumcu, Hrand Dink gitti. Bugün Atlas gitti. Sırada kim var? Siyaset nerede? Siyaset çocuklar ölürken “açıklama yapılacak” diyen yerde yoktur. Siyaset; annelerin çığlığını duymayıp susulan yerde yoktur. Siyaset; yüzleşmekten korktuğu için suçu çocukların sırtına yıkan yerde yoktur.

Evet; Bu yazım aynı zamanda iktidar sahiplerine, ülkeyi yönetenlere açık bir suç duyurusudur!

Bir çağrıdır!

Artık aydın cinayetleriyle yüzleşin. Çocuk cinayetlerini, kadın cinayetlerini normalleştirmeyi bırakın. Nefret dilini derhal terk edin. Cezasızlığı bitirin. Aksi halde bu ülke insanları her ocak ayında biraz daha küçülen tabutlar taşıyacak. Sizlerin ve bizlerin yani bu ülkenin çocukları; ülkelerinin çocuklarını katil yapan sistemi yaratanları, seyirci kalanları, suskunları asla affetmeyecek.

Nuran Yüksel /Ocak 2026/Bodrum

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Safiye Akkum dedi ki:

    Yaşadığımız zorlukların, hissettiğimiz yorgunluğun ve artık taşınması zor hale gelen yüklerin bu kadar sade ve açık bir dille ifade edilmesi çok kıymetli. Bu yazı, öfkeyle değil, yaşananların farkında olarak kaleme alınmış bir çağrı gibi. Okuyan herkesin kendinden bir parça bulacağına inanıyorum. Dileğim; bu sözlerin duyulması, anlaşılması ve daha adil, daha umutlu bir geleceğe katkı sağlaması.

  2. Akdoğan Özgezgin dedi ki:

    RTÜK asli görevini yapmıyor. Özellikle iktidar yanlısı TV lerde şiddet içerikli diziler had safhada.