Ahmet Aras Neyi Anlatmak İstiyor?

Tandoğan Uysal; 1985 yılında Anka Haber Ajans’ında muhabir olarak başlayan basın hayatı sırasıyla, Ulusal Basın AJANSI (UBA) Anadolu Ajansı İsveç Bürosu ve Hürriyet Gazetesi’nde 25 yıl süren İsveç Temsilcisi olarak çalıştı. İsveç Devlet Radyosu Türkçe bölümünde serbest gazeteci olarak çalıştı.

    Bazen bir konuşma vardır, yüksek sesle yapılmaz ama çok şey söyler. Ahmet Aras’ın kürsüden yaptığı konuşma da tam olarak buydu. Bağırmadı. Suçlamadı. Ama herkesin duyması gerekeni açık açık anlattı. Asıl soru şu: Dinleyen var mı?

    Basit Bir Soru, Zor Bir Cevap

    Ahmet Aras’ın sorduğu soru son derece netti: “Muğla’ya su verilmeyecekse, nereye verilecek?” Bu sorunun içinde ne siyaset var, ne ideoloji, ne de polemik.  Bu soru, bir kentin hayatta kalma sorusudur.

    Turizmin gözbebeği olan, milyonlarca insanın yaşadığı, yaz aylarında nüfusu katlanan Muğla’dan söz ediyoruz. Ve Aras diyor ki: “Samimiyetle söyleyin, biz de bilelim.” Bu cümle aslında bir meydan okuma değil, bir çaresizlik ifadesidir.

    Anlatılan Şey Su Değil, Tercih Meselesi

    Ahmet Aras kürsüde yalnızca suyu anlatmıyor. Bir tercihi anlatıyor. Zeytini anlatıyor. Toprağı anlatıyor. Ağacı anlatıyor. Ve ister istemez şu soruyu ortaya koyuyor: “Bu ülkede ne daha önemli?

    İnsan mı, enerji projeleri mi?”

    Kimseye doğrudan “yanlış yapıyorsunuz” demiyor. Ama yaptığı karşılaştırma çok net: Ya yaşamdan yana bir tercih yapılacak, ya da beton ve ranttan yana. Bu Sözler Kime? Bu sözler mahalle toplantısında söylenmiş sözler değil. Bu sözler, DSİ’ye söyleniyor. Ankara’ya söyleniyor.

    Karar verenlere söyleniyor. Yani yetkisi olanlara… Ve Ahmet Aras aynı anda şunu da söylüyor: “Ben durumu anlatıyorum, ama karar benim elimde değil.” İşte asıl sorun da burada başlıyor. Hükümet Ne Der, Biz Ne Yaparız? Elbette Ahmet Aras’ın bu açıklamalarına hükümet cephesinden nasıl bir yanıt geleceği bilinmez. Muhtemeldir ki onlar da kendi argümanlarını sıralayacaklardır.  Enerji ihtiyacı denecek. Kalkınma denecek. Ulusal çıkar denecek. Ama sonuç değişmeyecek. Bu siyasiler arasındaki karşılıklı açıklamaların sonunda biz yine sadece dinleyen tarafta kalacağız. Susuzluğu yaşayan biz olacağız. Zeytini kaybeden toprak olacak. Bedeli ödeyen yine Muğla olacak.

    Yerelde Ses Var, Merkezde Sessizlik

    Türkiye’nin özeti burada saklı. Yerel yönetici konuşuyor. Merkez susuyor.  Yerel yönetici sahadaki gerçeği anlatıyor. Ankara dosyalara bakıyor. Yerel yönetici ağacı, toprağı, suyu savunuyor.

    Birileri sadece rakam hesabı yapıyor. Ortada ortak bir akıl yok. Ortada bütünlüklü bir plan yok.

    Sadece herkesin kendi cephesinden konuştuğu bir kör dövüşü var.

    Ahmet Aras’ın Anlattığı Şey Bir İsyan Değil

    Ahmet Aras’ın kürsüde söyledikleri bir isyan değildir. Bu sözler bir tehdit de değildir. Bu sözler,

    bir yerel yöneticinin “ben bu yükü daha fazla taşıyamıyorum” deme biçimidir. Kuyu derin.

    Taş büyük. Ama akıl ortada yok. Ve bu ülkede, kuyuya atılan taşların bedelini hep Muğla gibi kentler ödüyor.

    Suyla…

    Zeytinle…

    Toprakla…

    Ve gelecekle.

    Tandoğan Uysal

    REKLAM ALANI
    Bir Yorum Yazın

    Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

    Henüz yorum yapılmamış.