Sibel Kaya’dan Açıklama

Sibel Kaya’dan Açıklama
polat-galle-27.02.2023
previous arrow
next arrow

Bodrum Kent Konseyi Kadın Meclisi TÜLOV Temsilcisi ve eski Bodrum Kent Konseyi Kadın Meclisi Sözcüsü Sibel Kaya, 26 Haziran’da gerçekleşen Seçimsiz Olağan Genel Kurul’un ardından yazılı bir açıklama yaparak yaşanan sürece tepki gösterdi.

Bodrum Kent Konseyi Kadın Meclisi’nde daha önce yürütme kurulunda görev yapan, Sibel Kaya, 26 Haziran 2025’te gerçekleşen Seçimsiz Olağan Genel Kurul’un ardından bir yazılı açıklama yaparak kamuoyunu bilgilendirdi.

Kaya, açıklamasında sürecin en başından itibaren hukuk dışı bir şekilde yönetildiğini belirterek, “Kadın mücadelesine darbe vuran bu süreci ve kumpası teşhir ediyorum” ifadelerini kullandı.

Sibel Kaya’nın yazılı olarak yayınladığı açıklamada şu ifadeler yer aldı;

Bugün Bodrum Kent Konseyi Kadın Kadın Meclisi’nin istifalardan sonra 4 kişi kalan üyelerinin  Sosyal Medya Hesabından Şahsıma yönelik ve kişisel haklarıma saldırı niteliği taşıyan açıklamaları üzerine açıklama yapma gereği doğmuştur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki tarafımdan başlatılan hukuk mücadelesi henüz sonuçlanmamıştır ve yargı süreci devam etmektedir. Kişisel haklarıma yapılan bu saldırı ile ilgili 4 kişi hakkında gerekli hukuk mücadelesi de ayrıca yapılacaktır.

Kadın Mücadelesine Darbe Vuran Bu Süreci ve Kumpası Teşhir Ediyorum!

17 Aralık 2024 tarihinde gerçekleşen Bodrum Kent Konseyi Kadın Meclisi Genel Kurulu’nda en yüksek oyu alarak yürütme kuruluna seçildim. Teamüllere göre bu sonuç beni doğal olarak sözcülüğe taşıyordu. Ancak buna rağmen, 23 Aralık’ta yapılan ilk yürütme kurulu toplantısında açık oylama ile yeniden seçim yapılmış ve bu seçimde de oybirliğiyle Kadın Meclisi Sözcüsü olarak seçilmiştim.

Ne yazık ki bu demokratik irade, çok geçmeden kişisel hırslar, kurumsal güç suistimalleri ve sistematik zorbalıkla hedef alınmaya başladı.

1.Kumpas, Hukuksuz Toplantıdan Önce Başladı

Daha ilk yürütme kurulu toplantısında, Bodrum Kent Konseyi Genel Sekreteri olarak atanmış bir belediye çalışanı tarafından şahsıma karşı son derece saygısız, baskıcı ve provoke edici bir tutum sergilendi.

Toplantı sırasında ses tonunu yükselterek sözümü kesti, üst perdeden konuşarak otorite kurmaya çalıştı ve yürütme kurulunun iradesini yok sayar şekilde beni baskı altına aldı. Bu, açık bir psikolojik zorbalıktı.

2.Tepkimin Bağlamı Çarpıtıldı, Mesajım Rızam Dışında Paylaşıldı

Bu zorlayıcı tutumun ardından yaşadığım rahatsızlığı ifade etmek ve sınır çizmek amacıyla ilgili kişiye WhatsApp üzerinden şu mesajı attım:

“Bana bir daha böyle davranma. Öyle davranırsan karşında başka bir Sibel görürsün. Seni saygıya davet ediyorum.”

Bu mesaj:

  • Rızam olmadan üçüncü kişilerle paylaşılmış,
  • Kişisel bağlamından koparılarak “tehdit” gibi çarpıtılmış,
  • Şahsımı itibarsızlaştırmak için araçsallaştırılmıştır.

Bu durum yalnızca etik dışı değil; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) aykırı açık bir hak ihlalidir.

3.Kent Konseyi Genel Sekreteri Aracılığıyla Hukuksuzluk Derinleştirildi

Söz konusu mesaj, bahane edilerek “olağanüstü toplantı” adı altında hukuki temeli olmayan bir girişim organize edilmiş, bu sürece Kent Konseyi Genel Sekreteri aktif biçimde dahil edilmiştir.

Hiçbir tarafsız denetim yapılmadan, savunma hakkım tanınmadan, bana ait olan sözcülük görevi gasp edilmiştir. Bu, açıkça kadınların seçilmiş iradesine bir darbedir.

Üstelik bu korsan toplantı, 14 kişilik yürütme kurulunun 10 üyesi yok sayılarak sadece 4 kişiyle gerçekleştirilmiş, Kent Konseyi yönergesi hiçe sayılarak, yönergede hiçbir karşılığı olmayan bir yöntemle sözcülüğün düşürüldüğü ilan edilmiştir.

Bu girişim sadece hukuka değil, kadınların demokratik kazanımlarına da doğrudan bir saldırıdır.

4.Bugün Yayınlanan Açıklama, Kişisel Haklarıma Açık Bir Saldırıdır

Azınlık bir grup tarafından bugün yayınlanan açıklama, gerçek dışı iddialarla dolu olup şahsımı hedef alan ağır bir itibar saldırısı niteliğindedir.

Bu açıklama sadece bana değil, kadın mücadelesinin temel değerlerine, eşit temsile ve demokratik işleyişe yönelmiş açık bir tehdittir.

Üstelik bu açıklamada sürekli olarak “şiddete sıfır tolerans” ilkesine ve şiddet tutum belgesine yapılan atıf, bu belgenin gerçek şiddet vakalarındaki hayati önemini itibarsızlaştırmakta ve araçsallaştırmaktadır.

Kadınlara dönük fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddeti tanımlamak ve önlemek amacıyla oluşturulmuş bu belge; kişisel hesaplaşmalara, demokratik bir seçimi bertaraf etmeye ve bir kadını örgütsel alandan dışlamaya zemin olarak kullanılamaz.

Şiddet tutum belgesini dillerinden düşürmeyenler, şiddet faili oldukları resmi olarak tescillenmiş ve bu nedenle şikâyet üzerine Belediye çatısı altındaki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’ndan çıkarılmış olan iki BKD üyesinden birinin bu komisyona nasıl geri alındığını, diğerine ise belediye personeline toplumsal cinsiyet eğitimi verme yetkisinin nasıl verildiğini kamuoyuna izah etmek zorundadır.

Bu çifte standardın, kadın mücadelesine değil yalnızca iktidar ilişkilerine hizmet ettiği açıktır.

Bugüne kadar kadınların eşitliği, temsiliyeti ve söz hakkı için mücadele verdim. Bu mücadele, kişisel iktidar hırslarıyla, kurumsal baskılarla ve etik dışı yöntemlerle kirletilemez.

Susmayacağım.

Kumpasa karşı direneceğim.

Kadın dayanışmasını gerçek temellerine döndürmek için mücadele etmeye devam edeceğim.

Gerçek kadın dayanışmasını savunan tüm kadınlara çağrımdır:

Bugün susarsak, yarın hiçbirimizin sözü kalmaz”

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.