Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Cumhuriyet 102 yaşında.
Bodrum, bu yıl da kırmızı-beyaza bürünmüş, meydanlar dolmuş, kalpler aynı heyecanla atmıştı. Ama bu kez o coşkunun içinde bir başka derinlik vardı: geçmişten bugüne bir mirasın taşındığını, hâlâ o inancın canlı olduğunu hissettiren bir ruh…
Bodrum’da 29 Ekim sabahı başlayan kutlamalar yalnızca bir “resmî tören” değildi; bir halkın, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e olan bağlılığını yeniden haykırdığı bir buluşmaydı.
Atatürk’ün Heykeli Önünde Başlayan Sessiz Saygı
Bodrum Belediye Meydanı’nda Atatürk Heykeli önünde başlayan çelenk sunma töreninde bir sessizlik vardı — ama o sessizlik saygının en güçlü hâliydi.
Kaymakam Ali Sırmalı, Garnizon Komutanı Albay Ayhan Ulutaş, Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Cumhuriyet Başsavcısı Behçet İşlek ve kalabalık bir topluluk… Herkesin gözleri aynı noktada, aynı ideali anıyordu: özgürlüğün, eşitliğin, Cumhuriyet’in temeli olan o büyük lideri.
O an, 1923’ün Ankara’sından 2025’in Bodrum’una uzanan görünmez bir bağ kuruldu.
Atatürk’ün Nutuk’taki sesi, sanki rüzgârla meydanda dolaşıyordu: “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.”

Kortejden Meydana Uzanan Bir Millet Yürüyüşü
29 Ekim sabahı Eski Otogar’dan başlayan kortej yürüyüşü, Bodrum’un bütün sokaklarını aydınlattı.
Binlerce kişi ellerinde bayraklarla, meşalelerle, marşlarla yürüdü. O yürüyüş, sadece bir tören değil; Cumhuriyet’in hâlâ halkın kalbinde yaşadığının en sade, en güçlü ifadesiydi.
Meydanda öğrenciler, öğretmenler, gaziler, çocuklar… Herkesin yüzünde aynı gurur vardı.
Koro şarkıları, dans gösterileri, ödül alan öğrencilerin sevinci — hepsi bu ülkenin hâlâ umudu olduğunun göstergesiydi.

Ve ardından Bodrum Kalesi’nin taş duvarları arasında yankılanan bir ses:
“Cumhuriyet sonsuza dek!”
Fener Alayı: Geçmişten Geleceğe Yanan Işık
Akşam olduğunda Milta Marina’dan başlayan fener alayı, binlerce ışığın deniz üzerinde dans ettiği bir tabloya dönüştü.
O ışıklar sadece Bodrum sokaklarını değil, Cumhuriyet’e inanan kalpleri de aydınlatıyordu.
Meydan dolup taştı; marşlar, alkışlar, çocukların kahkahaları birbirine karıştı.
Ve sonra o an geldi:
Binlerce kişi aynı anda “Andımız”ı okudu.
Bir asır önce temelleri atılan Cumhuriyet’in, hâlâ bir vicdan, bir aidiyet, bir umut kaynağı olduğunu hissettiren büyülü bir an…

Tamer Mandalinci: “Cumhuriyet Özgürlüktür, Eşitliktir”
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin sahneden yükselen sesi, kalabalığın içinden yankılandı:
“Cumhuriyet özgürlüktür, eşitliktir. Cumhuriyet kadının, gencin, çocuğun, emeklinin, emekçinin umududur.
Bugün burada yaktığınız fenerler, taşıdığınız bayraklar, içinizdeki vatan sevgisi var oldukça Cumhuriyet sonsuza dek payidar kalacaktır.”
Bu sözler sadece bir konuşma değildi; yeni kuşağın Cumhuriyet’e verdiği bir sözdü.
Mandalinci, “iyi ki varsın Atatürk” dediğinde meydanda binlerce kişi aynı duyguyla “iyi ki varsın Cumhuriyet” diye karşılık verdi.
Ve herkesin elindeki telefon ışıkları gökyüzüne yöneldiğinde, o ışıkların Atatürk’ün “geleceği emanet ettiği” gençliği simgelediğini hissetmemek imkânsızdı.
Fettah Can Konseri: Coşkunun Müziğe Dönüştüğü An
Gecenin sonunda Bodrum Belediye Meydanı’nda sahneye çıkan Fettah Can ve Senfoni Orkestrası, coşkuyu doruğa taşıdı.
Şarkılar, Cumhuriyet’in yüz iki yıllık hikâyesine karıştı.
Gençler, çocuklar, yaşlılar… Herkes aynı melodide buluştu.
Başkan Mandalinci’nin sanatçıya çiçek ve Bodrum Futbol Kulübü forması hediye etmesi, bu kutlamanın hem kültürel hem yerel bağını simgeliyordu:
Bodrum’un sadece eğlencesiyle değil, ruhuyla da Cumhuriyet’e sahip çıkan bir kent olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bodrum’da Cumhuriyet Hâlâ Nefes Alıyor
Bodrum’un bu yılki 29 Ekim kutlamaları, yalnızca bir bayram değil; Cumhuriyet’e sadakatin, Atatürk’ün mirasına inancın, halkın iradesine duyulan güvenin yeniden ilanıydı.
Evet, Türkiye’nin sorunları büyük.
Ama Bodrum’daki bu manzara gösterdi ki, Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet hâlâ yaşıyor.
Yaşıyor, çünkü bu ülkenin insanı hâlâ o mirasa sahip çıkıyor.
Yaşıyor, çünkü Bodrum gibi kentlerde hâlâ fenerler yanıyor.
Ve o fenerler sönmedikçe, Cumhuriyet’in ışığı da sönmeyecek.
Tandoğan Uysal